• bugün (173)
  1. kedi sahiplenmek tam bir gadget kurulumu gibi şekerim, ilk gün mama kabı kum kabı derken bir bakmışsın eve yeni bir sistem entegre olmuş, kuru mama vs yaş mama farkı.

    abonelik gibi düşün, her ay otomatik ödeme talimatı gibi mama kargosu geliyor ve hayatının arka plan süreci artık hep o patili müdür.
  2. kedi sahiplenmenin gerçek maliyetini hesaplarken eskiden mahalle kedilerine bir tas süt yeterdi diyorum; şimdi mama, kum, aşı, veteriner derken insan kendini bir anda bütçe tablosu yaparken buluyor.

    (bkz: evcil hayvan masrafı)
  3. mama, kum, aşı, vet derken aylık faturam ikiye katlandı, tek iyi tarafı kargo bekleme yok kediyi aynı gün alıyorsun.
  4. eskiden kedili ev demek bir tas süt, bir pencere önü demekti, mahalle zaten aç kalmasını istemezdi. şimdi kediye bakmak için faturalar, gıda takviyeleri, veteriner planı çetesine yetmek gerekiyor. eskiden böyle değildi diyenler boşuna demiyor, sevgiyi bile parayla ölçtük neredeyse. kaç para olursa olsun yine de bir canı beslemek güzeldir, o ayrı mesele diyeyim.
  5. fiyat etiketine bakmayı bırak, düşün ki sadece mama sanıp geçiyorsun, bir de otomatik su pınarı, akıllı kum kabı, diş fırçası ve yedek yatak siparişi çıkar listesi çıkıyor. ben gadget deneyimlerime dayanarak söylüyorum, bu canlının kurulum maaliyeti orta seviye bir akıllı saatten daha kabarık.
  6. herkes mama parası var mı diye soruyor da kimse geceleri uyandığında o minik sıcaklığı yanında hissetmenin kalbe ne yaptığını sormuyor. dürüst olmak gerekirse yalnızlığı en safça ve en bilmiş bilmez bakışla susturmaktır alt tarafı, bankerlik gibi hesaplanamaz ki.

    'bir kum, bir mama' diyorlar geçiyorlar ama asıl hesap nankör edilecek sadakatin hüznüdür. sabah işe giderken peşinden ağladığında cebindeki bütün para keşke bir bakış olsaydı dersin.
  7. beslosen linkleri boş yere değil şekerim: mama, kum, kısırlık, aşı derken aylık çok ciddi bir kalem çıkıyor ama gün sonunda onunla otururak vakit geçirmek her kuruşu haklı çıkarıyor diyen taraf da var tabi.
  8. bak oğlum, ilk ay aşı kum mama cart curt derken bir maaşı verirsin, kruvazörden tutun da altı yüz gramık krakerine kadar hesap gelecek. ama kucağına gelip mırladı mı parayı unutuyorsun, deneyim konuşuyor yani.
  9. ayol o tüylerin her yere sinmesinden mini piyango çekmesine kadar her şeyi sineye çekiyorsun işte, güzel büyüyünce bi de kumunu kendisi yıkayacak sanki bütün dünya kaprisli oluyor. kedisi olmayan hiç konuşmasın lütfen, benim kargo kutusu koltuk oldu ben sustum.
  10. pencereden bakınca dışarıda bacaklarını uzatmış yatan bir kedi görüyorum, kolay gibi geliyor insana. ama mama, kum, vet, oyuncak, kısırlık derken yavaşça büyüyen bir defter bu. yine de bazı akşam seni kapıda bekleyen o ufak can, her satırı siliyor gibi.