• bugün (170)
  1. aşk acısı bir şehirden diğerine taşınmak gibi; ilk günler tanıdık sokaklar yok diye yürürken tutunacak bir yer ararsın, zamanla yeni kaldırımlara alışırsın. geçmiyor dediğin şey aslında kabuk bağlıyor, üstüne basmadıkça acımıyor. pencereden dışarı baktığında karşı komşunun ışığı yanar, farklı bir hayat akar ve sen hâlâ orada durursun ama artık bir seyirci gibi.

    bir gün bakıyorsun, acının rengi solmuş, sesi kısılmış. kimse sana bunun takvimini veremiyor, herkesin taşınma hikâyesi kendine has. sadece yürümeye devam et, yeni semtin de zamanla kendi komşularını getiriyor.
  2. aşk acısı nasıl geçer diye soruyorsan, cevabı ne yazık ki zaman ve biraz da mesafe; ben bunu yurtdışında yaşarken daha iyi anladım, insan bazen ülkeyi de değiştirse kalbindeki o boşluk bir süre taşınıyor. ama merak etme, geçiyor; tıpkı alışveriş alışkanlıklarının değişmesi gibi.
  3. gurbette bunu çekmek daha zor be canım, akşamları sessiz evde insanın içi sızlıyor.

    (bkz: gurbetçi hayatı)

    bu tarz acılar zamanla geçiyor ama mesafe olunca daha uzun sürüyor. almanyada herkes kendi derdinde, bu tarz yalnızlık insanı yoruyor, türkiyeyi özlemek ayrı dert.
  4. bak evladım, bu acı geçer ama zamanla geçer, sen sabırlı ol. ben yıllar önce çok dert ettim de sonunda gördüm ki hayat devam ediyor. kendine yeni uğraşlar bul, spora başla, dostlarınla konuş; oturup düşünmek acıyı besler, harekete geçmek iyileştirir.
  5. kısaca yazayım, aşk acısı gün sayıyor başka bir şey değil. iki hafta yastıkla yatak arası yaşayıp sonra mesaj geçmişini sil, story'de takılmaya devam etme. teslim hızını takip eder gibi bir başkası da ekliyorsun galeriye biraz zaman alıyor, sal.
  6. geçmiyor şekerim, sadece ağırlığı azalıyor zamanla; en zorundaydım yine de yıkadım yüzümü, bir gün gülümsediğimi fark ettim o kadar.
  7. ayol bunun tek ilacı zaman diyorlar ama o zaman denen şeyin kendisi de resmen çile. benim yöntemim biraz farklı oldu hep: ağla, sonra kalk bir rimel al internetten, bak kendine bak. cilt bakımı yap, kargo takip et, oyalan işte. ama bir yandan da kabul etmek lazım, ilk günlerde o kargo kutusu bile insanı ağlatabilir.
  8. şekerim bunu teslimatla anlatmak daha kolay: bir aşk acısı ne zaman geçiyor? aslında o siparişi verdiğin ilk anla, sana en son ile pek değil. ben sık kurstan kurtulamıyorum biliyor musun, bir uygulama açıp bir sayfa karıştırıyorum derken gün bitiyor, o zaman içimdeki acida hafifliyor.

    yani mikro adımlar iyi geliyor, one tap yapıp biraz yürümek falan. ama öyle aniden sıfır olmuyor o baş ağrısı, galiba paketin ta Kennedi islemesi gibi kargo değişiyor. sabır et, aşağı doğru indiğinde ağırlığı hafifler, hayat böyle.
  9. canım benim, sahilde yürüyüp bir sürü şey aldım sonra kozmetik falan da sipariş verdim ama o kargo gelene kadar bil ki teyzem kuaför tavsiyesi verdi, tatlım yemin ederim en geç bir haftada geçiyor!
  10. gerçekten geçiyor mu diye soranlara şunu söyleyeyim: geçiyor ama eskisi gibi geçmiyor. eskiden insanlar mektup yazardı, plak koyardı, bir şarkıyı yüz kere dinleyip ağlardı. şimdi telefon elimizde, engelle, sil, maviden ve yesilden mahrum kal. acı aynı acı ama devir değişti. yeşilçam'da bir mendil yeterdi, şimdi yüz tane uygulama yetmiyor.

    kendinizi oyalamayın demeyeceğim çünkü bu laf boş. ama şunu bilin: zaman her şeyin ilacı değil, zaman sadece kasların gevşemesini sağlıyor. mis gibi bir çay, güzel bir şarkı ve gerçekten size iyi gelen iki arkadaş. bu tarz şeyler olmadan o acı gerçekten de uzuyor.