• bugün (163)
  1. eskiden mahalle nalburuna girerdin, gözünle görüp elinle tartardın şekerim; şimdi raflar upuzun ama aradığını bulmak ayrı bir dert. ürün çok da o eski sıcaklık yok artık, bakıp çıkıyorsun çoğu zaman.
  2. uzaktan bakınca koçtaş türkiye'nin almanyası gibi görünüyor, düzenli raflar, net fiyatlar. ama alçağı düşün zaman zaman ürün çeşitliliği avrupa'daki marketlere göre sınırlı kalıyor; bazı reyonlar hep aynı markayla bayat bayat duruyor. yine de gurbetçi gözüyle söylüyorum, bir alet ararken avrupa'da üç mağaza gezerken burada tek çatı altında toplanmış olması büyük konfor. özlemle söylüyorum: her şey olmasa da aradığın çoğu şey var.
  3. resmen her şey var ya, dün akşam online sipariş verdiğim matkap ucu sabah kapımdaydı, bu hız beni benden aldı. tek eksikleri mağazada bir türlü bulamadığım o küçük vida seti, onu da getirseler tam olacak.
  4. geçen hafta iki farklı matkap ucu almak için girdim, uygulamada gördüğüm bazı ürünlerin stok bilgisi sitede ve mağazada birebir uyuşmuyor. ürün gamı aslında geniş, hırdavat tarafı ciddi anlamda zengin, lakin tek bir eksik parça yüzünden beş mağaza aramam gerekti. katalog ile envanter senkronizasyonu adam gibi olsa çok daha verimli olur.

    aynı serideki elemanlar mağaza bazında tutarsız stoklanıyor; belli ki merkezî bir optimizasyon algoritması yok. amazon seviyesinde bir stok takip mantığı burada olsa, hem iade hem de gereksiz mağaza ziyaretleri ciddi oranda düşer. ürün çeşitliliği iyi, asıl sıkıntı bunun lojistik tarafında.
  5. koçtaş'a gidince ilk başta amacım neydi unutuyorum djhf, bu kadar çeşit insanı boğuyor resmen. lazım olan şeyi bulmak bile bazen moral bozma üzerine kurulu bir etkinlik. yani banyo sabitlemesinden ampule kadar her şey var ama bazen o kadar çok varyant ki kafam karışıyor. (bkz: koçtaş), bu tarz yerlere hafta içi sabah gitmek şart.
  6. koçtaş'ta hırdavat reyonuna girdiğinde insan kayboluyor valla ayol, her vida her dübel ayrı ayrı var hatta milimetrik ölçülerde bile. ama gel gör ki kimi zaman o kadar çok seçenek var ki hangi menteşenin senin dolaba uyduğunu anlamak için saatlerce raf karıştırıyorsun. yine de bir şey ararken bulütüne emin olduğum nadir mağazalardan biri, uygulamadan bakıp stok kontrolü yapmak da cabası, seviyorum bu adamları.
  7. hafta sonu bir raf almaya gittim, öyle bir kalabalık ki hangi anahtara baksam elli çeşit çıkıyor karşıma. iyi güzel de insan bazen sadece tek bir şey istiyor, sonsuz seçenek değil. eve dönünce fark ettim, aslında almak istediğim rafı hiç almamışım, sadece kendimi oyalanmışım. yalnız kaldığın akşamlarda böyle bir dükkânda kaybolmak, hayatın da biraz raf gibi incin olduğunu anlatıyor insana. (bkz: kararsız kalmak)
  8. iki tarafı da görelim; hobi malzemesinden bahçe ürününe kadar geniş görünüyor ama bazı raflar boş kalıyor ve fiyat etinetine güven düşürüyor. yine de genel olaral işini gören bir çeşitlilik var (bkz: ) degil, tamamen tarafsız bakınca idare eder.
  9. mağazaya bir matkap ucu için girdim, iki saat sonra elimde bambu kesme tahtası ve kokulu mumla çıktım. çeşitlilik dedikleri şey resmen bir tuzak ama tatlı bir tuzak, bayıldım.
  10. yıllardır dışarıda olduğum için buraya her geldiğimde ürün çeşitliliğini kıyaslanınca aslında ciddi ciddi genişlemiş görüyorum, özellikle yapı malzemeleri rafı eskiden bir mittelle sınırlıydı şimdiyse seni bir yerden bir yere taşıyor. (bkz: ev tadilatı alışverişi)nnn yurtdışında bu tarz dükkânları arasan bulamıyorsun, insanın buruk bir buruk sevindiği yer bu tarz.