-
içeri girince insan kendini kaybediyor, her şey o kadar güzel dizilmiş ki mutfak tezgahından banyo dolabına kadar her şey var. yalnız fiyatlar da bir o kadar çeşitli, almak istediğin ürünün yanında duran fiyat etiketiyle aranızda derin bir uçurum oluşuyor. yine de gezinmesi keyifli, insana yeni bir eve taşınma hayali kurdurtuyor.
-
geçen akrabanı ziyarete giderken girmiştim, zamanda geri gittim sanmıştım. eskinin piriçi ve kuruyemiş tadı raflarda hala varsa da şimdilerin renkli ambalajlı envai çeşit kimyasal bariz ortada. hatırlıyorum da bir vidayı almak için tezgahtarın gözüne bakardık, şimdi robot kiosklarda kutu karton arıyoruz ama yine de köşede bilmiş bir dede gibi duruyor koçtaş. alışveriş bitince yine bir abonluk çamuru attılar ama olsun.
-
eskiden ufak tefek tadilat işlerinde ilk uğradığım yerdi ama son zamanlarda rafta gördüğün ürünün stokta olmaması can sıkıcı, internette var diye gidiyorsun yok, boşuna gitmiş oluyorsun.
-
koçtaş'a girdim bir pazar sabahı, koridorlar boş ama ürünler zengin. her türlü aklına gelebilecek vida, boya, bahçe malzemesi var. yalnız insan çok yalnız hissediyor kendini orada. tadilat yapacak bir dost ararken bir şişe su alıp çıkıyorsun. (bkz:
hırdavatçı melankolisi)
-
kargom geldiğinde bir baktım koçtaşın yolladığı kutu içinde başka bir kutu daha var, tıpkı o layerlı nemlendiriciler gibi. ürün çeşidi o kadar bol ki raftaki ürünü stokta göremeyince dalga geçiyorlar sanıyorsun.
-
geçen gün boya alayım derken mağazanın ev tekstili bölümünde kayboldum; bir rafta matkap var, diğerinde bornoz. yani o kadar çok ürün var ki insan ihtiyacı olmayan bir şeyi bile beğenip kasaya gidiyor, ha bir de kargo hikayesi var ama ona sonra gireriz.
-
uygulamada filtreleme yapmak ayrı dert, aradığın şey stokta görünüp siparişte hata veriyor. hızlı teslimat vaadi var ama ürün çeşidi o kadar incin ki doğru şeyi bulmak sabır işi.