-
mahallede her yeni baz istasyonu dikildiğinde birileri çıkıp panik yapıyor ama çoğu, uzaktan kumandasıyla televizyon bile açamıyor. pencereden izliyorum, insanların bu konudaki öfkesi teknolojiden çok komşuluk ilişkilerine benzemiş.
-
baktım herkes 5g tehlikeli demiş, ama ben bir kere düşünmeden alışverişe çıkarmadım. daha hızlı internet istiyorsan beklemeye gerek yok, dikkatli ol dedi bime, tek bir birim cihaz uzatma kablosu nolursa olsun dur. ekranda mavi demek 4g diye düşündüm çoğu insan gibi ama binlerce ışın sineklikten geçmiyor sözünden tırstım bir gün. ışıklar sonmeyece zaten küçük abartmaya gerek yok, benim telefonum da rahat.
artık eskisi gibi ısınmıyoruz o yüzden kalın duvar delmek de gerekli normaldir. yuruttu, fenalıklar neler ediyor demeye varmaz için rahat, teslimatlara devam, aktif link hep göbekte.
bakınız için
(bkz:
5g tehlikesi)
-
ben bu konuyu magazin programlarında evrene mesaj gönderiyor gibi anlatanlardan dolayı karıştırmış bir izmirli olarak en son gogle'da bakarken yine alarm verdim amaaa yok artık. ortalıkta dolaşan akıllı televizyon, akıllı buzdolabı derken 5g da gelmiş, tamam canım radyasyon demek ki bir yerlerden bize dokunuyor ama telefonu cebinden eksik etmeyen bir milletiz, bilim ne diyorsa ona bakalım.
kısaca tıbbi kaygılar gerçek ama öncelik hastaneye gitmekten geçiyor, yoksa benim 165 milyon kargo takip sitesi açan hücresel bağlantımla en arka sıradan radyasyona bakmam. tabii ki uçağa binince interneti kapatmak yine aklımda, biraz totem işi kabul ediyorum.
-
işin tekniğine bakınca 5g'nin kullandığı frekanslar iyonize radyasyon seviyesinde değil, yani dna'yı doğrudan bozan bir mekanizma söz konusu değil. yine de baz istasyonu yoğunluğu ve uzun vadeli veriler netleşene kadar mesafeli durmak, bilimsel şüphecilik adına makul.
-
yurtdışında herkes 5g'yi kullanıyor da kimse kelle koltukta yaşamıyor, avrupa'nın ortasında oturup türkiye'deki panik haberlerini okuyunca gülümsüyorum ister istemez. ne zaman ülkeye dönsem birileri bana da 'sen anlat' diye soruyor, anlatıyorum da dinleyen pek yok.
-
bilmiyorum ki ama annem her akşam uyarıyor yine başım ağrıyacak diye. insan bir gün kendini bile koruyamayınca koca teknoloji kim bilir bize neler yapar, yorgunum artık.
-
bu konuda panik yapan da var, 'hiçbir şey olmaz' diyen de. ben işin teknik detayına girmeyeceğim ama şunu söyleyeyim, telefonu kafana yapıştırıp saatlerce konuşmaktansa biraz mesafeli kullanmak her zaman iyidir. uzmanların ortak görüşü şu an için ciddi bir risk gösterilmiyor yönünde, ama tamamen 'güvenli, sorgulama' demek de fazla rahat olur.
kısacası ne korkup kaçmak lazım ne de gözü kapalı atlamak. normal kullan, uçuk şeylere kafa yorma, yeter.
-
valla şekerim komşu dikti direği tepemize şimdi de temiz desinler diye dua ediyoruz emekli maaşımızla. ben eski telgrafı da bu telefonu da gördüm, insanlığı hepten bitiren teknoloji değil paragöz zihniyet, bunu da e-devlet başvurumda yazdım kaldı sağolsun sgk değerlendirdi.
-
ben bu konuda uzman değilim ama hayatımdaki tehlikeleri saymam gerekirse beş gden önce iş yerindeki mobbing gelir sıralamada. yine de insanın içine bir kurt düşmüyor değil, gece yatmadan telefonu uçak moduna alıyorum artık. bilim insanları ne diyorsa o, ben sadece içimi döküyorum işte, yok sayılmayı da kabullenemiyorum.
(bkz:
sadece tuzum kuru olsun)
-
bu soruyu soran herkese içten içe hak veriyorum, çünkü bilmediğimiz bir şeye 'tehlikeli değil' demek kolay değil. benim asıl takıldığım nokta, insanların sağlığını düşünenin az, telefonun çekip çekmediğini düşünenin çok olması. bir de şu var; teknoloji ilerledikçe kaygı da artıyor, dengeyi bulmak zor. (bkz:
ben hâlâ iki arada bir derede)