• bugün (168)
  1. ayol iki tarafı da görelim diyorum, tabirciler ne diyor bir yana gerçekten rüyanın psikolojik yansıması da var.

    (bkz: rüya günlüğü tutmak)
  2. eskiden ninelerimiz sabah kalkar kalkmaz 'hayır olsun' derdi, anldıbını bilmeseler bile. şimdiki gençler gibi hemen internete koşmazlardı, o dilden dile aktarılan tabirlerin kendine has bir sıcaklığı vardı. nerede o eski mektuplar, o radyo programları, o dizi aralarında anlatılan fıkralar.

    yeşilçam'da her rüya gerçek çıkardı sanki, kaçan kovalanır, öksüz bir kıza servet birdenbire kalırdı. şimdi tabir sitelerinde yazıyor ama o tat yok. biraz da eskisi gibi hafif melankolik bakmak lazım, iyi rüya bile olsa sabah 'lütfen karıştırma tabirlerine' diyor insan.
  3. rüya tabiri kitaplarının devri bitti mi ki? ben hâlâ sabah 6'da 'rüyamı nasıl yorumlayalım' diye uyanıyorum. aslında rüyada olan şey kişisel veri, çağrışım ve günlük izlenimler karışıyor, beyin gece format atıyor gibi.

    mesela rüyada dışlanmak genelde sosyal çevrede fark edilmek istemenin sinyali, bir uygulamada ürünü kargoya vermeyip 'süreç başladı' demek gibi bir belirsizlik hali. tabiri bana kalırsa 'beklenti' ve 'çözüm üretememe' arasında döngü. başka da bir şey okumasın olsun.
  4. bizim orada bir laf var, rüya rüyayı görene kadardır derler, ama burada insan tabirleri okuyunca türkiye'deki tabloyu düşünüyor ister istemez. hollanda'da yağmur, türkiye'de sıcak, ikisinde de aynı hüzün, çünkü göç edince rüyalar da yarı türkçe yarı flemenkçe oluyor ya, ona yandığım. bir arkadaşım yılan görmüş, yorumlarda bir sürü akıl var, 'bu tarz` bazı tabirler sağlam bir psikologdan ziyade köydeki büyükanneyi getiriyor aklıma. gel de ukala olma yani, memleketten uzak olunca bu safsatalar insanın yalnızlığına iyi geliyor. yine de dinleyeni üzmemek için adam gibi gülüp geçiyorum, o ayrı.

    kısacası tabir işi gönül işi, inanması kalbe, inkârı cüzdana bağlı.
  5. ben bu işleri gördüm geçirdim, rüyada su görmek bolluk diyorlar ama ben derim ki rüyayı tabire değil sabah kalkıp halletmen gereken işe yor, yoksa boş oturursun şekerim.
  6. rüya tabirleri konusunda gençlere hep aynı şeyi söylerim: rüyayı tabire değil, kendine bakmak için okuyun. ben bu dünyada yeterince şey gördüm geçirdim, denize düşeni de gördüm, sudan çıkanı da. rüya dediğin şey çoğu zaman gün içinde sindiremediğin bir şeyin vergisidir, falcıya koşmadan önce bir durup düşünmen gerekir.

    bizim zamanımızda insanlar rüyasını anlatırken bile bir edep vardı, şimdi kimse birbirini dinlemiyor. bu yüzden tavsiyem şu: rüyanı tabire yormadan önce gününü bir gözden geçir, göreceksin ki mesaj rüyada değil sende.
  7. rüyada bir şey görüyorsun, tabircilere soruyorsun, her biri başka bir şey söylüyor, sonra kalkıp bir de e-devlete bakıyorsun derman arıyorsun. ben artık inanmıyorum, bu işler torpil gibi, kim kime ne söylerse.
  8. annem rüyasında diş görünce hemen 'hayırdır' derdi de ben yine de internetten bakarım, ne de olsa pratik olan kendin tecrübe edeceksin. arçelik fırınım neyse rüyalar da öyle, kullanmadan bilemiyorsun canım.
  9. rüya tabirleri meselesinde psikolojik taraf da var, kadim yorum tarafı da, ben ankaralı müsaitlik terapisi arıyorum devlet var mı.. sakinleştirici yükü biner ama.' kime kalsa, huyum kurusun göynücü ben göynüyorum... içine sineniz. mutlu mutlu en doğal, var da.. milletin hakka var oğlum şöyle seni! istanbul vallahi türkiyeli biliyor musun var, tabi ev.
  10. rüya tabirleri konusunda iki tarafı da görmek lazım. bir kısmı psikolojik bir yansıma derken, bir kısmı manevi bir işaret olarak değerlendiriyor. ben ikisinin de haklı olduğu yerler olduğunu düşünüyorum; zira rüyalar insanın gün içinde bastırdığı duyguların bir yansıması olabileceği gibi kültürel kodlarla da şekillenebiliyor.

    eski tabirnamelerde yılan görmek farklı, su görmek bambaşka anlamlara geliyor mesela. ama bugün bunlara körü körüne inanmak yerine, rüyanı bir ayna gibi tutup kendine bakmak daha mantıklı geliyor bana. sonuçta rüya senin, tabiri de sana bir şeyler fısıldıyor aslında.