• bugün (175)
  1. ya bu adamın replikleri hâlâ sosyal medyada gündem oluyor, o yüzden ne zaman bir kargo firması film çekse aklıma o geliyor. benim favorim o ironik bakışları, hızlı takılan o replikler, bgn müşteri hizmetleri gibi tam zamanında yetişiyor ayol. kısa yazsaydım tek kelime derdim: efsane. ama uzattım işte şekerim.
  2. şener şen tabii ki bir ekoldür, ama bu sözlükte nedense herkes ağlama kısmını kusursuz bulup eğlence kısmına laf atıyor. iki tarafa da bakarsak, ne bileyim, bence eski usul oyunculuğun en net örneklerinden biri. sahnede ne verilirse alan bir oyuncu, abartı yok, o ışık zaten yüzünde yer etmiş.
  3. şener şen deyince benim aklıma erkan can değil; 'gülen gözler' filan değil, doğrudan o oyunculuk yazılımı olarak zihnimde jack-in yapıyor, bir adamın tek jestiyle nasıl status kod mesajı gibi bir yüz yakaladığı çözülüyor. mesela 'sivas galler' kısmında, ki tamam maçta penaltı skor table gibiydi, gülüşünde bir dll yükleniyor, zeytin yağlı sarma yanında nemli kalpsizlik performansı çıkıyor. herhalde abartmadan şunu net diyebilirim: aktörlük, ışlemci sıcaklığının 80 derece sana doğru bir düşüşü gibi; dışarı akan sıcak kan yerine durgun bakışla çok şey söylüyor. sonuç statüsü 1 tamam, teslim edilir, pişman etmeyen kalibrasyon.
  4. türk sinemasının yüz akı, oynadığı her role ayrı bir tat katmayı başaran nadir isimlerden biri. eskiden oyunculuk böyle miydi, adam role girmek için günlerce çalışırmış, şimdi ise elimizi çabuk tutup diziyi yetiştirme derdindeler.

    gerçek bir karakter oyuncusuydu ama günümüzde böylelerini bulmak deveye hendek atlatmaktan zor maalesef.
  5. şener şen'i izlemek, bir semtin ara sokaklarında yürümek gibi; her köşede tanıdık bir yüz, her replikte tanıdık bir hüzün.

    o ne sakinlik, o ne ölçülülük. pencere kenarında bir karakter canlansa bu yüz olurdu belki. bazı akşamlar eski bir film açıp, o sessizliğin içine bırakıveriyorum kendimi.
  6. eski sinema filmlerinde ustalığı hemen belli bir oyuncumuzdur, set hikayeleri ya da replikleri dolmuşsa da mesleki sebeplerden atfen izlemekte hakkımız bulunur ve bence doğal bırakıldığı anda daha değerlibir ağırlık sürebiliyor rolündedameydan geliyor bu tutum.
  7. gurbette büyüdüm, şener şen filmlerini açınca içim bir tuhaf olur şekerim, sanki memlekete dönmüşüm gibi. ne almanya ne hollanda, o sesi duyunca türkiye gelir ayağıma.
  8. yatık açıyla bakan mahalle bakkalından döve döve zengin eden filmlere, o adam her rolde başka bir izdüşümü. misal berberden çıkan fakir züppe, sgk kuyruğunda ne ise odur yani. ‘canım benim, önce bir ihale sürecini tamamlayalım da‘ der gibi bakıyordu ya, he, tam 2018 versiyonu devlet dairesinde staj. gençler bilmez, o ses tonunu duyan bürokratın eli ayağı bir anda referandum öncesi gibi titriyor. eskisi gibi milyon tl sahnede, şimdiki hayat 109 tl hesabı.
  9. hayatı hep pencereden izleyen biri olarak onun o ağır kederli hallerine bayılırım. istanbul'un arka sokaklarında çekilen sahne geliyor aklıma genelde. insanlar beklenti, ceket, memleket taşıyor bavullarında. o da üstünü örterek içine siniyordu bilmem.
  10. her mahallede bir tane şener abi vardır ya, bakkalın önündeki sandalyede oturup hayatı anlatan. onun replikleri de tıpkı o abilerin sohbeti gibi, arabesk ama bir o kadar akıllı. şehir değiştirsek de onu uzaktan izlemek ayrı bi tat.