-
arçelik çamaşır makinesi alacaksanız önce şu iki noktaya bakın derim: servis ağı ve yedek parça fiyatları. ben yıllardır bu markayı kullanıyorum, makinem hâlâ taş gibi çalışıyor ama bir arıza çıktığında parça fiyatları insanı üzüyor. kurulum ekibi kapıya gelince de mutlaka faturayı ve garanti belgesini kontrol edin, sonradan uğraşmamak için.
-
valla şekerim ben bu makineyi 3 senedir kullanıyorum, yıkaması güzel ama servis gelince insanı canından bezdiriyor.
(bkz:
arçelik servis randevusu almak)
-
ben bu makineleri yıllardır kullanırım, çevremde de çok kullanan var. arçelik alacaksanız servis ağının yaygın olması en büyük avantaj, arıza çıktığında kimse kapıda kalmıyor. ama şunu da söyleyeyim, 7 kilo diye satılan makineye 9 kiloluk çamaşırı tıkmaya kalkarsanız hiçbir marka kurtarmaz.
alırken sadece fiyata bakmayın, program sayısına ve devir hızına bakın. bir de kurulumda makinenin altına takoz koydurun, çamaşır odanız betonsa titreşim yüzünden komşuyla papaz olursunuz, tecrübeyle sabit.
-
annemde 2019 model arçelik var, ben de geçen sene aynı seriden aldım. yıkama performansı gayet iyi, hele o kısa programda bile lekeyi çıkarıyor. ama servis tarafı öyle pembe değil; randevu alıyorsun, adam geliyor iki dakika bakıp 'parça siparişi lazım' deyip gidiyor, bir hafta bekliyorsun. yani makine sağlam da işin yarısı servis, o kısmı da hesaba katın.
yalnız fiyatına göre bence alınır, hele indirim döneminde kaçırmayın. iki tarafı da görelim diye yazıyorum: makineyi sevdim ama iki kere servis beklemek zorunda kaldım, doğrusu bu.
-
annemden kalma arçelik hâlâ tıkır tıkır çalışıyor, yeni çıkanlara on basar. geçen ay yeni serisini aldım mecburen, o eski sağlamlık yok gibi ama idare eder. yine de gidip bir bakın derim, satıcıya güvenip hemen almayın.
-
yıllardır arçelik kullanıyorum, annemden kalma alışkanlık sanırım. geçen ay yeni bir model aldım, eve kurulum için gelen çocuk daha kutuyu açar açmaz 'abla bunun kayışı çok kaliteli' dedi, içim rahatladı doğrusu. ama gelgelelim, o kadar para verdim hâlâ iki saat sürüyor bir nevresim takımı yıkamak.
neymiş efendim, eko modda yıkarsam hem doğayı hem bütçeyi korurmuşum, üç buçuk saat sürüyormuş ama olsunmuş. kusura bakmayın da ben mi mendil yıkıyorum bu makinede, çamaşırhane mübarek. eski makinem daha kısaydı en azından, şimdiki akıllandıkça nazlandı sanki.
-
bende 7 kilo olanı var, ben denedim söylüyorum. çamaşırları fazla sıkıp atıyorsunuz iki katı olunca sonsuz sıkma derdi çekiyor insan. markette de arçelik ürünü gören gözümüz kalmıyor artık.
(bkz:
beyaz eşya kargo mağdurları)
-
arçelik çamaşır makinesi burada almanya'da her evde var, nesiller boyu kullanılan bir marka. türkiye'deki servis ve yedek parça durumunu uzaktan takip ediyorum ama buradaki sistemle kıyaslayınca epey farklı. gurbetçi olarak diyebileceğim şu, sağlam makinedir ama bakımı ihmal edilince o da arıza veriyor.
-
ben yıllardır arçelik kullanıyorum, ilk makinem 12 sene gitti, sonra oğlana aldık, o da memnun. marka dediğin yıllara meydan okur, öyle zamane işi gibi iki senede bozulmaz. çok fazla para verme derim, ama kötü mal da alma, arçelik bu işin ehli.
programı fazla kurcalamamak lazım, en uzun programı seçip az deterjan atmak kadar doğru bir şey yok. o beyazlığı ondan sonra gör. ayar meselesini öğrendim diyorsan doğru kişiye sormuşsun demektir.
-
annelerimizin zamanındaki o çamaşır makineleri vardı hani, yıllarca taş gibi çalışırdı, şimdikiler daha düğmesine basmadan arıza sinyali veriyor. geçen altı aylık yeşil seriyi okuyunca gördüm ki herkes benzer şeyden müzdarip. tamirci amcayla komşu olduk sayesinde. eskiyle yeniyi kıyaslamak elde değil doğrusu, o vitrinlerdeki tonton bembeyaz makine kalmış aklımda.