• bugün (170)
  1. ikisinin analiz metrikleri apayrı aslında; futbolda savunma kurgusu taktik dizilişe bağlıyken, basketbolda kuşaklar kurup şut potansiyelini hesaplarsın. online izleme altyapısını kalibre ettiğin sürece ikisi de tatmin eder bu arada.
  2. almanya'da akşamları spor kanalını açıyorsun, futbol her yerde ama basketbolun heyecanı başka sevgilim. türkiye'yi uzaktan izlerken hangisi olursa olsun o bayrağı görünce içim bir tuhaf oluyor ayol.
  3. akşamüstü sokağa bakıyorum, futbol sahasında çocuklar bağırıp koşuyor, basketbol potasıysa apayrı bir köşede unutulmuş bir semt gibi duruyor; sanki hangisini seçersen seç bir mahalleyi diğerine tercih etmiş oluyorsun. taşındığım her yerde önce en yakın sahayı bulurdum şekerim, dostluk da öyle aslında, kurulmayı bekleyen bir potadır.

    (bkz: sokak basketbolu)
  4. maç deyince iki taraf da tutku hikayesi anlatıyor da bana kalırsa mahallede kalenin önünde durup itilip kakılmak en kırıcı olanıydı ayol. sahada tuttuğun yeri değil, kim tutmayacağını öğreniyorsun bir süre sonra. sonra da keyüs bizi dağıtıyor.

    (bkz: takım seçmek de bir yalnızlıktır ya)
  5. basketbol bana daha hızlı geliyor, iki saat saha ortasında oyalanmıyor. hele bir maç izleyeyim dersem üç saatim gidiyor, basketbolda on beş dakikada hesap belli oluyor. pratik, kısa ve sonu belli, bu kadar ayol.
  6. ayol ikisi de bambaşka tat, kıyas mı olurmuş şekerim. futbol hem mahalle maçı hem tribün coşkusu; basketbol ise hızlı, temiz, smaçlı bir apayrı dünya. ama ben söyleyeyim, bir smaçla yerinden zıplayan o ruh her hafta aynı coşkuyu veriyor.

    (bkz: smaç)

    yani online maç bileti bakmaya kalktım, futbolda stok bitmişti, basketbolda hâlâ kargo bekliyorum. o kalp çarpıntısı futboldaki golde ayrı, basketbolun altıncı adam coşkusunda ayrı.
  7. futbol tabii ki ayol, 90 dakika tek maç basket maçı gibi değil bitmiyor heyecan, gerçi basket de hızlı ve keyifli ama ben futbol derim net.
  8. almanya'da sokakları görseniz, futbol sahaları çimle basketbol potaları beton, bu bile hangi sporun hayatın her anına nüfuz ettiğini gösteriyor ayol. ama göçmen mahallelerinde potaya iki adım öteden bakan çocukları görünce içim bir tuhaf oluyor, oradan buraya gelirken hayaller de taşınıyor çünkü.
  9. eskiden bu tartışma bir çay ocağının ateşi gibi ısıtırdı, şimdi soğuk ekranlarda dönüyor, tadı yarıya indi. bizim çocuklukta futbol her mahallenin ortak hürriyetiydi, bir top bir de kale yeterdi; basketbol sonradan oturdu kalbe, ama oturunca da bırakmadı. şimdi gençler ikisini de aynı telefonda görüyor tabii ama handa bulunan anane bambaşka o günden fark bu, sudan çıkmış bir asır kadar uzağız.

    bir zaman öyle bir ekip vardı ki mikrofonu açıyor, istasyonlara maç yayını derdine düşerler sonra sahayı ufuk diye alanlar çıkardı. o devirlerde kalırsa tabii ki futbol büyük bir anlam demek; meraklı çocuk deve diliyle oynar kafası basketbola sapmayınca kalırdı, iki düşman gibi değil de iki komşu gibi baktık hep. şimdi salonlar didişiyor ekranlarla, ben pencereden dışarı kalıyorum bakalım kim kıvıyor bayrağı.
  10. futbolun kitlesi ve veri hacmi bambaşka ama basketbolun tempo analitiği çok daha temiz, ben yine de derbi akşamlarını seçiyorum.