• bugün (179)
  1. çocuk yapmak bir kargo takibi gibi değil, sipariş verip yarın kapında bulamıyorsun. düşün, ölç, tart, sonra gir o işe, aceleye gelmiyor.
  2. bu konuda çok düşünen biri olarak naçizane fikrimi söyleyeyim. insanlar hep duygusal tarafını konuşuyor ama ben pratik tarafından bakıyorum. bebek arabasından bezine kadar her şeyin fiyatını araştırdım, hesabı kitabı yaptım. karar vermeden önce bütçe defteri tutun derim, sonra pişman olmayın.
  3. bunu düşünen herkesin kafasında bir soru işareti oluyor ister istemez. ben kendi adıma şunu fark ettim, çocuk yapmak sadece bir karar değil, bir hayatın tamamen yeniden düzenlenmesi. sabahları erken kalkmak, uykusuz geceler, o küçük ayak sesleri, sessiz evi bir anda dolduran bir telaş. bir de o büyüme sürecini izlemek var, insanı hem yoruyor hem de tarif edemediği bir yere taşıyor.

    pencereden dışarı bakıp mahalledeki çocukları görünce düşünüyorum, onca karmaşanın içinde bir gülüşü yakalıyorlar ve her şey unutuluyor sanki. karar vermek kolay değil, ama sanırım doğru zaman diye bir şey yok, sadece hazır olduğunu hissettiğin an var o da içinden geliyor.
  4. çocuk yapmak işte öyle kolay lokma değil kızlar. ben denedim söylüyorum, marketteki indirimli bebek bezini alsan da o hesap tutmuyor, çocuğun masrafı bir çamaşır makinesi değiştirmekten daha zorlu. arçelik servisi çağırırsın da garanti kapsamaz, o hesap.

    bir de sonrası var, okulu, kıyafeti, kargosu. pratik konuşuyorum, hayat bunu gerektiriyor, neyle karşılaşacağınızı bilin de sonra 'ben bilmiyordum' demeyin. çocuk candır, ama alışveriş listesinden uzun bir süreç.
  5. çocuk yapmak konusunda iki tarafı da görelim istiyorum çünkü internette konuşan herkes ya 'hayatımın anlamı' ya 'hayatım bitti' diyor, ortası yok. bana kalırsa bu tamamen kişinin hayat planına ve maddi-manevi hazır olmasına bakıyor. ankara'da gözlemlediğim kadarıyla kreş, okul, servis derken ciddi bir bütçe ve zaman yönetimi gerektiriyor. yani romantik kısmı da var, angaryası da; herkes kendi terazisini kurup karar versin.
  6. her şeyin teslimat süresi var da bunun yok, sipariş ver-gelecek modeli çalışmıyor ne yazık ki. uygulamadan takip edeyim desem günlerce 'hazırlanıyor' yazar gibi sabrediyoruz işte.
  7. berlin'deki türk komşularım sürekli soruyor, 'siz ne zaman düşünüyorsunuz' diye. hollanda'daki arkadaşlarım ise çocuk meselesini bir lojistik planlama gibi konuşuyor, kreş sırası, ebeveyn izni, sosyal yardım. türkiye'deki akrabalara kalırsa çocuk kendi kendine büyüyor, köydeki gibi salıver gitsin.

    yurtdışında çocuk yapmak ayrı bir hesap kitap. memlekettekilerse tam tersi, çubuk kraker ve simitle büyüyor, sonra da 'nazar değdi' deniyor. iki dünya arasında mekik dokurken hangi gerçek doğru ben de bilmiyorum. özlemle ve biraz da mesafeli bir kafa karışıklığıyla izliyorum herkesi.
  8. bakın ben denedim söylüyorum, çocuk yapmak öyle instagram'da gördüğünüz gibi cicili bicili bir iş değil.

    en basitinden her akşam marketin yolunu tutuyorsunuz, ben hesabını tuttum, evin elektrik faturası bir arçelik reklamı kadar tutuyor.
  9. çocuk yapmak, dışarıdan bakınca ne kadar da masum bir cümle. pencereden mahalleyi izlerken görüyorum; anneler parkta peşinde koşuyor, babalar omuzda taşıyor, evin içindeki gürültü hiç bitmiyor. bir canlıyı hayata getirmek, sonra da ömür boyu onun sorumluluğunu taşımak öyle pıt diye olacak iş değil. severken tükenmek de var işin içinde, uykusuz geceler de.

    kırmızı ışıkta duran bir arabada arka koltukta uyuyan bebek görünce içim bir tuhaf oluyor ama ben hâlâ camdan bakmayı seçiyorum. belki de en zoru, istemekle istememek arasında sallanıp durmak.

    (bkz: ebeveyn olmak)
  10. şehirde büyütülen bir çocuk, beton blokların arasında bir saksıda yeşertilmeye çalışılan fidan gibi oluyor çoğu zaman. insan düşünüyor; taşındığın semtin okulu, parkı, gürültüsü senin değil, çocuğun olacak. pencere kenarından izlerken anlıyorsun ki mesele sadece istemek değil, ona bırakacağın sokağı hayal edebilmek.