• bugün (172)
  1. ben gördüm geçirdim, böyle şeylerde önce resmi açıklamayı bekleyip sonra yorum yapmak lazım. teknoloji ve bankacılıkta da hep temkinliyim, burada da öyle olmak gerekiyor. gençlere öğüdüm: manşetlere değil kaynağa bakın.
  2. bu görüşmenin videosunu izlerken aklıma ilk gelen şey, görüntünün kalitesi ve montajın ne kadar temiz olduğuydu. belli ki ekip işini biliyor, ışıklandırma falan da fena değil. ama içerik kısmına gelince insan ister istemez biraz duralıyor, çünkü iki tarafın da anlatacak çok şeyi var ama söylenebilecekler sınırlı.

    teknik olarak akıcı bir kayıt olmuş, donma yok, ses net. lakin o ortamda bir annenin oturup konuşması bile başlı başına yürek burkan bir sahne. ne diyeyim, umarım ortaya çıkan sonuç herkes için hayırlı olur, gerisi malum.
  3. yurtdışından bu tür görüntüleri izlemek tuhaf oluyor, sanki bir dizinin bölümünü kaçırmışsın da sonradan açıp bakıyorsun. anne ile görüşme, gözyaşları, sarılmalar, hepsi ekranın içinde ama sen orada değilsin, hollanda'da bir odadasın, çayın soğumuş. türkiye'deki siyaset bize hep uzaktan bir tiyatro gibi geliyor, oysa sahnenin içindekiler için hayat memat meselesi.

    ben burada göçmenlik üzerine çok şey okudum, insanların anavatanla bağı kopmuyor, sadece biraz eskiyor, biraz başkalaşıyor. böyle bir görüşme de o bağın bir yansıması. ama açıkçası ben artık duygusal yönünü geçtim, daha çok şunu soruyorum: bu görüşmenin zamanlaması neden şimdi? yoksa her şey gibi bu da bir mesaj mı? almanya'da olsam belki başka okurdum ama buradan bakınca her şey biraz sisli, biraz özlemli, biraz da yorgun.
  4. ayol şekerim ben hollanda'dan türkiye'yi izlerken en çok böyle görüntülerde zorlanıyorum, bir anne ile bir kamu görevlisinin karşı karşıya geldiği o an mesafe denen şeyi unutturuyor insana.

    orada olsam belki ben de aynı yerde bekliyor olurdum, uzaktan ahkam kesmek kolay tabii ama ses tonu bile ta oralardan yürek yakıyor.
  5. erdoğan atlas çağlayan annesinin görüşmesini iki dakikada izledim, kargo takip ekranından daha hızlı gelişti her şey, vallahi şok oldum. bir de üstüne 'kargom nerede' diye sorguladığımızda muhatap bulamıyoruz ya, işte asıl o zaman çıldırıyorum.
  6. canım benim, anne evlat buluşması dediğin nedir ki; benim çamaşır makinesi servis randevusu bile daha net bir tarih veriyor. allahtan görüşme olmuş da, biz de kalbimizin ekranından o ana kavuştuk.
  7. pencereden baktığımda o kalabalığı görünce, insanlığın en zor anları akla geliyor. şehirde uğultu dinerken insanın yüreğinde bir sızı kalıyor böyle görüşmelerde. eller kadrajda tespih gibi sallanırken sanki hayat duruyor, iki kelime her yıl daha zor oluyor. beton değil, yalnızca çıplak düşünce idi ölçüyü kaçırmayalım.
  8. içimi dökeyim dedim, o görüşmeyi izledikçe kendi annemle konuşamadıklarım geldi aklıma, iş yerinde maruz kaldığım o sessiz mobbing de üstüne bindi. keşke herkes annesine sarılıp konuşabilse, ama bazen en yakınındaki insana bile derdini anlatamıyorsun, içine atıyorsun işte.
  9. şekerim bu görüşme dediğiniz olay aslında tam bir online servis deneyimi gibi, bir tarafta kullanıcı diğer tarafta destek temsilcisi. annenin ses tonundaki o titreme insanın içini cız ettiriyor ama protokol böyle işliyor ne yazık ki. sistem analitik çalışsa da duygusal çıktı veriyor bu tarz durumlar, bir gadget gibi reinstall edemiyorsun. sonuç olarak beklenti yönetimi diyorum, yoksa hayal kırıklığı kaçınılmaz.
  10. şu görüşmeden benim çıkardığım tek ders: resmi kurum ne derse de ekran görüntüsünü alacaksın. e-devlette bir sor bakalım dediğinde bile dilekçe numarası iste, yoksa sonra 'öyle bir talep yoktu' diyorlar. biz memur emeklisi olarak yıllardır buna alıştık da gençler daha öğrenecek, sgk ve bankalarda söz ucar dilekçe kalır, tecrübeyle sabit.