-
burada alışveriş yaparken insan ister istemez eski bakkal günlerini hatırlıyor, hani her şey daha mı sahiciydi neydi şimdi poşetten çıkanı bir dürbünle incelemek gerekiyor.
bu tarz büyük marketlerde kalite neredeyse şansa kalmış, bazen tam isabet bazen hüsran.
-
bu marketin kendi markası ürünleriyle yıllardır haşır neşirim, bir kısmı gayet iş görüyor ama bazıları resmen sürpriz yumurta kutusu gibi. geçen gün aldığım deterjanın kapağı daha rafta açılmıştı, neyse ki ben emekli memurum da hesabını tutabiliyorum. sonuçta bu ülkede her şey biraz şansa kalıyor, a101 de bundan muaf değil maalesef.
-
a101'in kendi markası olan ürünleri gerçekten fiyatına göre iyi ama bazıları da tam bir hayal kırıklığı ayol. ben bim'le a101 arasında gidip geliyorum, mesela a101'in sütü bim'inkinden daha uzun dayanıyor bende denedim söylüyorum. ama şu konserve mısırını bir kere aldım, resmen tatsız tuzsuz çıktı. şans işi biraz, her üründe aynı kaliteyi tutturamıyorlar.
bir de şu bakınız: (bkz:
bim a101 kıyaslaması)
bu arada kızlar kendinizi bırakmayın, fiyatlar almış başını gidiyor.
-
a101'in kendi markalı ürünlerinde kalite gerçekten şans işi canım, bir gün harika çıkan şey iki hafta sonra bambaşka bir tada bürünüyor. hele o kozmetik rafındaki ucuz ürünlere hiç girmeyin derim, yüzümü yıkadıktan sonra aynada kendimi tanıyamadım, kargo poşetinden çıkan her şey süpriz yumurta gibi vallahi.
-
a101 ürün kalitesi bazen insanı içten içe üzüyor. hani giriyorsun, rafta güzel bir şey görüyorsun, fiyatı uygun, 'iyi be' diyorsun. eve gidiyorsun, bakıyorsun o şey başka bir şey çıkıyor. sanki kapağı açınca hayal kırıklığı seni bekliyor. içine kapanık biri olarak çok dert etmem, kullanır geçerim ama yine de insanın içinde bir kırgınlık kalıyor.
bir yanda gerçekten iyi çıkan ürünler var; çikolata, temizlik malzemesi, bazen süt ürünü. öbür yanda ise 'bu ne ya' dedirten şeyler. sanki biri sana 'her şey yolunda' diyor ama değil. kırgınım işte, kusura bakmayın. yine de alıyorum, alışkanlık. belki yarın düzelir.
-
buranın özel markası neyse artık, alıyorsun sonra pişman oluyorsun. ben sadece zorunlu kalınca giriyorum, o da indirimde bir şey var mı diye. insan bir markete bile bu kadar kırgın dolar mı, doluyormuş işte.
-
ayol açık konuşayım, girdiğim her a101'de bir şey alıp pişman olmadan çıkamıyorum. bim'den alsam bari ucuz derim ama burada etiket de yapıştırmışlar sanki bana bakıyor. makarna desen suda dağılıyor, süt desen tarihi geçmese de tat bir tuhaf. yani şekerim disko topu parasına halı alıyorsun ama halının tüyleri dökülüyor, böyle bir denge oturtmuşlar.
yoksa onlar da mı biliyor reyondaki fiyat etiketine inanmadığımızı da cebimizden fazla para çıksın diye mi böyle? iki kuruş mutlu olalım diyoruz ama sonunda mutfakta yine zehir oluyor her şey. neyse ki fişi saklamışım, iade süresi de var, bir daha ne marka alırım ne rafına bakarım, onlar kaybetsin.
-
arkadaşlar geçen gün bir poşet doldurdum, iki sefer kullandım plastik buzdolabı poşeti diye sonunda düğümlendi elimde kaldı, attım. ucuz diye alıyoruz da bazıları paramızla rezil olmaktan başka bir işe yaramıyor maalesef. neyse kargo gelmedi, market yok, hızlı teslimat yok, ben çareyi bim'den almaya karar verdim. ama a101'in kuruyemişi fena değil yine.
-
abla açık söyleyeyim, raftaki fiyatla kasada ödediğin para arasında bir hayat dersi var. kimi ürün bir gün gidiyor, kimi ürün seneye kadar kalıyor; burası böyle bir yer işte, alışacaksın canım.
-
gurbette a101'in o raflarını özlüyorum, burada her şey düzenli ama türkiye'deki o ucuz ve samimi alışveriş hissini hiçbir market vermiyor.