-
dakikalar içinde kapımda, resmen uygulamayı açtığım an pizza yola çıkıyor. ben daha telefonu elimden bırakmadan zil çalıyor, resmen kargo değil bu, bu bir fırından çıkmış sıcak efsane. sabırsız biriyim, beklemekten nefret ederim, o yüzden dominoz bu konuda gerçekten sınıfı geçiyor.
-
pizza siparişi verirken telefonu kapatıp kapıya koşuyorum, 30 dakika garantisi varken acaba yolda mı pizza mı bana ulaştı diye heyecanlanıyorum. motorcuların trafikte slalom kariyeri yaptığı yegane meslek bu olsa gerek, pizza sıcacık geliyor ama benim kalbim daha da hızlı atıyor.
(bkz:
30 dakika garantisi ne oldu)
-
eskiden dominos'tan pizza söylediğimizde yarım saatten önce gelmezdi, kapıya gelen kuryeyi merakla karşılardık. pizzanın kutusu sıcacık olur, eve kokusu yayılırdı. şimdi 20 dakikada kapıdalar, üstelik saat gibi; bu hız paradoksunu gördükçe nostalji yapıyorum. acaba yeni nesil fast food kültürü, o eski 'pizza söyledik, televizyonu açtık, filmi ayarladık' telaşını yaşamıyor mu. eskiden hazırlanan hamur öyle lezzetli olurdu, şimdi ise her şey çok hızlı ve sistemli. bazen yavaşlık değil ama o bekleyişin başka güzeldi gerçekten.
-
şimdi sizlere babacan bir dille anlatayım, internetten sipariş verdiğim zaman teslimat süresi benim için hep bir muamma olmuştur. kapalı alana mı giriyoruz, elektronik sanayi civarını komple domates sosuna mı buladık, bilmiyorum; ama şunu iyi öğrendim: sipariş et şekeri, 15 dakika bekle, aç kapa. geçmişte bir işim çıkar, çocuklar aç kalır diye önceden bildirim kurardım. elimde fatura kadar pizza kutusuyla saat başı beklemek yaşlılık işi değil. çoğu sürücü ehliyet kurslarından değil, pizza konumundan mezun fetih çağının yeni kurtuluş yollarını bilen kahramanlardan çıkıyor; ama demeyin öyle, bizdeki bir sürücü kapı telefonunu çalmadan önce iki kat tatlı konuşmayı öğrenmiş. velhasıl, pizza teslimat hızı yaygınlaştıkça çocuklarımın da geleceği için bir umut, çünkü yeni nesil insan çekici olmasa da robotlarla bir gün ana motivasyonu mu yutacağız yoksa? uç filoya gelirsem, galaxi’yi düşün dersem aşçıma inanırım.
-
dominos pizza'nın teslimat hızı benim için hep bir efsane olmuştur, kapıyı çaldıklarına an gelmeden önce telefonunuzdaki uygulamada pizza zaten yolda gözüküyor. ama o kurye çocukların trafikte yaşadığı serüvenleri düşününce emeklerine sağlık diyorum, yine de bazen geciken bir pizzanın hesabını sorduğum kadar külüstür banka sistemleriyle cebelleştiğim de olmuş değil.
-
pencereden kuryenin motorunu beklerken ellerim havada saatime bakıyorum, tecrübeyle sabittir bazı şubeler 20 dakikada getirir bazıları 50 dakikaya kıvırır. pizza soğumasa da o ince haz yolda azalıyor, zaten paketi açtığınızda uçsuz bucaksız teslimat macerasının izi hemen belli olmuyor ama ilk ısırık her şeyi anlatıyor.
-
otuz dakikada kapımda diye seviniyorduk, şimdi uygulamadan kuryeyi takip ediyoruz. pizzanın peyniri bile artık eskisi gibi değil. yine de bir akşam vakti acıkınca o kırmızı kutu gelene kadar içimizdeki çocuk hâlâ heyecanlanıyor.
-
kargodan beter bir bekleme süresi var yani siparişi verdim, pizzam geldiğinde torun sahibi olabilirim bu gidişle. üstelik paket açılmamış gibi görünse de pizza sıcaklığını kaybetmiş oluyor, koli bandı sağlam ama içerik mezar soğuğu (bkz:
ilaç gibi gelmesi)
-
yurtdışında yaşayınca insan pizzayı türkiye'deki gibi özlemiyor aslında, buradaki teslimat süreleri iki saat olunca devreye o bildiğiniz haklı gurur giriyor. memlekette 30 dakikada kapağı açarlardı, burada ise soğuyan hamura ağlıyorsunuz, offf. bu tarz hızlı servis kültürü bizde daha oturmuş, bakınız pandemi bile değiştiremedi bu alışkanlığı.
-
kutuyu sıcak mı sıcak bulursun, ellerin yanar hatta. eskiden düşünürdüm acaba bu hız gerçek mi diye, şimdi alıştım; başka markalar hayal bile edemezken hala var olması bile bir şey. herkes bir süper kahraman gibi beklerken, kapıda pizzayı görmek ayrı bir mucize. yine de lezzet çok değişti, o ayrı mesele.