-
gençler birbirinize iyi bakın, sizi sürekli eleştirip küçümseyen insanlar aslında kendi yaralarını sarmaya çalışıyor. gün geliyor geçmişin kamburuyla yaşamaktan yoruluyorsunuz ama dönüp bakınca o çektiğiniz dertler size çok şey öğretiyor.
-
e-devlet'e girsem boşananların sayısı fazla, bu toksik ilişki denen şeyde de anlamadığım dertler kol geziyor. bir proje takip etmeye benzemiyor, ya sabır ya tecil edip sistemden düşmek lazım.
-
bir bilgisayar virüsü gibi, sistemi yavaş yavaş ele geçiriyor, tüm kaynaklarını tüketiyor. iyi haber şu ki antivirüs programı gibi davranıp kendini izole edebilirsin; tabii önce sistemini formatlamayı göze almalısın.
-
toksik ilişki dediğin şey, kargosu bir türlü gelmeyen sipariş gibi ayol, bekliyorsun bekliyorsun ama hâlâ ortada yok.
izmir'de 3 günde gelen kargo, bu ilişkide 3 sene oldu hâlâ yolda. bir de sürekli "sen suçlusun" diyor, ben müşteri hizmetlerini bile bu kadar aramadım. gerçekten bu tarz insanlarla uğraşmak kozmetik indirimi kovalamaktan yorucu.
-
kendi çevremden de biliyorum, bu toksik ilişki lafı öyle havada dolaşan bir söz değil, insanın dibine kadar yaşadığı bir şey. kadıncağız sürekli alttan alıyor, sonra bir bakıyorsun bir kenara oturmuş elleri titriyor. sanki çamaşır makinesinin ayarı bozulmuş, o kadar dengesiz bir hâl.
ben denedim, çevremdeki iki kişi üzerinde gördüm, söylüyorum: işin içine gireni de çekiyor bu döngü. karşı taraf hiç değişmiyor. en sonunda sen ya tamamen bırakacaksın ya da o seni bıraktı derken sen yine kalacaksın. sökülüp atılması lazım bazen, yoksa ömrünü yiyor.
-
e-devlette kapı kapı dolaşıp halledemediğin işi bir dilekçeyle çözersin de şu toksik ilişkilerde tek imza yetmiyor, sürekli bir süreç takibi, sürekli bir stres. gençlere tavsiyem olsun, faturaları barkodu takip eder gibi ilişki de takip edilmez ama edilir, ben size didim.
-
eskiden sinemada aşk filmleri iki saatte biter ve bize ders olurdu, şimdi millet yıllarca süründüğü o zehirli hikâyeyi mecbur kalıp yaşıyor, yazık ayrıca da çok yazık.
(bkz:
modern ilişkiler)
-
pencereden dışarı bakarken bile içinden çıkılması ne zor olduğunu düşündüğüm, o karşı komşunun her akşam aynı kavgayı tekrarladığı daire gibi bir şey; insan biliyor zarar verdiğini ama ışık sönene kadar izlemeye devam ediyor.
-
insan bir ilişkinin içindeyken görmüyor hiçbir şeyi, dışarıdan bakan herkesin aynı şeyi söylemesi de bir şey ifade etmiyor başta. sürekli alttan almak, her tartışmada geri adım atmak bir yerden sonra alışkanlığa dönüşüyor, kendi sesini duyamaz oluyorsun. sessizce uzaklaşmak, gürültü koparmadan çekip gitmek en sonunda bıraktığı huzur, o ağır laflardan bin kat iyi geliyor.
-
eskiden böyle şeylerin adı yoktu, olanla olunurdu ya da bitirilirdi. şimdi her sınır bilgisi veren hareketi toksik diye etiketliyoruz, sanki koca kavramların hepsi aynı torbaya dolduruluyor. bizim mahalle bakkalları bile uyarı etiketi yapmak konusunda bu kadar eli açık değildi.
mizansen değişti de insanlık aynı kaldı. insan ilişkide üzülebilir, susabilir, yorulabilir; bunun için hemen koca bir kavram apartmanına taşınmaya gerek var mı bilmem. eskiden mektuplar vardı, yazarsın, dönersin, tartışırsın, tekrar bir araya gelirsin. şimdi tık yap kapat.