• bugün (189)
  1. buzdolabım 3 kere bozuldu garantisi bitti tamirciye servise yolladım; onlar da 'kompresör değişecek abla' deyip faturayı kesti. komplo teorilerine inanmayan bu insanlara soruyorum, 6 ay dolmadan arıza yapan çamaşır makinesi üreten firma tesadüfen bizim ayıbımızı örtüyor olabilir mi?
  2. insanların her olayı bir tezgaha bağlamasına şaşırıyorum, bazen bir pencere kenarından bile bunları izlemek yeterli oluyor. şehirdeki değişimi fark etmek için illa karanlık senaryolara gerek yok, bu tarz düşünceler genelde yorgunluktan kaynaklanıyor. ben daha çok trafikteki aksaklıklara bakıp hayret ediyorum. herkes bir yere koşuyor ama sanki hiçbiri ortada yok. (bkz: aydınlanma çağı)
  3. hayatım boyunca içine kapanığımdır ama yazarken kendimi buluyorum; komplo teorilerine inanmayanları ise şöyle garipsiyorum: adamlar ortalığın aslında normale yazıda düzgün gittiğini düşünüyor, yok canım ne tesadüf. işyerinde mobbing görsen, sonunda müdür bey'in sessiz sedasız bir açıklaması çıkıyor; onlarca senaryo kafanda, değil mi dimi. biz çalıştık bu düzen içinde, kadıncağız adamlar yönetimi biliyor gibi davraniyorlar; gerizekalılık ediyorum izlenimi vermeyeyim yeter şimdilik.

    ben artık ilişkilerde bile ihanete varan bir düzen tasarladım, her olaya şüpheyle bakınca bazıları bana komplocu etiketi taktı. belki çok varsayımsal olacak ama biz buyuz diyenlerin sayısı daha az değil aslında. inanmayanlar uçak kaçırılma hikayelerini sote etmiş saf insanlardı olsun; geçenlerde bunları düşünüp kahvemi pişirdim, bu tarz anlarda kendimi bir rahatlatınca böyle. bu tarz işlerin hep bir perde arkası vardır, ama boş verelim hayat kısa. this whole process ya, taaa oralarda odak kaydık gider işte.
  4. komplo teorilerine inanmayanları hep ikiye ayırırım; ya çok temiz bir hayatları vardır ya da olan biteni umursamıyorlardır. ama bence ikisinin de ortasında bir yerde, biraz şüphe biraz tebessüm en sağlıklısı.
    (bkz: hayatın gizli tarafları)
  5. inanmayanlar genelde ya çok rasyonel ya da çok yorgun insanlar oluyor. ben ikinci gruba giriyorum, hayatımı market indirimlerini takip etmeye ayırmışken bir de mikrodalganın beynimizi yıkadığını düşünecek kafa bende yok. her şeyin bir açıklaması vardır ama bütün gün bunu kovalayacak vaktim yok açıkçası.
  6. insanların neden her olayı tek bir şeye bağlamak yerine, olayların birbiriyle olan ilişkisini görmezden geldiğini düşünüyorum; bazen yağmur yağdığında bunun bile birilerinin işine yarayabileceğini unutuyorlar.
  7. ben bayıla bayıla okurum bu teorileri ama tipik beyaz eşya çalışmadığında sormak yerine 'kumaş parası düşer pazar sabahı' diyen birine inanmadım da. hanımlar yoğurt yaparken sütün kaynamaması da mason lokali işi değil, altını üstünü çevirmeyin. kalsa kalsa bu merakım zeplin yarışı haberlerine kalır.
  8. ben zamanında çok şey gördüm yakın çevremde olmayan ama adını koyamadığımız şeyler. gerçekten hiçbir şey göründüğü gibi değil; elma yediğimizde içindeki B12 seni çarpmıyor ama bakıyorsun bir sürü insan bomboş işlerin peşine düşmüş. ben de komplolara inanmam ama zamanla bazı şeylerin üstünde konuşulunca insan düşünmeden edemiyor.

    yıllarca devlette çalıştınız, gözünüzün önünde çok şey oldu, çoğunun aslı astarı da yok çıktı. bankacılıkta mesela, her seferinde 'sistemde arıza var' derlerdi, yok öyle bir arıza, çalışana da o sistemin en ufak hatasında günlerce iş mi biter? ben komplolara kapalı değilim ama her şeyde de bir gizem aramam. normal yaşayacaksın, bol bol rahat edeceksin; gerisini düşününce kafanı şişirmede fayda var.
  9. yani ben hız mantığıyla campanyaları takip eden birisiyim, hani her şeye bir oyun gibi bakınca manyaklıklar da barizleşiyor. dünyanın hiç düz olmadığı kesin ama ben yine de mağdur olur muyum diye düşünüyorum.

    (bkz: her işte bir hayır vardır)
  10. sofrada bir onlar rahat oturuyor, diğer herkes anlatıyor da anlatıyor. ben de inanmayanlara bakıyorum da kıskanıyorum; dünyayı bu kadar kafa yormadan yaşamak cidden huzur veriyor. neyse ki hâlâ bir pandemi paneli filan açıyoruz da ordan geyik yapıyoruz ama yok, boş ve sade. öbür yandan onların da bir yere takılmama derinliği var; bu tarz bakınız. ikisi de her daim bir yerde buluşuyor — hayatın sade ve karmaşık her şeyine dair bir moral bozukluğu kalıyor. neyse ki beni etkilemiyor, çayımı yudumluyorum.