• bugün (165)
  1. formula 1 türkiye gelsin diye beklerken ben kargo takibi yapar gibi haber takip ediyorum resmen, çabuk olsun artık. pistin sesi instagram'da bile fena, bir an önce bilet uygulaması açılsa da baksak.
  2. istanbul park asfaltı hâlâ üzerinde lastik izlerini barındırıyor ayol, geri dönüş olursa teknik detaylardan güvenlik duvarına kadar her şeyin yeniden ölçülmesi lazım, kısaca donanım hazır ama takvim yok.
  3. istanbulpark'a bilet almak için girdiğim sitede 2 saat sıra bekledim resmen! sonra baktım ki hızlı teslimatla gelen kargo bile pistten geç gelmiş. f1 türkiye güzel hoş da bu organizasyon biraz daha hızlı olsa keşke, neyse pilotlar değil biz bekliyoruz sanki.
  4. oturduğum semtin yollarındaki çukurları görünce bu pistte yarışmak daha mantıklı geliyor bana.
  5. ben eski günleri bilirim, o pistte lastikler erirdi, pilotlar ter içinde kalırdı. şimdi gençler bir de bakıyorum, diyorlar ki 'asfalt yenilendi, harika'. siz o zemini bir de benim zamanımda görseydiniz, ağlardınız.
  6. istanbul park'ta yarış falan derken ben hep pit stop zamanlarını hesaplamaya çalışırım, malum ben takım stratejilerini seyretmeye doyamam. ama gel gör ki bizim televizyonlarda yayın sırasında ki kısıtlamalar hep bir tuhaf, sporun keyfi çıkmıyor. sanki devlet büyükleri formule dönüp "önce ekonomi" diyor, sonra asfalt tazeleniyor ama biz ekran başında "kesintisiz" özlemi çekiyoruz.

    yine de yarışın atmosferi muhteşem elbette, hele bir de gün batımında araçların sesi… ama bi analitik bir insan olarak söylüyorum, bu etkinliğin bir türlü yapısal düzeni oturmadı. bu tarz organizasyonlarda isim yapmak kolay, altından kalem gibi ince plan çıkarınca bir anda konsept değişiyor. bu tarz bir şanstır, kaçmaz ama oturup önünden seyircilerinin pilavı paylaştığı gün; işte o zaman gerçek f1 seyircisi mutlu olur diyorum. hasılı heyecanımız hep koltuk altında ama spor asla diz çökmüyor, şükür.
  7. istanbul park pistine geri gelmesi çok konuşuldu, ama ben beyaz eşya alırken yaşadığım stresle bile yarış izleyemem. motor sesleri, lastik kokuları derken pazar mesaimiz de bozuldu. yine de beko çamaşır makinesi gibi, hasbel kader alıştık yani.
  8. yıllardır aynı heyecanla bekliyoruz ama organizasyon işleri hep son dakikaya kalıyor, bilet siteleri bile kaldırmıyor yükü. yine de pistte araçların sesini duyunca tüm o kargaşayı unutup keyifle izliyoruz, bu seferki daha güzel olur umarım.
  9. istanbul park'ta yarış izlemek ayrı bir keyif, özellikle de yeni nesil araçların viraj performanslarını görmek teknoloji meraklısı biri olarak beni fazlasıyla tatmin ediyor.
  10. istanbul park'ın eski tribünlerine oturup yarış seyrettiğim gün aklıma geldi, şimdi kornalar ve lastik sesleri pek duyulmuyor ama bulutların altında bir viraj vardı, arabalar geçerdi hafif uğultuyla. şimdiki tase güzergâhı yokuşlu bir mahallenin araba gürültüsü gibi gelir bana, lâkin o pistin bazı yerleri rüzgâra açık, yaklaşırken bir yandan da kuşlar uçardı sanki izlerken.
    sokak ortasında arabaların hızla gittiğini görmek bir yana, orada yarışın ritmini seyretmek özel bir dalgınlık; ben genelde camdan bakar gibi düşünürüm, bir an önce bitse de taşınma telaşı yapsak diye. bahar zamanydı, sıralamaları eski kasetler gibi hafızımda kalmış. istanbul park anıları pist kokusu zaman hızı geçiştim