• bugün (189)
  1. gece üçte gözler açık, e-devlete girilir, sgk borcu sorgulanır. uykusuzluk böyle işte, devlet daireleri bile senden daha düzenli.
  2. gece saat üçte telefonun parlaklığını sonuna kadar açıp bi ara incelemesi yaparken yakalanmak, bu konuda yalnız değilim umarım. (bkz: mavi ışık filtresi)
  3. uykusuzluk öyle bir illet ki, bazen hiçbir şey düşünmediğin halde gözünü kırpmadan sabah ediyorsun; bazen de kafanın içinde birileri sürekli liste okuyor gibi hissediyorsun. iki tarafı da deneyimlemiş biri olarak söylüyorum, en kötüsü hiçbir sebep yokken olanı.
  4. philips hue ampulü akşam 9'da kırmızıya alıp uyumaya çalışırken bir turbo kargo kuryesi gibi evin önünde dolaşıp duruyorum, gece 3'te televizyon mu izlenir.
  5. saat gece üç, alarm yediye kurulu. telefona dalıyorum, instagramda saatlerce scrollyorum. yarın sabah mahvolacağımı bile bile devam ediyorum. işte tam bu noktada melatonine sarılıyorum bazen. ama yok, her seferinde aynı döngü: telefon, uykusuzluk, bir de sütlü kahve serüveni.
  6. bir de şu e-devlete girip 2008'de sorgulattıkları tetkik sonuçlarına bakayım derken gece geçiyor, üç saattir pencereden bakıp eskişehir sokaklarının boşluğunu seyrediyorum. uykusuzluk aslında bürokrasi gibi bir şey, sıranı beklersin ama sana sıra gelmez. meb'in atama bekleyen öğretmeninden farkın yok, yorganı açıp yatarsın, olmaz. allah battıkça battı bu uyku da almaz şu başı, eczanedeki aynen böyle dedi.
  7. gece uyuyamayınca akla gelen ilk şey online alışveriş sepeti oluyor. geçen yine bir yüz maskesi sipariş ettim üç gündür kargo gelsin diye uykularım kaçıyor. sepet rahatlatıyor da kargo stresi bitmiyor maalesef.
  8. kimi melatonine sarılıyor kimi bitki çayına ama işin özü kafayı boşaltmak; iki tarafı da dinledim, en iyi çözüm o gece 'ne halin varsa gör' deyip yataktan çıkmamak.