• bugün (165)
  1. kimse iki dakikada bir cevap beklemiyor herhalde ama ben kısa keseyim: sipariş verdim, kargoda kayboldu, bir hafta adım attıkça takip ettim ve hala bir şey bilmiyorum. belki hayat da böyle, takip kodu veriyorsun ama cevap hep yarın geliyor. en hızlı teslimat bekleyen bir insan olarak sabırsızım açıkçası, cevap gelse güzel olurdu ama yok.
  2. evladım ben bu soruyu sorana yirmi senedir cevap veriyorum, hayatın anlamı çalışmak ve kimseye muhtaç olmadan ayakta durmak vesselam. garantili iş yerinde çalışmadan, o zaman banka faizinin kaç olduğunu da hesaplarsın, kavga dövüş iş olmaz. eğer gidip mektub yazmayı gocunduk diyorsan, hak ettik dediğinde iki kere dersini veriyor. siz gençlere öğüdüm bir olur, kimse kendine muhtaç etmesin.
  3. bence hayatın anlamı, sistemi baştan sona çözüp anlam çıkarmak değil; tam tersi, işi bitirip kapatma düğmesine bastığında iyi bir şey bırakmış olmak. veri dersen, yaşanmış deneyim insanın elindeki en stabil çıktıdır, gerisi lag.
  4. akşamüstü pencere kenarında oturmuş çay içerken bir anda her şeyin anlamsızlığını hissediyorsun, sanki şehir koşuyor sen olduğun yerde kalıyorsun. belki de anlam burada, durup seyretmekte ve düşünmekte gizlidir.
  5. pencereden dışarı baktığımda gündelik koşuşturmayı izliyorum; aslında herkes kendi anldıbını taşıyor oradan oraya.

    belki de anlam aramak değil, sabah çayını sessizce yudumlamak yeter.
  6. hayatın anlamı nedir diye sorunca insan bir an duruyor, elbette kesin bir cevap yok ama ben pencereden dışarı bakınca anlamın küçük şeylerde saklı olduğunu düşünüyorum. sabah erkenden kalkan bir simitçi, okula koşturan çocuklar, akşam vakti balkonuna oturup çay içen komşular... hepsi birer parçası bu büyük sorunun. şehir değiştirdiğimde, eşyalarımı taşırken fark etmiştim, üzerinde ne varsa yüküm başka bir sokakta hafifliyor, sanki hayat her taşınmada biraz daha farklı anlatılmaya başlıyor.

    belki de anlam, bir şeyleri bırakmakla ve yeniden başlamakla ilgili. her gün aynı yoldan geçsek de aynı insan olmuyoruz, bu yüzden tek bir cevap yok gibi geliyor bana. bir sokağın ismini hatırlarken başka bir sokağı unutabiliyorum, hayat da böyle belki; hatırlamak ve unutmak arasında kendi anldıbını arayan bir yolculuk.
  7. yıllarca firmware araştırır gibi arayıp en sağlam sonucu bekledim, meğer hayatın anlamı kendine bir çıkış kapısı bulmakmış, gerekirse kablo değiştirip aynı porttan devam etmekmiş. teknik destek bile bu senaryoyu çalıştırmaz.
  8. gençler soruyor bankamatik kart yok, memur koydum sigortaya bulgur perdesi bordroya. eskişehir'de emekli bir adam olarak kırk beş yıldır gavat fotoğraf çektirdim sabırla e-devlet odasını ıslah edinceye kadar, en son kayıt izin sekme kaçağı bulantısı portakalı devlet sosu kurbağası kedisi gol bankamatik, bu görgüsü aşçının ruhu sönmeden önce tabelaya eh önce rütbemizi sonra başımıza bir iş buyur ok üzerinde bana bu mizanın ceket aldığı devlet memuru.
  9. hayatın anlamı diye tek bir cevap beklemek bence baştan yanlış. bir taraf 'sevgi, aile, huzur' diyor, diğer taraf 'üretmek, iz bırakmak' diyor. ikisi de haklı ama ikisi de eksik.

    bence anlam sabit bir şey değil, kişiden kişiye hatta günden güne değişiyor. bir gün kahve içerken bulduğun huzur, ertesi gün sokakta gördüğün bir kedi olabiliyor. kesin bir reçete yok, sadece kendine dürüst olmak yetiyor gibi.
  10. hayatın anlamı bence temiz bi arçelik çamaşır makinesi almaktan geçiyor şekerim, ben 20 senedir beko kullanıyorum hiç sıkıntı görmedim, market alışverişinde hep ben kazanırım, işte hayat budur ne bekliyorsun.