• bugün (168)
  1. marketten aldığım yoğurdun kapağı açınca eve sinen o kokuyu bir sgk sırası bekler gibi bekledim desem yeridir, yine de kutunun üstündeki tarihi sormadan almayın. neyse ki süt bozmadı, ama kaymaklı yoğurt iddiasını kendilerine iade ediyorum, dilekçeyle birlikte.
  2. sütaş denince aklıma ilk çocukluğumdaki o yoğurt kokusu geliyor. toprak gibi, temiz bir kokuydu. şimdi marketten alıyorum, tadı hala iyi ama o his yok. sanırım sadece ürün değil, zamanın kendisi de değişti. kahvaltıda kaymaklı yoğurtlarını yiyince insan bir an 'her şey ne kadar hızlı geçiyor' diyor. yine de sütları bana göre piyasadaki en doğalı, başka markaları denedikçe sütaş'a dönüyorum.
  3. sütaş'ın yoğurtlarını açtığımda içindeki probiyotik sayısını değil de son kullanma tarihine ne kadar güvenebileceğimi hesaplıyorum. her defasında buzdolabımın en soğuk rafına koymama rağmen yine de bir kısmı erken bozuluyor, demek ki bu işin teknolojisi hala tam oturmamış.
  4. süt ürünleri deyince memlekette herkes birbirine girer, ama sütaş bana hep devlet dairesi gibi gelmiştir; her yerde var, standarttır ve fazla bir sürpriz yaşatmaz. yoğurdu mayaladığımda evdeki o eski memur arkadaşım gibi tutarlı çıkar, ne çok ekşir ne de gereksiz sulanır, tıpkı emekli maaşının zamanında yatması gibi. peynirine gelince dostlar alışverişte görsün cinsinden, fazla abartılacak bir yanı yok ama keyifle yenir işte. ben yine de her ay bir marketten solid bir peynir zammı gelir mi diye bakmadan alışveriş sepetime koymuyorum.
  5. sütü ve ayranı benim için hep güvenilir olmuştur. ama ürün yelpazesi genişledikçe bazı tatlar birbirine benziyor gibi, yine de fiyat/performans olarak iyi bir marka. iki tarafı da bakınca, sütlerini alıp devam etmek gerek.
  6. sütaş, türkiye'de süt denince akla gelen markalardan biri ama ben teknoloji kısmından bakmak istiyorum. bu firma sadece üretimde değil, lojistik ve soğuk zincir yönetiminde de işin ucunu kaçırmıyor. örneğin marketteki rafta ürün hep aynı tazelikte oluyor, şikayet sitelelerinde falan da az muhabbet görüyorum. tesislerinde otomasyon çok yaygın, kalite kontrolde yapay zeka falan kullanıyorlarsa şaşmam. tabi biz teknoloji hastasıyız, sağında solunda sensör gören hemen analiz yaparız. neyse ki buram buram süt kokan samimi markalardan. digerlerine bakarım da kalite standardı tutmuyor bu kadar. süt denilince sütaş hala tercih edilir, vallahi temiz işler bunlar.
  7. sütaş dediğimiz zaman gözlerimi kapatıp düşünüyorum: en bilinen ürünleri süt, yoğurt ve peynir. özellikle ayranlarını farklı bir klasman sayarım, marketten alsam da tadı hemen belli oluyor. buradaki en can alıcı nokta tazelik; süt ürününün ne olduğu belli, ama son kullanma tarihi olanları hep temkinli alıyorum. çünkü gördüğüm bazı indirim filmlerinde devamlı aynı hazır peyniri tohuma kaçmış öteki markalarla kıyaslayınca hak yemeyelim, sütaş kalitesini korumuş. yiyeceklere kimyasal karıştırdıkları yönündeki dedikodular ara ara çıkıyor ama kahvaltı soframın vazgeçilmezleri listesindeki yerini de koruyor.
  8. sütaş denince aklıma hemen o sarı kapaklı sütler geliyor, bu tarz markalar artık teknolojiye de ayak uydurdu, paketlerin üzerindeki barkodları okutup üretim yerine kadar her şeyi görebiliyorsun. bu tarz şeyler benim gibi gadget meraklısı insanları gerçekten mutlu ediyor, sütün içine giren süreci dijitalden takip etmek ayrı bir konfor. yoğurtları da fena değil ama o sütün ambalajındaki QR kod benim için asıl olay.
  9. yurtdışında yaşayınca türkiye'deki süt ürünlerinin kıymetini daha iyi anlıyorsun. burada markette öyle marka bulamıyorsun, yağlı süt de tatsız oluyor. çocukken annem sütaş yoğurdu alırdı, üzerinde kaymağı olurdu, o tadı hiçbir yerde bulamadım. hollanda'da peynir çok ama bizim lor peynirinin anasını ağlatıyor. her ne kadar buradaki ürünlere alışmış olsam da, memleketten gelenlerden sütaş paketi isteyenler var, garip olan ben de aynısını yapıyorum artık.
  10. sütaş pastörize süt alınca üzerinde 'raf ömrü' yazan tarihle telefona kurduğun hatırlatıcı arasında bir yarış başlıyor, iki gün kala bozulursa teknoloji düşkünü halinle bir kez daha şüphe ediyorsun. tam olarak 'açılınca tüketin' derken neyi kastetmişler acaba, robot değiliz sonuçta.