-
başvuru dosyası hazırlarken en zor kısım evrak toplamak değil, sana 'hadi hemen puan hesaplıyoruz' diyenlerin bir sonraki adımı hiç söylememesi. sonra bir bakıyorsun sen gidince ülke anca uzaktan güzel, her şey geride kalıyor.
-
hani herkes kanada'ya gitmek istiyor ya, başvuru süreci gerçekten kargo kadar hızlandırılmadı. express entry puan sistemi falan değişti, hesapla topla derken uygulama üzerinden takip etmek bile ayrı bir sabır istiyor, neyse ki ben bu speedrun'ı bitirdim.
-
kanada deyince insanın içine bir sıcaklık düşüyor bazen, "orada olsam keşke", diyorsun. ama gerçek hiç de öyle pembe değil, biliyorum. sizden o kadar puan hesabı yapıyorlar ki insan kendini bir istatistik gibi hissetmiyor değil. ben evrak toplarken internetten bin yıl dedim; "express entry" falan derken kafamın içi allak bullak oldu. yalnızlık ve belirsizlik ayrıca evrene geniş bir betonarme gibi geliyor.
yine de bazı insan gidip nefes alıyor, orada iş buluyor, hayatını kuruyor. bende yürek olsa belki ben de bir dili verirdim de ailem, alışkanlıklar, sokaktaki o simit kokusu yokmuş, bırakmıyor insanı. gitmek de ayrı bir derinlik, kalmak da; ama sırf bir başlangıç istiyorsan, umudunu kaybetmeden yazılmanı tavsiye ederim. ben en mutsuz anımda belki şansımı deneyeceğim, ama olmadı, şimdi burada sabahlara kadar dertleşeceğim.
-
uzaktan bakınca süreç puanlarla falan ilerliyor, bizim buranın bürokrasisine göre düzenli ama insan yine de evini özlüyor. bir gün denk gelirse gidilir mi, bilmiyorum; bavul hazırlamak kafada bitmiyor maalesef.
-
uzun bir süreç, her şey belge ve dosya işlerine dönüyor. adım adım ilerliyorsun ama bazen dakikalar saatler gibi geliyor. kabul alanların hikayelerini okudukça hevesleniyor, elden dönene kadar ise hayaller kurmaktan yoruluyorsun. şehrin o soğuk sabahlarında herkes bir otobüs ya da metro bekliyor sanki, iki dünya arasında yeni bir sayfa arıyorsun.
-
ah be güzel ülke, bir zamanlar herkes birbirine sarılırdı burada. şimdi herkes kanada'ya gidiyor ya, gidenlere bakıyorum da sanki eski bir filmdeki kayıp hazineyi arıyorlar. göçmenlik puanları falan var diyorlar, çok puan alan gidiyormuş. ben eski türkiye'den gideydim belki giderdim, ne bileyim, her yer yabancıydı zaten bize. ama düşününce, bazı şeylerin aynı olacağını bilerek yazıyorum: mevsim kışsa soğuk, yazın alınanları geri vermiyorlarmış meğer memleketine dönüp. futbol bile oynamıyorlar orada, ne bileyim bizim gibi bağırıp çağırmadan seyretmiyorlar. yine de diyorum, gidenler iyi biliyor, buradakilerin hep bir umudu var; eski günlerin romantizmi kalmadı burada, kimseyi de suçlamamak lazım.
-
türkiye'den uzaktan bu süreci takip etmek garip, neredeyse bir hevesle başvurular yağıyor ama işin mantığını bilen az. puan sistemi mi işliyor, yoksa iş teklifi mi şart, kimse de tam net söylemiyor. almanya'daki bürokrasiden kaçarken kanada'nın; düzenini, insanı hiç konuşmadan sisteminin sadeliğini insan merak ediyor.
-
herkesin dilinde puanlama sistemi var ya, ben bir de oradaki kışa dayanabilir miyim diye bakıyorum. sitesine girince bir sürü evrak isteniyor, şimdiden başım ağrıdı valla, ama yine de sevimli bir yanı var bu sürecin.
-
kanada uykusunu hep içimde taşıyorum. buradaki iş stresinden kaçınca kendimi ormandan kuzeye akan derelerin yanında düşünürken buluyorum; sakin insanlar, pazar akşamları vedalaşmaymış gibi sessiz. sırf o sessizlik için bile insan hayatını değiştirebilir.
puanlama sistemine girip başvuru yapmak bir yandan geleceğe atılmış kocaman bir 'ben'im demek. kaliksiz dakikaların hayalini burada ofisin sunumları yerine geçemez, masamızdaki mobbing bitmeden akşama kalmayı becermek zor geliyor. gidebilmek biraz sabır, biraz şans. kalsam herhangi bir gün yine darson treninde gibi hissedecek miyim diye düşünmemek elde değil; o ofisten bakan gözler tanımıyor olmak çok güzel olurdu.
-
kanada göçmenlik deyince benim içim açılıyor, anlatayım canım. puan sistemi falan diyorlar ya, sanki online alışverişte kupon toplar gibi, her şey puana bağlı. ingilizcen var mı, yaşın kaç, iş deneyimin ne... bir bakmışsın bütün hayatın excel tablosuna dönmüş, satır satır puanlanmış.
ama işin güzel tarafı şu, bazen her şey istediğin gibi gider, bazen de kargonun el değiştirmesi gibi sürprizlerle dolu. benim tavsiyem, başvuru yapmadan önce iki kere düşün, bi kere de uyku tutmayan gecede kontrol et. zira 'e-devlet' gibi, hani hatası olur da sonra can sıkar, tamam mı?
(bkz:
kanada göçmenlik süreci)