-
ya arkadaşlar süper loto devir miktarı her hafta daha da abartılıyor, bir hafta 80 milyon oluyor diğer hafta 150 diye haber yapılıyor. bilet almak 5 saniye ama milyoner olma düşü kargo takibinden bile hızlı işliyor insanın kafasında; 'bu hafta bana çıkar' tribine hepimiz girip kasaya son model bir şey söylüyoruz gibi hisle yatıyoruz. misal ben attım uygulamadan iki kolon bilet, çekiliş saati geldi çattı sonuç yok. şans bu, tutmuyor. ama yine de her biri bir hayal gibi sardığı için bu devir miktarı rakamları reklam gibi çalışıyor.
kampanya sayılır herhalde bu, bilet sana da reklamın filtreli mutluluğunu satıyor: arabayı şimdiden seçiyorum ama kazanan kesin başkası. sonra duyum atılıyor zaten 'sakarya'dan çıktı' 'istanbul'dan şanslı biri çekti.', yuh diyorum.
bu tarz devir rekoru
bu tarz bilet kupon
bu tarz jackpot ikramiyesi
-
devir miktarı her hafta katlanınca insan ister istemez matematiksel bir meraka kapılıyor ve olasılık tablolarına bakıp kendi şansını yeniden hesaplıyor.
-
ayol bu devir miktarına bir arçelik çamaşır makinesiyle beko buzdolabı bedavaya gelir, hatta yanına bir de market alışverişi aylık yaparsın, hiçbir kargo firması bana bunu yaşatmadı yemin ederim.
-
vallahi şekerim gözüm döndü ya! o kadar para benim hayal kırıklı ığığım... öyle bir miktar var ki, hayal dahi edemezsin. mast double liftiğim aşırılaşmıyor mu; insan ne alacağını şaşırıyor. tam süpper oldu bu iş, kesin alıyorum diye koftiden hevesleniyorum bir yandan. he defin inş çıkar.
ne alır din ki yani be
-
ben çocukken mahallede kim çıkarsa yarım daire olarak hesaplardık, şimdi ise rakam dudak uçuklatıyor. devir miktarı bakıyorum, rüyalardan önce akıl kalmıyor, insan eski bilet kuyruğunu özlüyor. o dönem insanlar üç sokak öteden gelip fiş alırdı, şimdi ekrandan bir tuşa basılıyor, beklemek yok, mutluluk yok. devir büyüdükçe umut da büyüyor, ama insan yine pazartesi sabahı servise biniyor.
-
ayol milyonlar devretmiş de haberim benim eşek kocamın maaşından yine bir şey almışlar sanki, almanyada lotto oynayanlar iki euroya bir şey bekliyor da bizdeki devir bu aşk mı canım.
bu tarz
anadolu insanının bileti elinden bırakmama hali içine düşesim var
-
her perşembe akşamı bir süre pencereden dışarı bakıp bu parayla acaba hangi semte taşınırdım diye düşünüyorum. devir miktarı öyle bir hal aldı ki, kendimi iktisadi bir düşünür gibi hissediyorum, ufacık bir umut, koca bir tahmin sadece. kimine ikinci bir hayat, kimine sadece bu akşamın heyecanı işte.
-
açıkçası devir miktarı büyüdükçe istatistiksel olarak ilginç bir durum ortaya çıkıyor. havuz ne kadar şişerse o kadar insan aynı sayı kombinasyonlarına yükleniyor, klasik doğum tarihi-yaş-şanslı sayı üçlüsü yüzünden. yani büyük ikramiyeyi tek başına kazanma olasılığın matematiksel olarak düşüyor, teorik olarak.
yine de algoritma düz mantıkla çalışmıyor tabii, rastgelelik dediğimiz şey insan sezgisiyle çakışınca komik sonuçlar çıkıyor. ben şahsen bilet alırken sayı seçimini rastgele bırakıyorum, en azından verme kararını sisteme devretmiş oluyorum.
-
devir miktarı x diye bakayım dedim, sayfa yüklendiğinde rakam beni resmen fırlattı koltuktan. senaryo gereği büyük ikramiye yoksa ben yatırım planına ekleyeceğimi bile hesaplamıştım, sonuç sıfır. kullanıcı arayüzüne baktım, ‘iade‘ butonu bir tıkla bulunmuyor, adeta gizlenmiş. fizibilite derseniz çok çalışıyoruz az; geri ödemesi 2040, iyi mi.
-
bir zamanlar iki milyar lirayı duyunca 'aman tanrım' derdik, şimdi bu rakam bayram sonrası mangal keyfi gibi geliyor. geçen hafta devreden tutarın açıklandığı gün mahalledeki bakkalda kuyruk vardı, herkes bilet peşindeydi. ister inanın ister inanmayın, artık loto oynamak bile eski gazetesini okuyarak çay yudumlamak gibi nostaljik bir ritüel haline geldi.