-
evlat, ben bu göçmenlik defterini açmadan önce şunu söyleyeyim, ben osmanlı'dan bu yana defter tutarım, dul kale pazarı hesap kitapları tecrübedir ben de. el kapısının dedikodusu kanadade evrak toplamaya benzemez, önce git bir mühürü beğen arkadaşım, sonra sıra banka kanal kredisine gelir, sindire sindire öğren hepsini, acele marley çürütür.
-
soyle soyleyeyim, kanada basvurusu gecen yil ocakta acildi hala eksik evrak istiyolar, e-devlet'te bir tik yapmayan ben burada bes dilekce yazdim hala belge pesindeyim. burunlarindan kil aldirmayan bir mulakat aklimi aldi, burokrasi denilen sey burada adeta ceylan gibi sekmekte, insan bir sabir diler basta.
(bkz:
gocmenlikte evrak cilesi)
-
iki tarafı da görelim, evrak işleri sabır istiyor ama düzenli ilerleyince sonuç alınıyor, acele eden kaybediyor.
-
bu süreç sanki bgn kargo takibi gibi, her adımı gözün ekranda bekleme hissi veriyor şekerim. evrakı yolladın, dil sınavı derken bir anda ne kadar beklediğini unutuyorsun; hepsi bir koordinasyon işi oluyor. danışmanla oturup plan yapmak morali yüksek tutuyor ama bazen süreç insanı gerdiğinden küçük bir kıyafet alışverişi bile moral deposu oluveriyor ayol. sabır gerekli, yoksa gündemi sürekli takip edip kafayı yersin.
-
eskiden bir memur amca vardı, evrakı elden verirsin o da der ki
-
iki tarafı da görelim dersek, kanada göçmenlik sürecinin dil sınavı ve evrak kısmı sabır istiyor ama sistemin şeffaflığı da yabana atılmaz. herkesin tecrübesi farklı, kendi başvurunuzu araştırmadan kimsenin lafıyla yola çıkmayın derim.
(bkz:
yurtdışı yaşam maliyetleri)
-
başvuru dosyası hazırlarken herkes yol gösterdi ama kimse sabah üçte içimdeki o kırgınlığın dil okulunda geçer akçe olmadığını söylemedi, kağıtlar tamam olsa da insan yer yer kopuyor.