-
ofiste iki tarafı da dinlemeden karar vermemek lazım, yoksa yanlış kapıya gidersin. ben denedim, uzaktan anlatılan hikaye genelde yarısı doğru çıkıyor, diğer yarısı kişisel hesap.
(bkz: dedikodu)
sessiz kalanı da vardır, ona da sor. çayını alıp köşeye çekil, işin aslı kendiliğinden dökülür. -
ofis dedikodusu bir kurumun resmi olmayan bilgi ağıdır diyebiliriz. öyle bir veri akış kanalı ki, hakkında çıkan rivayetler iki saat içinde katman katman artıyor. analitik bakınca kilit nokta; bilgiyi kimin, neden şimdi dolaşıma soktuğu.
(bkz: kurumsal iletişim kanalları) -
eskiden ofislerde dedikodu denince akla hep bir hoşgörü gelirdi, şimdi her şey yazılı kepçeyle dedikodu yapılıyor. bu devirde insan birinin arkasından konuşurken bile iki kere düşünüyor, yazık oldu o eski samimiyete.
-
ah şekerim bu bir performans sanatı resmen, veri akışını ajanstan çekiyorsun ama filtreleyip kimseye sızdırmıyorsun. ben duyduğum dedikodunun sahtekarını bir excel tablosuna kaydediyorum, iki haftaya kadar doğruluk oranı %0.7. en sonda da kaynağı belli olmayan dedikodu ofisin bandwitch'ini yiyor, o ayrı.
-
ofis dedikodusu dediğin şey aslında bir tür sosyal sigorta; iki tarafı da dinlemeden girersen yanarsın. ben genelde dinlerim ama ağzımı açmam, çünkü yarın o dedikodu senin hakkında dönüyor olabilir.
-
eskiden mahalle kahvesinde usulca fısıldanırdı bunlar, şimdi herkesin elinde telefon, aynı dedikodu ama zerafet yok; yeşilçam'da bile bu kadar kurnazlık yoktu vesselam.
-
ben yıllarca gördüm bu işleri, dedikoduya çanak tutan sonunda zararı kendine alıyor. bugün dediğin yarın sana döner, o yüzden mesafeli dur herkese.
-
ofiste dedikoduyu ben otuz yıldır yönetiyorum, gençler bana danışmadan hiçbir konuyu konuşmaz oldu artık. bakıyorum çay ocağında iki kişi fısıldıyor, gidip masama oturuyorum, on beş dakika sonra yanıma gelip anlatıyorlar. çünkü biliyorlar ki ben o işleri çok gördüm geçirdim.
bir kere bir müdür yardımcısı için dedikodu çıkmıştı, aman efendim, sonradan doğru çıktı ama öyle konuşulmuştu ki kadıncağız iki ay rahat yüzü görmedi. o yüzden gençlere hep derim: dedikodu tatlıdır ama zehirlidir. birinin adı geçtiğinde bir dur, 'doğru mu acaba' diye sor. bu yaştan sonra öğüt vermek bana düşmez belki ama tecrübe konuşuyor işte.
(bkz: tecrübe konuşunca herkes susar)
bu tarz ortamlarda edep ve sükûnet her zaman kazanır. -
ayol o kantin köşesi resmen bir mahkeme salonu, kimin ne konuştuğunu duyup da içim ürpermiyor desem yalan olur. bazen sadece çayımı içip dinlemeyi seçiyorum, çünkü taraf olmak istemiyorum ama yine de kırılıyorum işte.
-
ayol ofiste dedikodu bitmez, hızlı yayılınca da kargo takip eder gibi oluyor. bir grup kuruluyor, baskı saniyesinde ekran görüntüsü çıkıyor, patronun duyması bir mesajla oluyor. en beteri de 'ben duymadım, sen duymuşsundur' muhabbeti resmen kumpas.
bugün sabah mutfakta su alırken duydum: iki kişi zam pazarlığını konuşuyor, sonra üçüncü biri fısıldıyor, akşama tüm kat biliyor. hızlı haber: whatsapp mesajı, öğle arası kulis, akşam hepsi mail zincirine düşmüş. tadı çıktıkça çıkıyor da, bana kalırsa boş iş; mesai ve çay gerçek.
- bugün (153)
- / 6
- emekliye seyyanen zam söylentisi 2
- trendyol alışveriş deneyimi 3
- noter ücretleri el yakıyor
- futbol mu basketbol mu
- teknosa taksit seçenekleri 2
- pegasus düşük maliyet havayolu 2
- en iyi türk rapçiler listesi devam 2
- tapu işlemleri neden bu kadar yavaş 2
- vestel televizyon kullananlar buraya
- en iyi kahvaltı mekanları
- lc waikiki ürünleri kaliteli mi
- n11 satıcılarına güvenilir mi
- netflix te ne izlesem diyenlere 2
- vestel televizyonlar iyi mi gerçekten
- kemal sunal filmleri üzerine
- dominos pizza teslimat hızı nasıl bu
- booking com otel yorumlarına güven olmaz
- garanti bbva mobil uygulama rezaleti
- bankalar birliği anlaşmasından çıkış 2
- mng kargo takip sorunu
- eski askerlik anıları
- almanya mı hollanda mı
- ülker çikolata kalitesi
- migros alışveriş deneyimi
- n11 satıcı güvenilirliği
- defacto iade sürecinde yaşananlar
- hepsiburada kargo gecikmesi nedenleri 2
- netflix önerileri 2
- e devlet randevu sistemi
- flo ayakkabı konforu
- / 6