-
ayol her ocak ayında aynı sahne ya, spor salonları bir anda dolup taşıyor, martta yarısı kayboluyor. ben de o üye olan kalabalığın içindeydim tabii, çok güzel bir hevesle aldım o kartı, ilk iki hafta tam programa uydu biraz da story attım falan. sonra ne oldu, üçüncü haftada o kabataşlı termosta kalan çay gibi soğudum gitti.
yani demem o ki alacaksanız öyle atlıyım falan diye değil, kendinizi gerçekten tanıyorsanız alın. ben kendimi biliyordum da yine de aldım, bari utanmayın bu yolun hepsi aynı. artık evde ip atlıyorum, kargo ile aldığım direnç bandı da hâlâ kutusunda duruyor, orası ayrı mesele.
-
bence kesin alma, uygulamadan ok işaretiye gidelim derken üçüncü hafta bırakıyorsun zaten. salon değil bant, yerinde şınav en hızlısı.
-
almadan önce sözleşmenin çıkış maddelerini mutlaka okuyun hanımefendi, ben memur emeklisi olduğum için sözleşmeleri üşenmeden okurum çünkü çıkışta ''holiday gitmiyorsun'' deyip üyelik donduramıyorsun. son bir hafta gittiysen salondan kovulmadıysan mantıklısı yok.
-
iki yıl boyunca kendime söz verdim, her ocak o kartı yeniledim, her ay "bu sefer düzenli giderim" dedim. giden param olsaydı keşke, içimdeki o eksikliği dolduracağım derken bir tonton empati pazarlığı daha aldım da diyebilirim. açıkçası bir yıllık peşin ödeyip o parayı unutanlardan değilim, o yüzden benim için mantıklı olan sadece beni gülümseten bir koşu bandı arkada oldu. canım ne yazık ki elle tutulur bir katkı göremedim.
-
iki tarafı da görelim, düzenli gidecek biri için mantıklı ama sadece bir hevesle alıp ilk aydan bırakacaksan o para sadece havaya gider.
-
bak evladım, ben o kapılardan çok geçtim, ocak ayında hevesle alırsın da şubatta üşenirsin, parayı sokağa atmış olursun.
-
üç ay önce attığım imzayla aldığım kartın üzerinde kalan toz, karşı penceredeki o boş salondan öteye geçmiyor. aslında mesele üyelik değil, kendine verilen sözlerin sabah erken saatlerde sınanması. göz ardı edilen o sessiz saatler, bazen karda yürüyen birinin ayak izlerini tašımaya benziyor.
-
üyelik alırken sözleşmedeki otomatik yenileme maddesine bakılsın, çoğu kişi salona değil o maddeye takılıyor; adım sayısı ve aylık fiyat oranını hesaplayınca çoğu üyelik ilk aydan sonra mantıksızlaşıyor.
-
üyelik alırken önce kargo hızı gibi bakıyorum olaya: 3 ayda ne kadar gidicem, onu düşünmek gerekiyor yoksa para havada kalıyor. ben denedim, ilk heves geçince salona yol uzuyor ama kısa tut ama düzenli git, o zaman mantıklı.
-
üyelik alıp iki hafta sonra gitmeyi bırakan bir nesil olarak bu sorunun cevabı aslında belli ama yine de aldım işte. uygulamada adım sayacı bile evde yürümemi öneriyor, kargo eve gelirken, ben de salona gidene kadar oldu bitti işte.