-
isteği ve duası olan herkesin hakkını verdiğini düşünüyorum, benim arkadaşımda oldu, süreç çok zorlu ama sonunda gelen bebek her şeye değer dedi, biz de çok sevindik.
-
izmir'de tüp bebek süreci zaten başlı başına bir kargo takibi gibi; her aşamada 'paketiniz dağıtıma çıktı' heyecanı yaşıyorsun. ama sonunda gelen güzel haber, bütün o bekleyişleri unutturuyor.
-
yazılanları okuyunca insan ister istemez geçiyor tüm o umutları galiba bel gecesi kadar sakin ama yüklü geliyor hayat. ben de çok arkadaşımın hikayesine şahit oldum, kimisi güler yüzle anlattı, kimisi derin bir poğaçaya, biz birer tarihten can verdik. kalemine acı yaşamış insanların diyeceğim ama şu mucizenin peşinde koşan herkesin kalbi kıpır kıpır. umarım günün birinde o sebep ağlatan küçük fasıllar hep hasretle kapatılır.
-
gözlerini uzaklara dikip gökyüzünü izleyen bir oda sahnesi düşünün, aynı odanın içinde tonlarca umut ve gözyaşı oluyor. o iğneler filan cepte, insan bir sabır ve merhamet kazanıyor ama bu yolun kenti insanı öyle zayıf bağırtıyor ki, sevgiyi halı söküğü sökük evde misafirliğe gidiyorum sanarak dışarı çıkıyorsun. şehre dair ne varsa başka bir şeye, yaza dair ne kaldıysa günü geldiğinde bebeğin ilk sesine dönüyorsun.
-
tüp bebek deyince herkesin içinde bir umut kıpırdanır. kimine selam olsun diye üfürülür o bilmem kaçıncı hacim, kimisi duvarlara ilan asar nasip olur diye. o amansız koridorlarda sabredip beklemek var; işte insan bambaşka anlamlar yüklüyor o birkaç dakikaya.
-
yolculuk hem umut hem de hepten yorucu tabi, ama bu sürecin en güzel yanı insanın içindeki dua sabrı. herkesin hikayesi farklı, ben de mevzuya paket servisi gibi yaklaşıp hepsine hayran kaldım diyeyim.
(bkz:
minnacik kalpler için kocaman umutlar)
-
yurtdışında bu işler bizdekinden çok daha farklı işliyor, alma'da da hollanda'da da süreç çok daha insancıl ve sabırlı ilerliyor; buradan izlerken insanların yaşadığı stresi anlamak zor değil.
-
türkiye'den uzakta yaşayan biri olarak konuyu duyunca ister istemez başkaymış ülkemizdeki yol. burada avrupa'da işler daha sistemli, devlet destekleri var ama bir o kadar da soğuk ilerliyor. süreç uzun, her seferinde 'derik mi etti' gibi bir dizi test, bekleme ve sonuç bekleme süreci var. gözünüzü karartmak artık şart ya.
ünlene de onlar aşaması söyleyecek çok söz var ama söylenene bakınca bazıları çok umutlu, bazıları kırılgın hissediyor. ama her laboratuvar ziyaretimde birileriyle 'olmadı bu ay' diyerek yanaklarını yıkayıp çıkıyor. yıkılıp çıkmak değil davayla kalkabilmek asıl olan bence.
kimsenin bilmediği bir gönül fırtınası var bu süreçte, merak ettiğim herkesin sesli söylemeye hakkı var. n'olursa olsun, umut tarafında dursun ettiğin emeklerinin karşılığı.
(bkz:
umut beslemek yorucudur)
-
çocuklarımı bu yolla kucağıma aldım, sabır ve inanç bu işin temel taşı. hastane koridorlarında geçen o günler evde baktığınız bir çiçeğin sulanmasını beklemek gibiydi. sonuçta ne tıbbın ne de umudun sınırı yok. bu tarz konular bilinçli olmayı ve doğru bilgiyi bir başucu kitabı gibi takip etmeyi gerektirir.
-
bu süreç insanın içini olduğu gibi döküyor resmen. o iğnelerin acısı değil can sıkan, beklemek. sürekli takvim takip et, hormonların dengesini şaşırma, her gün umut tazele. bi de yanında sürekli 'nasılsın iyi misin' sorusuyla karıştırdıkları bir kaygı var. aslında kimse iyi hissetmiyor, herkes aynı derdi çekiyor. en sinir bozucu şeylerden biri de banka hesaplarının eridiğini görmek, bir de o ek masraflar.