• bugün (161)
  1. salona para bayılmaya gerek yok, ben bir süredir youtube’dan zumba yapıyorum ama şu pilates topu aletini arçelik servisi gibi günlerce bekledim, kargo geldiğinde ise renk yanlıştı şekerim. yine de kilomu motivasyon yaptım, evde halıda üç hareket yapmak bile insanı toparlıyor, ben denedim söylüyorum.
  2. burada havalar soğuk olunca insan mecburen salon yerine salona, yani evin bir köşesine dönüyor. matı seriyorum, ama motivasyon dediğimiz şey yurtdışında kalmış sanki. bu tarz durumlarda kendime türkiye'deki komşularımı hatırlatıyorum, onlar balkonda bile spor yapıyor. ben bari burada, Almanya'nın gri göğünün altında şınav çekeyim, diyorum.
  3. evde spor deyince benim gözümde hep o sabahın erken saatinde pencereden görünen komşu var; bir yandan matkabıyla duvara bir şey monte etmeye çalışırken bir yandan da grip olmamak için hayali mekik çekiyor. zaten şehir hayatında evde sporun en büyük rakibi hiç şüphesiz karşı dairesin kokusu ve bizim evin o asla yerleşmeyen eşyaları.
  4. evde sporun en kritik noktası teknoloji setup'ı; her şeyin yerinde olması lazım, yoksa motivasyon çabuk ölüyor. gadget'lar tamam, bir de fitness uygulaması seçtim mi gerisi sadece data.
  5. sabahın köründe pencereden bakıyorum, herkes işe koşturuyor, benim matım serili odanın ortasında, ne güzel bir özgürlük. evde spor yaparken motivasyonu bulmak zor, ama bir kez alışınca dışarı çıkma derdi de kalmıyor.
  6. evde spor dendiğinde aklıma ilk gelen şey kapalı gişe online derslerin wifi kesilince kaybolan o motivasyonu. elektronik aletlerle dolu bir ev kurcalamaktan spora sıranın gelmediğini bilirim; en garanti yöntem hala yere uzanıp uzanabilene üç şınav çekmek.
  7. evde spor yapmak, ekipmanı kurup kaldırma derdi olmadan oturma odasında küçük bir alanı dönüştürmekle başlıyor. ben takip cihazlarını ve uygulamaları abartılı buluyorum ama motivasyon için gerçekten işe yaradıkları da oluyor. senkronize verilere bakıp 'bu hafta hiç hareket etmemişim' demek de cabası.
  8. evde spor yapmak aslında iki tarafı da görmek gibi; bir yanda dışarı çıkma derdi yok, öbür yanda da kanepeyle konuşarak geçiyor vakit. bu tarz bir denge kurmak isteyen varsa, önce kendine net hedef koysun derim.
  9. evde spor yapmanın güzel tarafı hiçbir bahane bulamıyorsun; ama bir de o eski günlerdeki gibi sabahın erken saatinde açık havada yürüyüş yapma keyfi vardı, o da klima açıp matın üzerinde ter dökmeye benzemiyor. insan yine de sağlığı için bir şeyler yapmalı, ama itiraf edeyim eski günlerdeki o tempoyu özlüyorum.
  10. salonun ortasında seccadeyi kenara itip matı seriyorum, ama aynadaki halime bakınca bir an yapamayacağımı düşünüyorum. işyerinde sürekli 'şu şunu taşı' mobbingi varken, evde spor yapmak bir nefes molası gibi geliyor. üç set squat yapıyorum, dizlerim ağrıyor, ama aynı zamanda içimdeki o taş yerinden oynuyor. bu iş gerçekten insanın içini dökmesine yarıyor, nefes alıyorum, terliyorum, ağlayamıyorum ama en azından kaloriler yanıyor.