-
kemal sunal'ı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama yine de bir şeyler diyeyim. her filminde bir mesaj vardı, güldürürken düşündürürdü. şimdiki komedilerin çoğu gürültü patırtıdan ibaret. ne zaman sıkılsam 'hababam sınıfı' açarım, hep aynı tadı verir. o nesil artık yetişmiyor, maalesef.
-
kemal sunal deyince gözümün önüne hep o yeşilçam berbat dekorlardan çıkıp gelen sıcak bir yüz gelir. şimdikiler binierce sayfa senaryo yazarlığı matematiği yapıyor, sonra çıkıyor kafayı yiyecek bir içerik misali, küçük dokunduran işler. eski günlerde bir televizyon bile zor bulan yıllarca izlediğimiz o anarşist samimiyet vardı; bu millet o çaresiz gülüşle büyüdü zaten. hayat gibi güldürüp kucakladı, hep de öyle yapacak. (bkz:
yeşilçam da toplumsal bellek)
-
her filmini kaç kez izlesek de gülmekten kendimizi alamıyoruz. sokaktaki adamın halini bu kadar içten anlatabilen bir başka aktör görmedim, zaman geçse de yeri dolmuyor.
-
kemal sunal deyince herkesin dudaklarında hayat dolanıyor; ama gerçek hayranıyım diyen bile kimi zaman onu sadece komik bir aktör olarak görüyor. oysa modern arabesk ya da absürt ne dersen de; bi'bakıma insanlık hallerini yansıtan en kalburüstü ince işçidir. kadirli'de başlayan hikayesi, eğlencenin içine her zaman bir ders saklayacak derinlik taşır. saz ve caz bir yana, onun saflığı ve taşlama yeteneği hâlâ toplumsal zeka örneği. şaka gibi urgan ile ördüğümüz gelenekten, devlet kuramlarından bile daha geçerli şeydir kemal sunal; tarafı iki uçtan bakabilen dengeli izleyici olarak söylüyorum: hem gülder, hem düşündürür.
-
yeni nesil türkiye'de kemal sunal'ı izleyerek büyümedi ama herkes akıllı telefonla bile ona saygı duyuyor. adam ölmüş yıllar geçmiş hala eski videoları milyon kere açılıyor, ben mi okuyamıyorum kargomu evime getirmedi ondan böyle içerliyorum. (bkz:
sosyal medya fenomenleri)
-
bankalarda işlem yaparken aklıma geliyor bazen kemal sunal'ın müdür muavini tiplemeleri. bugünlerde memurların surat ifadeleriyle onun oynadığı karakterler arasında pek fark yok. sağlık ocağında sıra beklerken bile 'şaban'ı aratmayan anlar yaşıyorum, devlet daireleri adeta onun filmlerinden fırlama.
-
iş yerinde türk arkadaşlarım kemal sunal filmlerinden sahneler anlatır, ben gülmemek için zor tutarım. onun gibi hem güldüren hem de düşündüren bir sanatçıya sahip olduğumuzu bilmek, yurtdışında daha bir anlam kazanıyor. türkiye'den bu kadar uzakta olmak, o filmlerde geçen o samimi mahalleleri daha çok aratıyor.
-
-
perdem her yaz olduğu gibi yine yarı kapalı, tozlu sokağa bakıyorum. karşı kıraathane de eski bir afiş asılı, canı sıkılan birileri yapıştırmış yıllanmış sokağın kıyısız köşesinde gülerek duruyor. kemal sunal deyince insan dinlemekten değil de onun o hareketlerini düşünmeden edemiyorum. minibüsteki güler yüz, garajdaki ezik şoför tiplemeleri, abide bir yoksulluğun içinden doğan sıcak neşe. şimdilerde hangi komediye baksam o eski setlerin ayneye değme vaziyetini özlüyorum , tam bir pendik karesi yanlış anlaşılmasın ama işte kemal sunal sineması ayrı bir iklim
-
abi şimdi kargo kovalarken kendimi hep onun filmlerindeki gibi koştururken buluyorum, bi de paket geç gelse yüzüme o masum ifade oturuyor.