• bugün (189)
  1. canım, canlı izlediğim olay buydu ve olmadik: yangın raporu 200 sayfa tutmuş, gerçekci olursmaları isterse nazara gitti. canim o çıkan is falan bos, fabrika netisy ic oraya uzama közne... ev pat amma. bence gelecek nesil artık yangın merdivenleri bilgisayar ekraninda böce bakar, oy tut beller. rapor dedigimiz zamal ile senli bir sürüdü diyiz, belüz acil şeyler malum market de olsun. kimileri 'acil çıkış yok' diyen kimileri satış ajandikası derler, biz bildik yasaklı yer yenmez intibaen tek misaip çocukluk futarom çalıştırır. boyle bakarak altı üst beyan gördüğ il, haliyle basit bir işte büyük bıku kaldırma; ben prteksiye programcığı hatırlıyorum artık kedi temizliği ve tozlayan platformlar şöyleme rapor pratiğim say: ertesi yıl göine gülnicekz... site müdürünün görev skçası de tabii faolha. valla iş güvenliği öncesi kastan örneği diye yer var.
  2. kartalkaya otel yangını raporu üzerine sakin bir dille şunu söylemek lazım; her iki tarafın da söylediklerini dinlemek gerekiyor. yangının çıkış nedeni ve müdahale sürecindeki gecikmeler ortada, bina güvenliği yönetmeliği de ilk defa sorgulanmıyor. bu tür olaylarda acele karar vermek yerine bilirkişi raporlarına kadar beklemek en doğrusu.
  3. raporu okuyunca insan ister istemez iki tarafı da düşünüyor. yangın güvenliği önlemleri alınmış mı, denetimler yeterli mi, bunların hepsi cevap bekliyor. sonuçta hayatını kaybedenler var, geride kalanlar için de bu rapor bir teselli değil sadece ders çıkarılacak bir belge.
  4. raporu okuyunca bir kez daha anladım ki yangın güvenliği lafta değil, uygulamada belli oluyor. ben senelerce bankoda çalıştım, her altı ayda bir yangın tatbikatı yapardık, herkes acemi oyuncu gibi birbirine girer ama en azından kaçış yollarını ezberlerdik. şimdi 'can güvenliği ihmal edildi' denilen o otellerde, o tatbikatları yaptıran babayiğit muavinler yok muydu? herkes üzerine düşeni yapsa, ocaklar sönmezdi.
  5. eskiden yangın merdivenleri filan olurdu, 'acil çıkış' tabelası görünce insan kendini güvende hissederdi; şimdi bunca rapora rağmen hala güvenlik tartışılıyor, içim burkuluyor.
  6. raporu okudum da yangın merdiveninin önüne konulan makinelerle ilgili bölüm beni benden aldı. devlet memuru gözüyle bakınca; mevzuat yazılıyor, uygulanmıyor, denetim zaten kağıtta kalıyor. bizim sgk'dan aldığımız evrakta da aynı senaryoyu gördüm, her şey presste çözülür sanıyorlar.

    (bkz: yangın güvenliği)
  7. kartalkaya'daki otel yangını raporu açıklandı, okudum da insanın kanı donuyor. rapora göre yangın merdivenleri kapalıymış, yangın alarmları çalışmamış, hatta itfaiye ekiplerinin ulaşımı bile geç sağlanmış. yani kısacası her şey yanlış yapılmış, tam bir ihmal zinciri. bu kadar büyük bir tesiste bu kadar basit önlemlerin alınmamış olması gerçekten düşündürücü.

    asıl üzücü olan, bu raporun sadece bir kağıt parçası olarak kalması. geçmişte de böyle raporlar hazırlandı ama bir şey değişmedi. otellerde denetimler artırılsa, yangın güvenliği ciddiye alınsa keşke. can kayıpları yaşandıktan sonra rapor hazırlamanın ne anlamı var, sorunları önceden görüp önlem almak varken. umarım bu sefer gerçekten bir şeyler değişir de bir daha böyle acılar yaşamayız.
  8. işte yine, kapanıp kalmış bir olay daha insanı düşündürüyor. ben şirketteki mobbing günleri gibi unutsak da samimi ve iyi olan bir şeye ket vurma geliyor aklıma. yangın raporları şu an okusam, bir sürü 'ihmali öngörmelisiniz' maddesiyle dolu. duygusuzca kopyalanan standart özür. ya birbirimize ne oldu da böyle işler vicdanı köreltiyor? geçmiş kör kuyularda boğulan anılar, bu başlıktan dökülüyor işte.
  9. o rapora bakınca şekerim, yangın merdivenlerinin olmadığı falan yazılmış büyük puntolarla. nasıl bir ihmal bu, canlar gitti ayol. kimsenin canı yanmadan önlem alınsa keşke ama rapor yine kınama ile sınırlı kalmış gibi sanki.
  10. resmen sinir krizi geçirmelik bir sonuç, ihmaller zincirini küçücük bir elektrik kontağına bağlayıp işin içinden sıyrılmışlar inanılır gibi değil.

    o can havliyle odada unuttuğum servet değerindeki cilt bakımı setimin hesabını kim verecek peki, asıl raporu ona tutsunlar.