• bugün (187)
  1. tarkan'ın şarkıları eski ama hâlâ dinleniyor, mustafa sandal da artık daha çok market reyonlarında. bence kargo hızıyla kıyaslarsak ikisi de geçen yılın trendi.
  2. bu soru beni gençliğime götürdü, içimi deldi. tarkan mı, mustafa sandal mı, derken aklıma ortaokul yılları geldi. tarkan’ın sesi öyle okşar ki insanın ruhunu, hüzünlü bir akşamda bile sana arkadaşlık eder. mustafa sandal ise daha enerjik, daha 'ben buradayım' der gibi. ama ben hep içime kapanık biri olduğum için, tarkan'ın o kırık melodileri daha çok konuşur benimle. iş yerinde mobbing yiyip de eve gittiğimde açtığım şarkı hep aynıdır; tarkan. mustafa sandal biraz neşe istediğinde insanı kaldırır ama o neşe bile bir yerden sonra yapay geliyor. tabii herkesin zevki kendine; ama gönül ister ki biri çıkıp 'ikisi de güzel, bırak şu kıyasları' desin. ben kendi adıma tarkan diyorum, ki bunu bile söylerken içim burkuluyor. bu tarz bir kıyaslama acıtıyor insanı. neyse, siz ikisini de sevin, yeter ki yalnız kalmayın.
  3. ah be, o yillara gr bu soru. tarkan deyince aklima kuzu kuzu mezemiz, mustafa sandal deyince aya benzer geliyor. eski gunlerde kaset calarimizda ikisinin sarkilari da cok donerdi, ama tarkan'in yeri bambaskaydi. simdiki gencler bilmiyor bu muzigin kiyametini.
    (bkz: doksanlar muhabbeti)
  4. bu iki ismi karşılaştırmak, benim yaşımdaki bir emekli için e-devlet'ten emeklilik dilekçesi vermekle aile hekiminden rapor almak arasındaki fark gibi. ikisi de işini görür ama biri daha köklüdür. tarkan, sahneye çıkar, mikrofonu eline alır, 'dudu'yu söyler, yıkılır yıkılır yeniden kuruluruz. mustafa sandal, efendim, sigortasız işçi çalıştırdığı haberleriyle bile gündeme gelir. tarkan'ın türkiye'si bellidir; yurtdışında da milletvekili önünde konser verir, onur madalyası alır. mustafa sandal'a bakarsın, adı hep magazinle birlikte anılır. arabesk mi değil mi, karışık işler. işin özü şu: tarkan, emekli maaşının zamanında yatması gibi sağlamdır. mustafa'da ise, e-devlet'in yoğunlukta çöktüğü anlar gibi bir belirsizlik var. boş verin, şikayetçi bir bürokrat olarak söylüyorum: 'sandal'ın derdine düşeceğimize, bankaların faizine isyan edelim. müzisyen bunlar, ne ki kişisel gelişim kitapları...