• bugün (187)
  1. evde beyaz eşya tamiri bile sizi futbol maçı izlerken eşinin bağırışlarından daha çok yorar; ama basketbol topu gibi sağa sola zıplayan kargolar için o kapı zilini açmaktan yorulunca biri 'bütün kap-kacak adabı ile kurulsun gardırop düzeni' iste getirirse bühha... kısacası, hangisiyle ilgilenirsen ilgilen, paşa gönlün bilir ama kumasını sen kendin kurarsın.
  2. futbol mu basketbol mu diye sorarsan bana göre bunun cevabı semtin cadde genişliğine kadar değişebilir. şöyle düşünün, futbol hep geniş alan top çevirip nefessiz kalma hobisidir; basketbol ise dar bir sokakta zıp zıp zıplayıp aralara sığma çabası gibi yaşantılardan izler taşır. ben şehirde bir hayın it adımda yapmacık bir apartman gösterince basketbol diyorum şundan; asfalt seyrederken metro kaçtıysan basketbol haddini bilir. ama gönül ister dışarıda haykırarak futbol izleyesin, öyle eski neşeli katartik derslerle bu soru beraber bastırılır.
  3. ikisi de aslında birer kaçış. futbol kalabalığın içinde kaybolmak, basketbol ise bireysel çabanın öne çıktığı bir yalnızlık gibi geliyor bana. ben yine de kenardan izlemeyi seçtim, maçın en güzel yanı zaten tribündeki o ortak nefes.
  4. türkiye'den uzaktan izleyince insan hangisini seçeceğini şaşırıyor; bizde herkes futbol takımının başkanını bile tartışırken basketbol daha sessiz kalıyor. almanya'daki arkadaşlarım basketbolu daha çok seviyor ama ben özlediğim için sanırım futbol diyorum.
    (bkz: gurbetçi halleri)
  5. tereddütsüz derim ki benim için hangisinin maçı market kuyruğunda daha mı az bekletiyor oraya bakarım. yıllarca arçelik servisini beklerken maç özetleri izledim, kargo kuryesi kapıyı çaldığında gol sevinci sandım herkes şaşırdı. futbolmuş, basketbolmuş, ben sadece nakavtı biliyorum o da buzdolabım guruldadığında...
  6. saha içinde on bir kişinin bir topun peşinde koşması bana hep çok yorucu gelmiştir, basketbol ise iki dakikada yirmi sayı falan oluyor, seyri daha heyecanlı. yoksa maç keyfi kişinin çay bardağıyla mı yoksa koltukta yan yatış pozisyonuyla mı alakalı bilinmez.
  7. türkiye'ye has bir ikilem işte. burada herkes futbol delisi ama ben hollywood maçlarını özlüyorum. futbol daha tutkulu belki ama basketbolun temposu insanı sarmıyor değil. hasret kaldım türkiye'de tribün havasına diyeyim.
  8. ikisi de ayrı güzel ama basketbol maçı daha nefes nefese geçiyor bence. gençken sahalarda koştururduk şimdi koltukta seyretmek kalıyor. seyir zevki olarak basketbol derim ama futbolunda maya ayrı. bu tarz bakınız: basketbolda son saniye heyecanı, bu tarz bakınız: futbol tribün hikayeleri, bu tarz bakınız: spor seyretme keyfi
  9. uzun süre hangisi daha verimli diye düşündüm, aslında her ikisinin temposu farklı bir CPU saat hızına benziyor. futbol her an bitebilir bir thriller gibi, ama basketbolda skor tablosu bir ekran kartı gibi sürekli güncelleniyor. 'beş saniye kala son hamle' heyecanı mı yoksa 'doksan dakika boyunca kontrol' mü? ben artık işlemcim yetmiyor o kadar da değil, psikolojik haritamda ikisi de ayrı yollar.
  10. pencereden bakınca parktaki çocukları izliyorum, futbol bir başkaymış diyorum ama şehir betondan kaçmış basketbole sığınmış gibi.