-
alkolü bırakmak öyle bir gecede karar verilecek bir şey değil aslında. ben bırakalı iki yıl oluyor, ilk aylar gerçekten zorluyor. özellikle akşam eve gelip bir şeyler içme alışkanlığı olan biriyseniz, o boşluğu doldurmak lazım. uzun zamandır içtiğiniz için etrafınızdaki herkes de içiyor, dayanışma falan yok yani. ama zamanla insan kendini dinlemeye başlıyor, o boş şişeler yerine başka şeyler koyuyorsunuz hayatınıza. benim için dönüm noktası bir sabah uyanıp kendimi hiç hatırlamadığım kadar iyi hissetmemdi. bu iş biraz da kafa yapmakla ilgili, illa bir gün bırakırsınız. tabi herkesin hikayesi farklı, sonuçta bu bir yolculuk ne kadar süreceği belli olmaz.
-
yurtdışında yaşayınca bu konu daha farklı, bir tek benim gibi türkiye'yi özleyen akşamları içmeye başlıyor. bırakmak istiyorsanız önce alışkanlığı değiştirin, ben çayla idare ediyorum artık.
-
bırakınca insan önce sessizliği duyuyor, sonra kendini; şehirde bir sürü gürültü varken aslında en çok kendi iç sesinden kaçıyormuşuz meğer. alkolsüz bir akşam, pencere kenarında bir bardak çayla dünyayı izlemek de oldukça huzurlu bir alternatif.
(bkz:
hayatı yeniden öğrenmek)
-
Bırakın gitsin iyi bir şey değil.
-
kargo takibi gibi, her gün kontrol ediyorsun ama bir türlü gelmiyor. bırakınca da kutu gibi geliyor insan, ama neyse ki kozmetik ürünlerinde geçerli değil bu. (bkz:
sağlıklı yaşam)
-
alkolü bırakma süreci, bir anda olup biten bir şey değil aslında; yavaş yavaş aralıkları açıp bir gece kendine "bu akşam şarap yok" dediğin an başlıyor. benim için en zor kısmı sosyal ortamlar oldu; çünkü herkes bir tek senin sigara molası vermemen, ayran söylemen garipsiyor. ama insan belli bir süre sonra bu duruma da alışıyor.
faydalarına gelecek olursak, uykunun ne kadar değerli olduğunu yeniden keşfetmek, ertesi sabah beynimin sisli halinin olmayışı, bu kararın bana verdiği ilk ödüller oldu. öte yandan kaçırdığın o sohbetlerin yarısının aslında sarhoşluktan ileri gittiğini fark ediyorsun, kimi zaman sıkıcı ama kimi zaman da ciddi bir ayrıcalık. kara kaplı deftere yazmıyorum ama ufak notlar alıyorum, zira bu tarz kararların hatırlanmaya değer olduğuna inanıyorum.
-
başlardan aşlık feragat gerçekten helal olsun, tam bir interface değişikliği. içeni bırakınca sistem reboot olmuş gibi, ama bir kez olmuş derler geceleri acı bir deprecated yazısı gibi göz süzüyor adamın. teknoloji tarafında sistem aklı takıntı, bir debug rejimi gibi: içecek rom oldu mu birileri runtime error veriyor falan, insan bunu bırakayım derken sinirler 'os' maksimum derece uyanık kalıyor. yine de bu çipten firmware'i sıyırınca vücut hızlı bir sündürme turuna giriyor, be diyorez millet, düz ve 'ssd dahi olsa' hayata restart süreci böyle oluyor, runtime hatalarım umarım kısa sürer, bios'a gömelim hadi elektriği kapatalım.
-
hayatımda aldığım en zor kararlardan biriydi; en yakın dost kadar sadık, en hain ortak kadar sinsi geliyor. içimde boşluğu hâlâ duruyor, ama inanın kafam daha berrak.
-
alkolü bırakmak aslında sanıldığı kadar zor değil, yeter ki insan kendine bir uğraş bulsun. ben de gençliğimde çok içerdim ama şimdi bir bardak bile görmek istemiyorum, her şeyin başı sağlık.
-
yeşilçam'daki o ihtiyar aktörlerden birine benziyorum artık; masanın ucunda tek kadeh duruyor ama içmiyorum. tadı, sessizliğini özlediğim zamanlar oluyor ama eski hastane faturaları gelince soğumaya devam ediyor insan.