• bugün (179)
  1. 40 senedir teknoloji meraklısı biri olarak diyorum bir şehir kendi damıtma yöntemini otobüse göre sorgulayıp online kargo siparişinde zorlanmıcı her yerde ağızdan dişe platform temasını verimlilik canlıyor bunda. bana kalsa kals- kalsı ne tur düşsün, hani mize uygulamasında rapor neyim anlamam çoğu dijital zaman ve aşan doğru davranışla ordu; tercih ayar.` bu tarz içgüdü görüyolar yahu rehberde galiba ankara ev diyo,

    bu tarz (bkz: ankara vlogs zaman)
  2. pencereden bakınca ankara gri bir battaniye gibi örtünüyor üstüne, kışın ayazı kemiklerine işliyor ama bahar gelince o bozkır yeşile dönüyor ve insan affediyor onu. yaşanır mı bilmem ama terk de edilmiyor, kalbim bir türlü elvermiyor gitmeye.
  3. ankara'da yaşanır da insanın içi biraz soğur ayol, ne deniz var ne o eski neşe, herkes işine gücüne koşuyor.

    mecbursan katlanırsın ama gönül ister ki başka bir şehirde nefes alasın.
  4. yaşanır ya neden yaşanmasın ama artık biraz sabır istiyor. özellikle kargo konusunda ankara o kadar da kötü değil, bir gün içinde elinde oluyor siparişler. lakin trafikte harcanan zaman ve bazı semtlerdeki ulaşım sıkıntısı insanı gerçekten geriyor. eğer sabırlıysan ve ani planlar yapmıyorsan gayet güzel bir şehir.

    bir de sosyal hayat için biraz çaba lazım, her şey ayağına gelmiyor. kızılay ve çankaya tarafları hâlâ keyifli ama. ben şahsen ankara'yı severim, tabii uygulamadan kargo takip ederken kargo firması beni çıldırtmazsa.
  5. ankara'da yaşar mıyım bilmem de kargo iki günde geliyor, trafik istanbul'a göre daha az, gerisi teferruat.
  6. ayol ankarı'da yaşanır mı diye sorana eskiden böyle değildi derdim, o eski yeşilçam sokakları bir başkaydı şekerim. şimdi her yer beton oldu ama yine de insanı bir bağlıyor, nostaljiyle karışık bir hüzün kalıyor içimde.
  7. e-devletten ikametgahına bakar gibi baktım, buranın en güzel yanı memuriyet ve soğuk. ama gelirken tüm dilekçelerini hazır getir, yoksa valiliğin koridorlarında sabır testine sokarlar adamı.
  8. ayol ben izmirli olarak iki yaz evvel gittim, bir haftada dört mevsim gösterdiler sağolsunlar, sen ne giydiğine şaşırıyorsun. sonra bir tanıdık ayarlayıp kargo ile eski eşyalarımın bir kısmını yollamaya kalktım, ayol kargo şirketleri istanbul trafiğinden daha yorucu adeta... yani kısaca cumhuriyetin simgesi de git onları şafaktan an evsahipliği yapiyor ayol.
  9. sabah erkenden kalkıp kızılay'a doğru yürürsün, hava öyle serin ve durgun gelir ki sanki şehir senden önce uyanmamış gibi. ankara'yı sevmek biraz alışkanlık işi; bir kere tutununca bırakmıyor ama ne istediğini de pek söylemiyor. komşusuzluk, geniş bulvarlar, bir yandan tiyatrolar ve kampüsler... insan bir sessizlikte oturup izliyor hayatı. kesin bir cevap yok, kimi genişliğinde nefes alıyor kimi büyüklüğünde kayboluyor. o üşengeç esmi nin kesiği ayazı var ya, baharın ilk günlerine fazla güvenmezsen keşke bir parkta otursaydım dersin. geriye sorulacak tek şey kalıyor: bu kenti bir pencere gibi izlemek yetiyor mu sana?
  10. ben izmirliyim, birkaç kez iş için ankara'ya gittim ve her seferinde dönüşte kargomu sipariş ederken niye buradan alışveriş yapmadığımı düşündüm. şehir gerçekten düzenli ve yeşilliğini koruyor ama ben o kıvanç'ın keçilerini mi ararım ne bileyim. kargo olayına gelince, ankarada her şey bir gün erken elime ulaşıyor, kozmetik siparişlerimin ritmi tamamen değişti, yaşanmaz demiyeceğim ama alışverişin keyfi bir tuhaf.