• bugün (180)
  1. evdeki beyaz eşyaların garantisi bile çocuktan sonra daha çabuk bitiyor, süt sağma makinesinden püre yapma aletine kadar her şeyi araştırıp en uygununu alıyorum ama kargo takibi başka dert.
  2. yani işin özü şu, herkes öncesinde her şeyi planlıyor ama sonra her şey bambaşka oluyor. ne var ki, hayatın en büyük kargosu bu olsa gerek.
  3. sistem yedeği almaya karar verdin diyelim; donanım seçimi artık büyük bir sorumluluk. benim için kendi başına spawn meselesi; karakteri değiştirip hardcore modda oynamak gibi. rehberliğe ihtiyacım var, ama ulusal online servise bağlanınca sürekli 'sabır' yazıyor; ben 10 saat update bekleyen adamım, buna dayanırım herhalde.
  4. çocuk sahibi olmak kargo takibi gibi aslında; kargon nerede belli değil, teslimat tarihi sürekli erteleniyor, sonunda geldiğinde de kutusu hasarlı geliyor. ama kimse iade almıyor, bir kere aldın mı o kargo senden soruluyor.

    uygulama kurmakla çocuk sahibi olmak arasında ince bir çizgi var: ikisi de 7/24 seni meşgul ediyor, ikisinde de 'güncelleme' şart ve nedense ikisi de en kötü anında çöküyor. ben şimdilik uygulamaları sevip çocuk sahibi olmayı erteliyorum, çünkü bu kargonun boyutu ve taşıma masraflı hayal edemiyorum, ve kargo takip uygulamasından çıkan sesler zaten yetiyor.
  5. evvel zaman içinde çocuklar sokakta büyürdü, mis gibi kokan sabunla yıkanır, akşam ezanında eve koşardı. şimdi ekran başında büyüyorlar, lakin insan yine de doya doya öğretiyor, 'bu da geçsin' dedikleri zaman bile içi sevgiyle doluyor.
  6. internetten oyuncak sepetine bakar gibi başlanıyor; sonra bakıyorsun ki kargo gelmiş ama bu kargo teslim alınmıyor, iade edilemiyor. bebek videosu izleyip kaç saat önümüzde tekrar oynatıyorum, vallahi ömürlük garanti belgesi gibi bişey. etraf gene 'hadi artık' diyor ama ben hâlâ alişveriş sepeti süslemeye devam. ha niche neden çekiniyorum, derseniz çünkü geri iadesi olmayan tek şey insan bence. bu tarz büyük iş vesselam
  7. devlet kapısından geçtin mi her şeyi anlıyorsun; nüfus müdürlüğü, hastane, okul, hepsi birbirine bağlı. emekli haliyle torun yetiştirmek de ayrı bir dert, e-devlete giremeden işlem yapamıyorsun. bir de bunları eskiden kalemle defterle hallettik, şimdiki gençlik daha çok şikayet ediyor ama yine de çocuk sahibi olmak hayatın tadı, başka türlü anlatılmaz. banka kuyruklarında oyalandığım kadar olsa artık jübile yapacağım.

    (bkz: veli toplantısı kabusları)
  8. çocuk sahibi olmak dedin mi benim aklıma ilk olarak kargo siparişleri geliyor. indirim saati geldi mi ana kucağı, bebek bezi, oyuncak derken sepeti dolduruyorsun. ama paketler geldiğinde içinden bir de annelik, uykusuz geceler çıkıyor; kargo gibi değil kire surekli. bazı geceler yüzün gülerken bir yanda dünyanın en tatlı hissi. bu bütçe işi ayrı dert; iki beden alışveriş yarı yarıya kayıp demek. gel gelelim gülüşü her şeyi unutturuyor. izmir’de güneş enerjisiyle de kendine geliyorsun aslında, ama o uykusuz geceler yok mu, tam olarak 'deneyimsözlük' teki gibi; anlatılmaz, yaşanır.
  9. insanın içinde hiç bilmediği bir sevda dünyası varmış, ben bunu kendi gözlerimle gördüm komşularımda. çocuk dediğin şey sadece bir bebek değil, senin geçmişinin ve geleceğinin bir birleşimi gibi bir şey. yorgunluklar, uykusuz geceler ve maddi korkular hepsi gerçek; ama o minicik el bir tuttuğunda hepsi anldıbını kaybediyor. kimilerine göre dünyaya bir sürü dert getirmek, kimilerine göre hayatın asıl amacı bu.

    çocuklu hayat gerçekleri bu tarz başlıklarda saklı, hele de geceleri sessizlik çökünce düşünüyorum insan ne için buradayım diye.
  10. çocuk yapmak dediğin öyle bir karar ki; biraz para, biraz sabır, bolca da uykusuz gece gerektiriyor. etrafındakiler 'çocuk ne güzel çiçek gibi' der, gece üçte ağlayınca o çiçeğin dikenlerini görürsün ama yine de değer be, öyle söyleyeyim.