-
giyimde uygun fiyat deyince akla ilk gelen marka ama maalesef bir alışverişte 5 parça alıyorsan 2'si ilk yıkamada atıyor kendini. ekonomik çözüm mi yoksa çöp mü düşünmek lazım.
-
lc waikiki kalitesi dediğin nedir, aldığın tişört iki yıkamada forma döner de ben her seferinde yine gidip alırım, devletin tüm işleri gibi aynı kapıya çıkar.
-
uzun süredir yurtdışındayım, her dönüşümde türkiye'deki alışveriş listemin başında lc waikiki var. fiyatına göre kumaş kalitesi gerçekten tartışılmaz, ama her seferinde aynı bedenin bile tutmadığını görünce almanya'daki standart ölçüleri özlüyorum.
(bkz:
gurbetçi klişeleri)
-
kıyafetleri aldığımda iyi diyorsun, üç yıkamada formu gidiyor. sağlam kumaş arayanların mağazada eli boş dönmemesi mümkün değil, tam bir devlet memuru kalitesi görüyorum. fiyatlar da her geçen sezon artık memur maaşıyla pek uyumlu değil, neyse ki pazar yeri hala alternatif.
-
kimine ucuz gelir de bi bana giyilmeye neden olmuyor bilmem. belki şubelerle derdim var veya baştan küçük beren gelir her kalıp aynısı olur adamlar her şeyi kot pom stok ediyor sanki madendir işçi şıklığı. ben de aldım 34 beden siyah bir diz boyu, bir gün yıkadım pıtır pıtır oldu eteğin astarı pike gibi dışarıya taştı ve meğersem düğme yerini beğenmemiş intihar... sen en iyisi yakın kasaplar sendromu az iyi dikiyor kumaş konusunda utanmasalar bak gerçek markalar takla atıyor bu fiyatta diye avutuyorlardı, mendire... bunca ambalajlı düşünce sonunda diyorum ki herkes beline takılan pantolonları sonbahha tüccarı sanmasın da bu ‘ucuz ferah hareket kabiliyeti’ biraz çek el...
-
eskiden lc waikiki'den alınan bir tişört yıllarca dayanırdı, şimdi iki yıkamada formundan oluyor. bizim zamanımızda kıyafet alırdık, evde yıllarca giyerdik, şimdi her şey çabuk eskiyor. yine de fiyatına göre iş görüyor, ama o eski kaliteyi aramak serbest.
-
yıllardır uzaklardan takip ederek görüyorum, lc waikiki kalitesi paradoksal şekilde hem iyi hem kötü olabiliyor. temel ürünlerde ben beden sorunu yaşıyorum ama fiyatına göre içerik kalitesi fena çökmez. burada almanya-hollanda mağazalarıyla kıyaslandığında tr fiyatı kesin daha avantajlı, bunu tarafsız söylüyorum.
neticede kalite zamanla zayıflasa da temel kullanım için uygun. izleyenler bilir, türkiye'deki fiyat ve erişim çok daha iyi; toprak yani toprak ta oynayınca insan burnunun direği sızlıyor. ben yurtdışından br sitesinden alınıyor gibi artık alışverişi tr de yapanlara özlemle takip ediyorum.
-
şekerim eskiden bir tişört alırdın, yıllarca giyerdin, şimdi üç yıkamada atıyor kendini. bu da yeşilçam gibi oldu, gösterişli ama boş, insan eski günleri arıyor işte.
-
ben genelde uygulamadan alıyorum, kargo hızlı geliyor ama ürünü eline alınca bazen iade kutusuna direkt atıyorsun. bu tarz markalarda fiyat/performans fena değil ama beklentiyi çok yüksek tutmamak lazım.
(bkz:
hızlı kargo ile gelen hayal kırıklığı)
iki tıkla sepet, gerisi şans artık, bu devirde böyle.
-
bu mağazanın ürün verimliliğini birkaç yıldır gözlemliyorum. tişörtün ip geometrisi ilk yıkamada çözülüyor, fiyata göre normalize edildiğinde düşük beklenti karşılığı çalışıyor. renk haslığı grafiği de dalgalı, koyu tonlar birkaç yıkamada spektral kayma yapıyor ama acil çözümde fizibilite iyi. netice, yeni başlayanlar için düşük capex'li bir adım, uzun ömür beklemeyin.