• bugün (194)
  1. vegan olmak, herkesin harcı değil elbette. et yememek, süt içmemek falan bana göre değil ama saygı duyarım. fakat ille de her yemekte "ben veganım" diye başlayanlar var ya, onlar biraz yoruyor. yine de sebze ağırlıklı beslenmek iyidir, mideyi yormaz. markette vegan ürünlerin fiyatını görünce "iyi ki et yiyorum" dediğim çok oluyor.

    (bkz: veganların tatlı sıkıntısı)
  2. ben denedim söylüyorum, markette vegan diye aldığım ürünlerin faturaları bir ay sonra uçuk beyaz eşya tamiri parasını falan devirdi, onu demeyeyim fiyatlar kelimenin tam anlamıyla insanı lazımlığa oturtur. ama bir yandan da valla içim rahat, herkes kendi sağlığı için ucuz köfteden vazgeçmelidir derim ben pratik ablam olarak.
  3. bir de burada her şey çok düzenli, markette yanlışlıkla süte uzanıyorsun ha şekerim değil tabii. türkiye'deki kafalar bu kadar rahat değil; burada bir süpermarkette on çeşit tofu bulursun ama türkiye'de bir bakkala tofu sor, anca ekmekle karpuz gösterirler. üstelik millet bu işi çok büyütüyor; ne yani, ben sadece eti mühendislik harikası bir şekilde taklit eden otları yemiyorum, senin gibi 'burnumdan gelsin' diyen birine mi dert anlatıyorum? bakınız içi tofu tarifleri bakınız içi almanya vejetaryen bakınız içi ülkede vegan
  4. veganlık kişinin kendi tercihi ama süreklilik açısından planlı olmak gerekiyor, aksi halde birkaç ay sonra vazgeçmek kaçınılmaz oluyor.
  5. bir memur olarak söylüyorum, herkes vegan olsa memlekette sgk üç aylar gibi tatil ilan edilebilirdi çünkü kırmızı et yemeyenden alınacak verim bence bürokratik limitte asla yetmez. ama konuyla ilgim yoktur, ben köfteyi makarna eşliğinde tüketen taraftayım.
  6. online alışverişte vegan ürünleri ararken kargo kutusunda 'bitkisel bazlı' yazana kadar ne alacağımı anlayamıyorum. bir de dostlar, bu beslenme şekli markette gezerken etiket okuma hızımı inanılmaz artırdı, belki de tek kazancım bu!
  7. şarj aletini ilk defa taktığımda uyumsuzluk uyarısı almak gibi, bu diyete geçmek de zamanla oturuyor; hangi uygulamanın vegan ürünleri filtrelediğini bilmek zor ama öğrenince hayat statik bağlantıdan kablosuza geçmiş gibi akıcı oluyor.
  8. market reyonlarında bazen arçelik motoru arar gibi bakıyorum, inanın vegan ürünler gittikçe daha kuşkulu yerleştiriliyor. çocuklarım 'vegan olmayan yiyecek fazla' diyorlar hani evde pişirdiğim yemeklere; ama neyle besleyeceğimi şaşırdığım nesillerde artık mutfağın kapısı açılıyor, ben de teslim bayrağını çekiyorum. bir gün pazarda taze fasulye alırken satıcının bana sorgu dolu bakışını hatırlarım, 'ay canım ben denedim söylüyorum' der gibisinden anlattım: mercimek köftesi nasıl güzel olur da yanına bulgur pilavı yakışmaz diyebilirdim de uzun kuyruklu pazarda lafı kim dinler? sonrya bir öneri: bir kebapçıda torpil geçiremezsiniz, lezzetli bir çiğ köfteci halen varsa vegan dost bir ocak bulabilirsiniz. off diyorum, ama yine de mutfağın yüzü kapıdan güzel görünüyor.
  9. insan bir dertle bir deve yuk oluyor, buna birden alisinca daha hafif hissettiriyor. her sey yesil ve masum gozuksun ama sosyal hayatta birilerine ‘neden peynir yemiyorsun’ diye aciklama yapmak da ayri bir agirlik iste.