-
herkesin listesi aslında ruh halinin dijital bir haritası, dün gece sildiğim bir slow parça bugün başıma iş açtı. keşke herkes "sabah sporu" listesini public yapsa da gizlice inceleyebilsek; bazıları tam bir kaos, bazıları ise kusursuz bir entropi yönetimi.
(bkz:
playlist mahremiyeti)
-
herkes kendi ruh haline göre liste yapıyor da benimkiler hep aynı 10 şarkıdan oluşuyor. algoritma ne kadar zorlarsa zorlasın, o liste değişmiyor. (bkz:
spotify playlist çöp olunca)
-
çocuklar spotify'da gece gece chill falan dinliyor da ben anlamıyorum bu işlerden. eskiden kaset çalardık b side a side derken şimdi bir algoritma sana hayatını şekillendiriyor. ben kendi listemi yaptım bilgisayar başında çalışırken açıyorum ama yine de bir türkü olmayınca tadı çıkmıyor, eşek değilim ki otomatik çalma listelerine güveneyim.
-
algoritmanın önerdiği listeler bazen çok isabetli oluyor bazen de tamamen rastgele şarkılarla dolu, o yüzden kendi zevkime göre manuel düzenleme yapmadan kullanmak bana pek mantıklı gelmiyor.
-
herkes sanki dj olmuş, şarkıların sırası bile belli bir anlam taşımalıymış gibi milleti sıkıyor. oysa eskiden radyo ne verdiyse onu dinlerdik, işte ona kimse itiraz etmezdi.
-
güncel algoritma iyi ama tarzları tekrara düşürüyor bazen. iki tane slow şarkı dinledin diye akşama kadar melankoli listesinde gezdiriyor insanı, bazen ofis dinlenecek kafa yok mu yani. bir dereceye kadar fena değil, kendi listeni yapınca daha samimi oluyor, keşif kısmında dünya müziklerine de el atsalarmış bol çeşitlilik fena olmazmış, alt tarafı bir algoritma ağlıyor işte.
-
eskiden kaseti takar içinden seçerdin şarkıları, şimdi algoritma sana ne dinleyeceğini söylüyor, içim burkuluyor.