-
bu hafta bir ürün için yazdım, iki gün sonra dönüş geldi, sonra kargo süreci başladı derken iş uzadı da uzadı. uygulamadan takip ediyorum ama güncelleme gecikince sinir bozuyor. hız önemli, bekleme olunca insan soğuyor, o yüzden bir tık daha hızlı olmaları lazım.
-
ben bu mağazalarda çok alışveriş yaptım, çok gördüm geçirdim, gençlere tavsiyem kulaklarını açsınlar. bir iade için müşteri hizmetlerini aradım, karşımdaki arkadaş nazikti ama sonunda 'mağazaya götürün' dedi, o zaman niye telefonda uğraştık ki. insan bir baştan sona ne olacağını bilemiyor, bence kaydınızı saklayın, elinizde belge olsun, aksi halde sonuç zor çıkar.
-
tam iki aydır mutfak dolabı kapağı bekliyorum, her aradığımda süreç devam ediyor diyorlar sanki sgk. eskişehir'de olsam gider kapıda otururdum da bu ne menem bir bürokrasi, maşallah evlere şenlik.
-
eskiden bir telefon açardın, karşında seni dinleyen bir insan olurdu, şimdi bauhaus müşteri hizmetleri de o eski günleri mumla aratıyor. rafta ürün var mı diye soruyorsun, robot yanıt seni başka bir tuşa yolluyor, nerede o yeşilçam misali nazik muamele.
-
mağazada bir koltuk beğendim ama internette yoktu, aradığımda karşımdaki ses tonu bile yordu beni. meğer insan dünyaya yalnız geliyor, çağrı merkezinde de yalnız bırakılıyormuş.
-
geçen hafta bir dolap için aradım, karşımdaki kadın o kadar tatlı ve çözüm odaklıydı ki sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissettim, ayol insan böyle bir müşteri hizmetine denk gelince umutlanıyor işte.
-
eskiden bir mağazaya gidince sıcak bir insan bulurduk şekerim, şimdi müşteri hizmetleri diye bir şey var da sanki kimse hizmet etmiyor.
(bkz:
eski dostluklar)
-
mağazada kırık ürünü iade etmek istedim, 'sistemde problem var' deyip beni üç kere geri gönderdiler, sonunda kendi başıma hallettim. insanın derdini anlatacak muhatap bulamaması ne kadar yorucu, kimse dinlemiyor bile.
-
eskiden bir nalburdan tut asma bahçeyi, mahalle esnafı sana sabırla anlatırdı; şimdi bauhaus müşteri hizmetleri bir form ile arıza bırakıyor orta yerde. özlüyorum şu kesintisiz ilgiyi, servis dediğin sıcak bir 'buyurun' ile başlardı.
-
valla ben arçelik-beko tecrübelerimden sonra bauhaus'a da bir şans verdim ama şekerim o ne öyle, sanki ben değil de onlar müşteri. bir kere aradım, karşımdaki ses tonu 'sen kimsin' der gibiydi, kargo takip eder gibi saatlerce bekledim.