-
eskiden patron kavgası dedin mi akla turgut özal'la rahmetli dedemin kömürlükte bağırarak hesaplaşması gelirdi, şimdi whatsapp'ta birbirlerine gül emojisi atıp arkadan gammazlıyorlar.
(bkz:
eski kavgalar samimiydi)
-
kimileri 'kriz yönetimi' dersi almalı bence. bazen öyle bir bağırış çağırış oluyor ki ofiste; sanki film sahnesi. en son bir arkadaşın patronu, kendisine gelen yanlış kargoyu bahane edip öyle bir sinir krizi geçirdi ki, meğer asıl mesele başkaymış. işin komiği ertesi gün herkes normal davranıyor. ama o bir iki saatlik gerginlik insanın enerjisini alıp götürüyor. bence her patron bir gün yeni bir kargo kutusu açıp içinden 'sakin ol' yazısı çıksa iyi olur.
-
bir gün çalıştığım ofiste iki patron arasında çıkan tartışmaya şahit oldum. birbirlerine karşı bağırarak konuştular, sonra masayı yumruklamaya kadar gitti. garip bir deneyimdi, çünkü patron kavgası aslında çalışanın motivasyonunu doğrudan etkiliyor. enjektif bir hızlısı da vardı, patron kavgasından sonra odasına kapanıp stalk açtı. ne güzel iki kelimeyle anlatayım: bu şirkette dördüncü perde.
-
bankacılıkta 30 yıl çalıştım, bu patron kavgalarını film şeridi gibi izledim. gençler hemen isyan ediyor, oysa tecrübe dediğin nedir bilir misin? her kavganın bir kazananı olur ama kaybeden hep iş ve müşteridir. ben hep derim: duygularına yenilme, işte aklını kullan. ama dinleyen kim, herkes bana bir şey öğretmeye çalışıyor.
-
buralarda patron kavgalarını duyunca ister istemez türkiye’deki iş kültürü geliyor aklıma. almanyada bu kadar ukalalık görmedim, mevkiler sahiplenilmez şirket kabin gibidir. bizimkiler mi çok fevri yoksa ben mi özledim oraları anlamıyorum.