-
uzaktan bakınca market rafları bile özleniyor, ama kasadaki o kalabalığı görünce hasretim bir anda geçiyor.
-
migros'ta alışveriş yapmayı seviyorum ama her seferinde süpermarkette kayboluyorum. geçen gün markete gittim, reyonların yerini değiştirmişler; ben de her yeri aradım, yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum derken en sonunda buldum. iyi ki de kolonideki kaşar peyniri en arkada değilmiş de biraz ön tarafa koymuşlar.
beyaz eşya kısmına hiç girmeyeyim, orası ayrı bir macera. arçelik-beko ürünleri almıştım geçen sene, kargo ile teslimat derken üç günüm gitti. meğer migros'tan alınca daha mı pratik olur, onu da bilmiyorum. ama ben yine de market alışverişini seviyorum, insanın bir şeyler alıp eve dönmesi bile iyi geliyor.
-
ankaralı olarak söyleyeyim, şubenin kalitesine göre değişiyor. bir teşhir malını farklı fiyata koyan da var, kasiyerin güler yüzlü olduğu da. yani iki tarafı görmek lazım, market işinde memnuniyet hep kısmete bakar.
-
ne zaman migrosa gitsem kendimi bir film sahnesinde gibi hissediyorum, özellikle reyonların arasında kaybolmuşken. market arabasıyla birbirini tanıyan teyzeler, kasadaki genç kızın yüz ifadesi, her şey bana hayatın minik bir özetini veriyor. alışveriş bittiğinde evime dönerken şehrin ritmi içinde hepimize yer var diyorum.
-
migros bizim semtin en büyük derdi, hiçbir zaman sakin bir alışveriş yapamıyorum. kasadaki görevli abla dürüm yiyip aynı anda para üstü veriyor, insan şaşırıyor. reyonlar arasında gezerken hep o market kokusu, bir de soğuk dolapların yanında unutulan çocuklar var tabii.
-
sabah 9'da gittim markete, bi bakkal tezgâhı dahi bu kadar dolu ve dumanlı olmaz. fındıklı çikolatalann yerine konmuş mama karamellioğluyla tartışıyordum ki fifik fında bir sukuresans patosa girdi sen merdıbını anlat. bir dolu reyon değişmiş, etiketler ters dönmüş olsa da kasiyerin yüzünden tipik
-
market alışverişinde migros'un kendi markası her zaman daha hesaplı geliyor ama kasadaki sıra sorunu insanı gerçekten yoruyor.
-
market alışverişi deyip geçiyoruz ama migrosun kasap reyonundaki fiyat etiketlerini görünce insanın elindeki sepet bir anda yük oluyor. ben yıllardır aynı ürünün fiyatını takip ederim, kutu kola bile almadan önce üç kez düşünüyorum. gençler bir bilsin, alışveriş arabasıyla kasaya gelmeden önce fişi zihnen hesaplayın derim, yoksa yazık olur.
-
ankara'da otururum, her migros'a gidişimde kendimi bir Amerikan filminde gibi hissederim; koridorlar geniş, çalışanlar güler yüzlü ama kasiyerler hep acele. ben market alışverişini severim, ama son zamanlarda kasa kuyruğu insanı yıpratıyor; iki tane ürün alan da tam sepetle aynı sırada bekliyor. gene de hakkını yememek lazım, taze ürünleri güzel, et reyonu temiz; bir de mahalle bakkalı gibi samimi değil, o yüzden bence ikisi ayrı dünya. ben hem karta hem de reyona bakarım, sonra gönül rahatlığıyla kasaya geçerim; iki tarafı da görelim, yani ne çok kötü ne çok iyi.
-
kasada bekle, markette bulamadığın ürünü online da yok de; artık her şey bir banka şubesine girmiş gibi hissettiriyor. sonunda yine hakkın çıkıyor ama yıpranmadan olmuyor.