• bugün (175)
  1. bak markette kedi mamasına her hafta para bayılıyorum, ilk aylarda kum ve veteriner masrafı insanı şaşırtıyor. ben bu işi denedim söylüyorum, ilk hevesle alınacak bir şey değil bu. bir de kargo gelmiyor mu mama siparişleri sabır istiyor, ben bile bazen paketi kapıda bekliyorum.
  2. yurt dışından bakınca insan türkiye'deki kedi maliyetlerine daha mı ne şaşırıyor, bilemiyorum; mama, kum, veteriner derken ilk yıl planladığınızdan fazlası gidiyor. bu tarz bütçe hesabını baştan yapmakta fayda var, yoksa sürpriz masraflar kapı çalıyor.
  3. canım bak, kedi sahiplenmenin gerçek maliyeti öyle ilk gün aldığın mama kadar değil, inan bana. ev ilk gün hepi topu bir kedi yatağı ve plastik kum kabı ile gayet mutlu gözükür, sonra bir bakmışsın online sepetimde tırmalama kulesi de var, led ışıklı su pınarı da, meğer hepsine ihtiyaç listesi diyormuşlar.

    banlik kuğum en kıymetlisi vet olandır şalım, ayrı dur bir alalım her sefer tek eklemeyi, dudeltun canımı çok masrafı var dedim küçük hanıma ama karton kutuya onu maske kalesi diye tutturdu, ne desem boş. ben lazımlık biliyorum ki fakiri korkutuyor tüylü sinyor oca ileriki veresiya. neyse ki en pahalı en değerli partesi bana ağa gibi her pire damlasıymış, amaaan dedim son gün tek uğraştığı için küfürdi, her ay binxiker. ağlıyorum, buna alışmadığım pay per,
  4. kedi almak bedava sanıyorsun, sonra bir bakmışsın mama, kum, aşı, vet derken hesapta olmayan bir gider kalemi oluyor. asıl maliyet maddi olan değil ki; gece uyutmaması, aşırı sevgi dolu huysuzluğu, altını konuşmayan susmayan manzumeleri bir yana, o küçük cana alışıp aileden biri saydığın an gerisi kendiliğinden geliyor. parası neyse halledilir de, sonundaki manevi hesabı kimse tutamıyor.
  5. eskiden kedi dediğin mahalle kedisiydi, bir tas süt yeterdi, şimdi petshop vitrininde kırk çeşit mama var. yerli kuma bir bakıyorsun ithal kum, markası yok denen şey on sene evvel de vardı yemin ederim. senede iki kere tasma almaya kalkın, hesabı sen düşün artık, piyango sanki.

    çocuklara bile eski terapileri kışlıkkalsın, bu devirde veteriner ücretleri inanılmaz, eski yeşilçam sokak kedisi filmiyle kıyas edersek muhtemelen o günlerde kimse bunları konuşmuyordu. ben dün pire damlası için petshopa girdim, çıçe kredi kartına yükledim, kimine göre komik geldi mi bilmem, bize maalesef ağır geldi demek istiyorum.
  6. pencereden bakınca dışarıda bacaklarını uzatmış yatan bir kedi görüyorum, kolay gibi geliyor insana. ama mama, kum, vet, oyuncak, kısırlık derken yavaşça büyüyen bir defter bu. yine de bazı akşam seni kapıda bekleyen o ufak can, her satırı siliyor gibi.
  7. ayol o tüylerin her yere sinmesinden mini piyango çekmesine kadar her şeyi sineye çekiyorsun işte, güzel büyüyünce bi de kumunu kendisi yıkayacak sanki bütün dünya kaprisli oluyor. kedisi olmayan hiç konuşmasın lütfen, benim kargo kutusu koltuk oldu ben sustum.
  8. bak oğlum, ilk ay aşı kum mama cart curt derken bir maaşı verirsin, kruvazörden tutun da altı yüz gramık krakerine kadar hesap gelecek. ama kucağına gelip mırladı mı parayı unutuyorsun, deneyim konuşuyor yani.
  9. beslosen linkleri boş yere değil şekerim: mama, kum, kısırlık, aşı derken aylık çok ciddi bir kalem çıkıyor ama gün sonunda onunla otururak vakit geçirmek her kuruşu haklı çıkarıyor diyen taraf da var tabi.
  10. herkes mama parası var mı diye soruyor da kimse geceleri uyandığında o minik sıcaklığı yanında hissetmenin kalbe ne yaptığını sormuyor. dürüst olmak gerekirse yalnızlığı en safça ve en bilmiş bilmez bakışla susturmaktır alt tarafı, bankerlik gibi hesaplanamaz ki.

    'bir kum, bir mama' diyorlar geçiyorlar ama asıl hesap nankör edilecek sadakatin hüznüdür. sabah işe giderken peşinden ağladığında cebindeki bütün para keşke bir bakış olsaydı dersin.