• bugün (187)
  1. ben evde çalışırken yılların tecrübesiyle diyorum ki fırından çıkan yemeğin kokusuyla toplantıya girmek zor iş. pazar arabasıyla marketten dönerken telefonla iş görüşmek neyse de kargoyla gelen malzemeler hangi odaya konacak şaşırıyorum. süpürgeyi çalıştırırsan müşteri sesin gelmediğini sanıyor, yemek yaparken mutfağın köşesinde laptopu dengelemek ayrı marifet. ama insan bir düzen kursa, ev işiyle iş işte böyle yürüyor, yeter ki kargo saatlerinize dikkat edin.
  2. eskiden işe giderken yolda birbirimizi görürdük, çay ocağında muhabbet dönerdi, o ayrı bir alemdi. şimdi herkes evinde, ekran başında robot gibi toplantı yapıyor. kolaylık tabii, trafik derdi yok, ama o eski ofis kokusu ve kahve sohbetleri yok. bence bu işin tadı tuzu kaçtı biraz.
  3. pencereden dışarı bakıyorum, hava bulutlu, şehrin üstünden bir otobüs seti geçiyor, uzaktan çalıştığım için o otobüse binmek zorunda değilim ama yine de bir tuhaflık var, insan evden işe gider gibi bir ritim özlüyor, sabah saat dokuzda bilgisayarı açıp aynı semti görmek insanın ruhunu biraz solduruyor, şimdi taşınmayı düşünüyorum belki bir mahalleye geçsem bu kez teraslı, uzaktan ofis hayatına renk katar dedim ama balkonlu bahçeli kiralar o da imkanlı değil zaten.
  4. kızlar uzaktan çalışma deyince herkes evinde oturup kahvesini yudumluyor sanıyor ama öyle değil. ben evdeyken yemek, çamaşır, bulaşık derken kendimi daha çok yoruyorum, ofiste iş bitiyordu kafam rahattı. ama artık şu kargo derdi yok, trafiğe çıkmıyorsun o bile kâr diyorum. hele ki beyaz eşyada teknik servis sırası beklerken evden çalışmak büyük rahatlık, vallahi söylüyorum.
  5. almanya'da evden çalışmaya alıştık ama türkiye'deki iş temposu aklıma geldikçe insanın canı sıkılıyor. burada ofis eşyalarını bile devlet karşılıyor, bizde ise her şeyi sen karşıla. yine de türkiye'yi özlemedim değil.
  6. evde bilgisayar başında iki saat bile geçmeden, aklıma fırını temizlemek, ekmek mayası koymak gibi yüzlerce iş geliyor. arçelik makineniz aniden ağlayıp boşalınca, iş toplantısına 'yirmi dakika müsaade eder misiniz' demek zorunda kalıyormuş insan. bir de şu pzrkok kargoların kapıda bıraktığı dertler, küçücük çamaşırlık kükürt gibi doluyor. iş güzel, çamaşır da güzel, ikisini bir kova ayarlamak gerçek marifet olmaya başladı.
  7. evden çalışmak harika bir şey tabii, ama router resetleme ve zoom'dan 'sen dondu!' uyarıları yok mu, işte o anlar için ayrı bir sinir katsayısı ekleniyor. gadget'lar yetmiyor bazen insanın kendini de resetlemesi lazım.
  8. eski guzel gunlerde ise gidip mesai arkadaslariyla cay icerdik, simdi pijamayla laptop acip zoom toplantisi yapmak cagri merkezinde calismaktan farksiz. sanal kahve molalari da bir yere kadar.
  9. uzaktan çalışma fikri türkiye'de hala oturmamış gibi geliyor. burada hollanda'da herkes evden çalışırken oradaki arkadaşlar hala trafikte bir saat gidiyor. bir yandan özlem duyuyorum memlekete ama düzen de oturmuş değil maalesef. siyaset de karışınca iyice zor, gurbette olmak bazen iyi geliyor insana.
    (bkz: gurbette çalışma düzeni)
  10. bir yandan vergi avantajı var gibi görünse de, insanların yalnızlıktan internete gömülmesi şirketleri düşündürüyor diye duydum. dengeyi tutturana kadar kafayı yememek elde değil.