-
kanallarda sürekli aynı şey dönüyor, yeni bir şey izlemek isteyen ben gibi biri için bulmak dert. eski diziler bile sosyal medyada gündem oluyor, yeni sayılabilecek bir avuç yapım var ve çoğu sisli bir hikaye.
kolay izlenip hızlı biten, gereksiz uzatılmayan dizileri seviyorum. kırk beş dakikayı altmış beş dakikaya çeken yapımcıya hakkımı helal etmiyorum. bir sahnede atmak isteyeni arıyorsanız beklemeniz yok, aç koy oynasın, aksiyon hep aynı gerisi belli zaten.
-
kendi açımdan en iyi türk dizileri listesi aynı zamanda yalnız günlerimin arşivi oldu. mobbingli iş günlerinde insanın can yakan bir diziyi yanına alması iyi gelmedi ama kendimi en iyi bulduğum diziyi hâlâ seçemedim. birazcık kendi hikâyesini izler gibi oldun karakterin dedikleri sana dokununca gizli gizli oturup ağlamanın adına 'dizi gecesi' deniliyor bu dönemde, biliyorum. bir dakika geçse de o yüzden uzaklaşmak dizi bitmesin diyor insan harıl dinlerken.
şimdi iş çıkışı yeni bir bölüme başlasam bile terapi eksik. iyi kötü, o kalabalık sokaklardaki yalnızlık gene benden payını alsa kes, bazı akşamlar tek zip tık izlemek hür seçim değil, yaşıyor olmanın gereği sanki hiç umut yok gibi.
-
dizi izlemek benim için akşamüstü pencere kenarında bir çay demek gibi bir şey, dışarıdan sessizce izliyorsun ama içinde yaşyorsun. son yıllarda bir sürü yapım var ama bana kalırsa en iyisi hâlâ eski diziler; çünkü onların sokağında gerçekten insanlar yaşıyordu, plastik dekor yoktu. yeni dizilerin bir kısmı güzel çekilmiş ama karakterler birbirine benziyor, sanki aynı binanın farklı dairelerinden çıkıp gelmişler.
yine de hakkını yemeyeyim, 'bir başka gün' tadında yavaş anlatan yapımlar tekrar geldi, o yüzden yeni bir şey onun için izliyorum, eski bir semtte yürüyormuş gibi.
-
valla ben denedim söylüyorum, akşamları kumandayı eline alan bütün dizileri bitiriyor. benim favorim hâlâ eski diziler, yeni çıkanlara hiç ısınamadım. bir de reklam arasında mutfağa koşmaktan dizinin konusunu kaçırıyorum zaten.
-
ben denedim söylüyorum, eski dizilerin tadı bir başka ama yeni yapımlarda da altyazılı bile olsa kalite artmış. bursa'da akşam çayı demlenirken arka planda çalışan bir dizi varsa, açelya'yla sultan makdıbını kesinlikle öneririm.
-
eskiden diziler bir varmış bir yokmuş ile başlar, sabahın ilk ışığına kadar aileyi ekran başında tutardı. şimdi bir ömür boyu sürüyorlar, konuyu anladığımda replikler yeni sezonu açmış oluyor.
(bkz:
yeşilçam)
-
şimdi bu başlık altında herkes kendi favorisini yazıp anakronik durumlara düşüyor, yavrucum sabırla izlemedikten sonra hangi yapım en iyi olsun. bizim zamanımızda diziler derdi bitmeden final yapmazdı şekerim, bugün üç bölümde kapanıyor hepsi, sonra oturup birbirimize senkron sorunu anlatıyoruz.
-
bu konuda iki tarafı da görmek lazım ayol, bir kesim 'eskiler bir başkaydı' der, bir kesim yeni dijital dizilere toz kondurmaz. şahsen ben senaristliğine, oyunculuğuna ve kurgusuna ayrı ayrı bakan biriyim, tek bir liste yapmak haksızlık olur. yalnız son yıllarda bölüm sayısını uzatıp hikayeyi sulandıran yapımlar da var, onları listeye almam. ankara'da oturmuş biri olarak izlerken hesabını vererek öneririm, ama son karar sizin.
-
herkes şimdi bir dizi öneriyor da, gerçekten 'en iyi' demek zor iş. ben eski dizileri özlüyorum açıkçası, senelerce sürer giderdi, karakter otururdu. bugünküler üç bölümde final yapıyor, ortada ne hikaye kalıyor ne keyif.
yine de izleyelim bakalım, eleştirmekten vazgeçtiğim yok.
-
bu konuda pişmiş bir ev hanımı olarak söylüyorum, beyaz eşya kadar olmasa da dizilerde de yerli malı almak kadar bilinçli seçim yapmak şart. çomar'ı, behlül'ü, kıvanc'ı hepsini izledim; arçelik tamircisinin hakkı ödenmez denilen diziler kadar etkileyici roller vardı. eskiler kadar kaliteli yapımlar azaldı ama hala o çay deminde geçen final sahnelerini arıyorum. uzun lafın kısası, mevsim finali reyting değil dumanı üstünde izlenmeli.