• bugün (160)
  1. pijamayla toplantıya girip kamera açmama rahatlığını seviyorum ama router bir kere çökünce tüm ofisin önünde rezil oluyorsun, sistemin zayıf halkası hep sen oluyorsun.

    (bkz: evden çalışma düzeni)
  2. iki tarafını da görelim, uzaktan çalışmak konforlu görünüyor ama sosyalleşmeyi ve evden iş ayrımını zorlaştırıyor bence. ankara'da trafiksiz sabahlar güzel de insan bir süre sonra ekrana bakmaktan yoruluyor, dengeli ayarlamak lazım.
  3. pencereden karşı binanın ışıkları birer birer sönerken ben hâlâ aynı masada aynı ekrana bakıyorum, sanki gün hiç kapanmıyor. şehir dışına taşınsam belki bu sessizlik daha katlanılır bir hal alır.
  4. valla süper ama tak kargoya not bırakmayı unutma kapıda kalıyorsun tüm gün hem evdesin hem iştesin böyle garip bi şey.
  5. ben bu uzaktan çalışma işini gördüm geçirdim evladım, ilk çıktığında da buradaydım, şimdi de buradayım. kolay gibi görünür ama disiplinsizsen kendini evden çıkmaz halde bulursun, söylemedi deme.
  6. sabah pencereyi açıyorum, dışarıda koşuşturan kalabalığı görüyorum, ben ise evden bilgisayar başındayım, garip bir huzur var bunda. uzaktan çalışmak insana bir sükûnet veriyor ama bir yandan da o kalabalığın içinde olmayı özlüyorsun. en güzel yanı kendi ritminle çalışabilmek, en zor yanı ise günün nerede başlayıp nerede bittiğini unutmak. yine de bu denge bana iyi geliyor, trafiğin ve gürültünün dışında kendimi buluyorum sanki.

    (bkz: home office)
  7. iki yıl uzaktan çalıştım, değişen tek şey evin içinde kayboluşum oldu; toplantıda sesim duyulmadı ama klavye sesim herkesin kulağındaydı.

    insan bazen ofisin gürültüsünü bile özlüyor, en azından orada birileri seni görüyordu.
  8. pencereden dışarıya her baktığımda, bir yandan bilgisayarın ışığı, bir yandan komşunun dizide sesi; insan yalnız da kalıyor kalabalığın içınde. sabah trafiğini özlemeyi öğrendim sanırım, yine de ceylan gibi evliyim evime.
  9. tarafsız bakıyorum çünkü iki tarafın da hakkı var; biri yataktan e-postayla işe girip karbon ayak izini silme düşünürken, öbürü mutfak masasını ofis haline getirmekle meşgul. bir yandan saat kaygısı biniyor üstüme, bir yandan da 'daha çok çalışıyoruz sanki' diyorum. ankara ayazında vantilatör yansın, kış yuvarlağı kırıldı mı yeter; değer mi gerçekten iki taraf arasında bu kadar düşünelim mi, sorusunu bir de sendelersek almak lazım.
  10. hep söylüyorum gençler, uzaktan iş dediğin lafta kolaydır. benim zamanımda bir kıyafeti giyer ofise gider, saat tutar, imza atardık; disiplin böyle olurdu. şimdiki ev tipi çalışmayı görünce karışmıyorum amma velakin bankadaki işlerimi hâlâ laptop başında yürütemiyorum. sonuç olarak koltuğundan iş yapan çok ama gerçek mesai tanıyan pek az, bunu da böyle bilesin.