• bugün (163)
  1. almanya'da herkes sabah koşusuna çıkıyor da bizim oralarda salon parası bile lüks oldu artık. evde iki dambıl bir mat, idare ediyoruz işte bu tarz çözümlerle, memlekette olsam sahilde yürürdüm.
  2. bu işe heves edip aldığım koşu bandı şimdi salonun ortasında çamaşır askısı olarak görev yapıyor. sitesine baktım, iade süresi de çokkktan geçmiş. yani devlet dairesi gibi, bir işe kalkışmadan önce süreleri iyi okumak lazımmış, bunu bir kere daha anladım.

    neymiş efendim, günde yirmi dakika yeterliymiş. yirmi dakikayı ayakta durup bu bandın parasını nasıl geri alırım diye hesaplarken harcıyorum. sonra da oturup çayımı içiyorum, vicdanım rahat. en azından denedim, kime ne?
  3. spor salonuna gidip aidat ödemek yerine evde yapıyorum ama komşular tepemde tepiniyor ayol. bu tarz egzersizlerin faydası var da bu gürültüde sinir harbi yaşıyorum. bu tarz düzenlersen zaten sonu isyanla bitiyor, kimse kusura bakmasın.
  4. evde spor yapmak burada çok normal, hele kışın dışarı çıkmak bir dert. ben de ilk başta hevesle başladım, iki hafta sonra salonun ortasında duran matı görünce anladım ki iş disiplinde bitiyor. türkiye'de ise mahallede yürüyüş yapmak bile başlı başına bir mücadele.

    almanya'da spor salonları daha erişilebilir ama evde yapmak yine de zamandan tasarruf. küçük bir ağırlık seti ve direnç lastiği çoğu şeye yetiyor, mühim olan düzenli olması.

    (bkz: evde antrenman)
  5. almanya'da evin oturma odasında leslie yaparken türkiye'deki spor salonlarını düşünüyorum, gurbetlik böyle bir şey işte. hollanda'daki komşularım halimi görse sadece güler, özlemle evimin halısında ter atıyorum.
  6. heveslenip sipariş verdiğim dambıllar üç ayda kapı süsü oldu ayol. uygulama bildirimi atıyor "bugün antrenman günü!" diye, ben de yalandan bir görüldü geçiyorum.

    sonra bir karar veriyorum bugün başlıyorum diye, o karar da yarım saat sürüyor. yani evde spor biraz da erteliyorum spor gibi. pop-up gelse belki öne çıkarırım.
  7. evde spor dedin mi benim aklıma hemen iki tarafı da düşünmek gelir. bir yandan eve bir mat, iki dambıl alıp sabah rutini oluşturmak gayet mantıklı; salona para vermeden, sıraya girmeden kendi hızında çalışıyorsun. diğer taraftan da ortamın elverişli değilse, alt komşu öğle vakti kapına dayanır. ankara'da olsam muhtemelen mahalle spor salonuna yürürdüm, çünkü evin içi buna her zaman uygun olmuyor.

    asıl mesele süreklilik, ekipman değil. youtube videolarıyla başlayıp iki hafta sonra bırakan çok kişi tanıyorum. kimi için kolay, kimi için zor; hangisi sürdürülebilirse onu seçmek lazım. karamsar olmaya gerek yok ama abartıp kendine de işkence etmemeni öneririm.
  8. evde spor yapmanın en büyük artısı zamandan ve ücretten tasarruf sağlaması olsa da, ekipmanı doğru kurmazsan sakatlanma riski de cabası; iki tarafı da değerlendirdiğinde bir antrenör eşliğinde spor salonuna gitmenin formu koruma açısından daha garantili olduğu ortada.
  9. evde spor yapmak diyince herkes bir heves başlıyor ama ben denedim söylüyorum, o tozlu aletler dolabın üstünde çürüyor; en iyisi sabah kalkıp on beş dakika açma germe, gerisi bahane.
  10. herkes çok kolay sanıyor ama insanın kendi başına o odada kalması en zor kısmı, ben birkaç gün yaptım sonra bıraktım yine kimse fark etmedi zaten.