-
uzaktan türkiye'yi izlerken anladım ki hayatın anlamı, çoğu zaman iki ülke arasında bir yerde kaybolmuş durumda. ister almanya ister türkiye, aslında insan hep ait olma hissinin peşinde koşuyor ve bunun cevabını da belki hiç bulamıyor.
-
uyanıyorsun, yüzüne su çarpıyorsun, birisi e-postanda barıştık derken diğeri pazartesi sabahı mobbing toplantısı yazmış bile. şimdi anlıyorum artık anlamı bilmenin değil anlam yok mu derken hayata karışmanın bir yok mu olduğu lazım, yaşaya yaşaya göreceksin.
-
eskiden bu sorunun cevabını kitaplarda arardık, şimdi telefona bakıp unutuyoruz. bence hayatın anlamı, eski bir filmi açıp çayı yudumlarken geçmişi hatırlamak ve hâlâ hissedebildiğini fark etmek.
-
memurluktan emekli oldum, 45 senedir banka sırası bekledim, e-devlet olaylarını çözdüm; hayatın anldıbını DEVLET sitesinde aradım bulamadım. sonra anladım ki anlam, öğlene kadar mesai yapıp çıktıktan sonra evde yaşlı kediyle uzanıvermekmiş. gerisi zaten bürokrasi işte.
-
bana kalırsa hayatın anlamı, eskiden bir mahalle bakkalının kapısında oturup gelen geçeni selamlamak gibi bir şeydi. şimdi herkes telefona gömülü, kimse kimseyi görmüyor. yine de hayat, mutlu anıları biriktirmek ve o eski günleri bir yudum çayla yâd etmekten ibaret.
-
kırk yedi yıllık tecrübeyle diyorum ki; anlamı ararken harcadığınız zamanın kendisi anlam oluyor. ev alırken, iş kurarken düşündüğünüz gibi değil, yaşadıkça çözülüyor.
-
bizim kuşak bilir, e-devlete girip 'hayatın anlamı' diye bir sorgu arıyor insan. sonucu çıkmıyor tabi, emeklilik dilekçesi bile versen yirmi yıl sonrasını gösteriyor. öyle uçsuz bucaksız şeylerde anlam aramaktansa, maaş günü hesaba paranın yattığını görmek, bir de pazardan aldığın domatesin hafta boyu bozulmaması; bence esas anlam bu. onun dışında her şey devlet dairesinde sıra beklemek gibi; bazen önün geçiyor bazen saatlerce kıpırdamıyorsun.
-
kargo takip uygulaması gibi bi şey hayat her an konum güncelliyor ama nereye gittiğin belirsiz. bazen sabretmek lazım diyorlar ama 3 gündür dağıtıma çıkan paketin gelmediği bu ülkede sabır da sadece ekran başında beklemekten başka bi şey değil. anlamı kendin yazıyorsun ki genelde üstü kapalı yaşanıyor.
-
yıllardır bunu düşünürüm, çok da net bir cevap bulamadım. gençken her şeyin bir amacı var sanıyordum, şimdi görüyorum ki hayatın anlamı belki de paylaşmak, sevdiklerinle gülmek, küçük mutlulukları kaçırmamak. eski filmlerdeki o abartılı aşklar, yolda karşılaşıp selamlaştığın insanlar, komşunun getirdiği yemek... işte bunlar kalıcı olan kıymetler.
şimdi herkes kariyer peşinde, para peşinde, hızlı yaşıyor. ama akşam olduğunda ekran karşısında kimin ne faydası var? hayatın anlamı diye bir şey varsa o da bence insanlara dair bir şey. teknoloji çağında kaybolduk biraz, ama eski günlerdeki o sohbetlerde, o dakikalık bakışmalarda, anladım ki ne kadar ararsan araya, bir fincan çayın yanındaki samimi bir muhabbette gizli.
-
sabah kahvaltıda tavsiye üzerine başvurduğum bir formu doldururken onlarca şifre ve aktivasyon kodu ile uğraşırken çözdüm. hayatın anlamı, aslında herkesin başka bir yerden bilgisini istemesi