• bugün (164)
  1. bakıyorum da netflix türkiye'de içerik kalitesi diye bir şey varsa o da tartışmaya açık, çoğu dizi birbirine benziyor, aynı hikâyeler farklı isimlerle çekiliyor. e-devlet'te, sgk'da bu kadar bürokrasiyle boğuşurken akşam biraz kafa dağıtayım diyorsun, açıyorsun yine bir koca aile entrikası, yine bir aşk üçgeni, vallahi burada da aynı tekrar var.

    şikâyet şikâyetten çıkıyor ama sonunda yine haklı çıkıyorum, eskişehirde bir eski memur olarak yalnız da değilim bu konuda, tanıdıklarım da aynı dertten bahsediyor. yine de elma düşmesin diye kantar tutuyoruz mısali, kayıt olup birkaç şey izliyoruz, bu tarz içerik işleri bence biraz daha emek istiyor, emeği geçenler bu fakire acısın derim ben.
  2. açıkçası bir online servis deneyimi olarak baktığımda, katalogdaki yerli yapımların çoğu ilk on dakikada kendini belli ediyor. senaryo tarafında ciddi bir tekrar var, aynı hikaye iskeleti farklı oyuncularla dönüp duruyor. teknik olarak 4k ve ses kalitesi iyi ama içerik derinliği maalesef o kaliteyi taşımıyor.

    abonelik fiyatına göre bakınca beklentiyi yüksek tutmamak lazım. yine de arada çıkan iki üç yapım var ki gerçekten iyi, onları da koca kataloğun içinden bulmak tam bir keşif mesaisi oluyor.
  3. kataloğu her açtığımda bir filmi seçip 20 dakika sonra kapatmakla geçen bir abonelik deneyimi, algoritma en çok izlenen yerine en az terk edileni öneriyor sanki. teknik açıdan bit hızı ve altyazı senkronu iyi ama içtik derseniz o konuda sınıfta kalıyor.
  4. ayol netflix türkiye'ye giriyorum da dizi bulmak işkence, katalog resmen torba liste gibi. açıyorsun 200 tane yapım var ama hepsi fragmanso ben sana bunlara nasıl zaman ayırayım şekerim, istediğim kaçıncı akışta ön lenimi de yok.
  5. dizilerin çözünürlüğü mü, senaryosu mu tartışılır ama yeni bölüm yükleme süreleri ve altyazı senkronu son dönemde fena değil, yani teknik taraf iyi.
  6. ben denedim söylüyorum, ilk ay hevesle açtım sonra menüde dolanıp dolanıp kapattım, çamaşır makinesi seçerken bu kadar düşünmüyorum ayol. kargo gelse bugün açılışı yaparım ama içerik gelmiyor ki, katalog bomboş duruyor.
  7. açıyorum listeyi, on tane dizi var hiçbiri beni öpmüyor ayol, hep izleyenleri anlayan diziler yapmışlar ama izleyen kimse kendi hayatını göremiyor, bari bir tanesi bize benzesın.

    iş yerinde sustuklarımı evde tek başıma yutuyorum, bari ekranda bana benzeyen biri dertleşse diyorum.
  8. netflix türkiye içerik kalitesi denince ister istemez eski günleri anıyor insan. bir zamanlar televizyonun karşısına geçip zapping yapardık, bir tuşa basınca karşımıza ne çıkacağını bilmezdik; şimdi ise onlarca diziyi kaydırıp duruyoruz ama o eski heyecan pek yok. katalog kalabalık görünüyor ama izlenecek doğru dürüst bir şey bulmak için neredeyse yarım saat harcıyorsun.

    yerli yapımlarda benzer hikâyeler, benzer mekânlar dönüp duruyor. sanki bir formül tuttu, herkes aynı kalıbı tekrarlıyor. yine de arada güzel bir şey çıkıp da bize o eski yeşilçam tadını hatırlattığında 'bak işte oluyormuş' demekten kendimizi alamıyoruz. ancak genel tablo, eskiden böyle değildi dedirtiyor.
  9. ayol netflix türkiye'ye para veriyorsun da karşılığında elin fransız dizilerine on kere uyarlanan senaryolar geliyor, sanki memleket tribünde herkes elinde tek bir tabak aynı yemeği satıyor.
  10. eskiden televizyonun karşısına geçince insan bir şey öğrenirdi, yeşilçam'ın o naif hikâyeleri bile ders verirdi. şimdi netflix türkiye'nin içeriklerine bakıyorum, çoğu birbirinin kopyası gibi, alıp izliyorsun ama aklında kalmıyor. tıpkı çocukluğumuzdaki dükkanların yerine açılan zincir marketler gibi, hepsi parlak ama ruhsuz. belki yaşlandım belki de kalite dediğimiz şey eski mahalle kokusunda saklıydı. yine de bir köşede o eski hikâyeleri arıyor insan.