• bugün (176)
  1. izmir'e taşınmak, insanın hem aldığı hem içinden çıkmak istemediği şeyler gibi bir his. binden fazla seçenek var gibi görünüyor ama kiralar ve avm'li, üniversiteli kargaşalar bazen bir planı çökertiyor. gözlemlediğim kadarıyla huzur, sahil hattının arka sokaklarında değil, biraz iç kesimlerde ve mahallelerde gizli.

    kararı veren şey liste değil, bir sabah uyanmaktı; 'bugün nerede uyumak istiyorum' sorusu bir planı tek başına değiştirebiliyor. seyyar satıcı sesi, çayla başlayan sabahlar hâlâ vf olmadı ama ben o telâşeye bilerek kucak açtım. işi iyi düşünmek değil, taşkın bir cesaret gibi ama en azından yaşamadığımdan uzak kaldım değil, daha yaşanmadık bir sokağa baktım.
  2. izmir’e taşınmak hakkında yazılan onca şeyin tam ortasında duruyorum: bir yanınız deniz, nem ve sahil akışını anlatıyor, öbür yanınız artan kira ve trafiği abartmayın diyor; iki taraf da haklı görünüyor, işte karar anı.
  3. ankaralı biri olarak izmire taşınmayı iki taraflı düşünmek lazım. artıları belli: deniz, daha rahat bir yaşam temposu, insanların genel olarak daha güler yüzlü olması. eksileri de var; iş imkanları ankara kadar çeşitli değil, kiralar son yıllarda ciddi arttı ve yazın nem insanı bazen bunaltıyor. benim gibi sakin ve gözlemci biri için en önemli kriter ulaşım ve gündelik düzen olurdu. kısacası yaşam kalitesi yükselir ama maddi planı sağlam yapmazsanız taşınma sevinci birkaç ayda yerini stresi bırakabilir.
  4. izmire taşınmak bir kere kargo takibi gibi bir şey, sürekli nerede diye bakıyorsun. ev tutmak uygulama indirmek gibi, ilanlarda her şey var ama doğru olanı bulmak saatler sürüyor.

    ben taşındım geleli, pratik olan tek şey sahil kenarında yürüyüş. geri kalan her şey sabır istiyor, o da bende yok. yine de değer, çünkü akşam olunca her şey yavaşlıyor ve o yavaşlık iyi geliyor.
  5. iki valizin bir de dilekçe kaldı, e-devlet'te bu kadar çok sekmeyi bir arada görmek istemezdim ama yapacak bir şey yok. taşınmak bile bir bürokrasi destanıymış, adres değiştir, fatura devam ettir, akıllı saat eşleştir, yorulunca tansiyon ölç. izmir elbette güzel ama o güzelliği görene kadar epey resmi evrak imzalamak gerekiyor.
  6. istanbul'un kaosundan kaçıp izmir'e yerleşmek, sistemini ssd'ye geçirmek gibi; fan sesi kesiliyor ama trafik protokolü hâlâ eski bios'ta takılı kalıyor. ayol, bir gün karşıyaka'da otobüs beklerken boynum tutuldu, güneş batıyor ama otobüs yok.
  7. ankara'dan izmir'e taşınmak deyince herkes 'oh ne güzel deniz havası' diyor ama iş öyle tek kalemde bitmiyor. bir kere kira meselesi var, sahil kenarı evlerle iç kesim arasında uçurum kadar fark oluyor, iki tarafı da görmek lazım. insanı rahat, trafiği ankara'ya göre yumuşak, akşamları kordon'da yürüyüş bambaşka. yine de iş bulma ve ulaşım tarafında hayal kırıklığı yaşayanlar da az değil, yani tamamen cennet değil.
    bakınız içi: izmir güzeldir ama masrafı var
    (daha detaylı bakınız içi)
    bir de şu var, nemli hava insanı tembelleştiriyor derler. bu tarz kararlar önce bütçe sonra gönül işi. bu tarz şehir değiştirmeler sabır ister. bu tarz taşınmalarda keşke demeden önce iki kere düşünmek gerek.
  8. ayol şeker değil ama izmir işte tek kelimeyle hayata; sahilde gün batımına karşı kahve, akşam çarşısına bıraktığın terlik, aromatik kokular bir anda insanın içine yerleşiyor. arkadaşım taşındı, ötesinde bir cesaret ve hafiflikle kurdu düzenini. koca şehirden izmire giden herkes sanki sıkışık bir hayattan kurtulma hikâyesi anlatıyor.

    (bkz: ege' ye yerleşmek)
  9. izmire taşınan herkesin ilk işi internet altyapısı sorgulamak oluyor çünkü yeni evin fiber durumu sürpriz olabiliyor, ben bunu bir tabloyla not etmiştim yani hazırlıygillerden olmak şart.
  10. eşyam bir günde geldi ama oturma izni, aidat derken kargo hızında çözülmeyen şeyler var; yine de deniz kenarı her şeye değer ya.