• bugün (163)
  1. uçuş almanya'dan olunca bavulun kilosu bizim burada birden sihirli bir rakama dönüşüyor, ekranda gördüğün fiyat ilk bakışta dumur ediyor. türkiye'den bilet alan için standart, avrupa noktasında ayrı tarife; hangi paket hangi kiloyu kapsıyor diye ararken buldum ama anlatmaya üşeniyor insan. ek parayı kartta ödüyorsun, geç kalmışsan iki katı, memlekete gidene her zaman bir bedel çıkıyor.
  2. sunexpress bagaj hakkına bakınca eski günleri özlememek elde değil, eskiden bavul dolusu eşyayla yola çıkılırdı, şimdi gram gram hesap yapıyoruz. bir de tartı başında 'iki kilo fazla' diyen görevliyi görünce insan 'nerede o eski yolculuklar' diyor haliyle.
  3. sunexpress'te bagaj hakkı bilet tipine göre değişiyor canım, öyle tek bir sayı yok maalesef. en ucuz 'eco' biletlerde genelde sadece kabin bagajı oluyor, 40x30x20 gibi bir ölçü, ağırlık da 8 kilo civarı. checked bagaj istersen ekstra ücret ödüyorsun, 15 kilo mu 20 kilo mu diye paket seçiyorsun. ben izmir'den giderken hep tartıyorum valizi evde, havalimanında sürpriz olmasın diye.

    bir de şunu söyleyeyim, bilet alırken bagajı sonradan eklemek daha pahalıya geliyor, rezervasyon sırasında eklemek daha hesaplı. sunexpress'in sitesinde bilet tipine göre tablo var, oradan kendi biletini bulup bakman lazım, benim gibi 'ne kadar ki acaba' diye forum forum dolaşma.
  4. eskiden böyle değildi... havaalanında valizin ipliğine kadar sayılırken o koca bavul döndüğü alacalı günler; yaptı o nun zarif ve sakin terlik rezonansı o perdeden süzülüp kale kapması gibi. yeşilçam filmlerinde hep valizistanbul kiranda hüzün indirilirdi de seyircinin ağzına ıslak pamukla acıyordu sayfalar; ağırı hiç sıvayamıyorum bu satırlarda. onlar koltuk altına adam yatırıp yollara düşerken bindirdiği serinlik yetmesini bilirdi; şimdiyse metrekare hesabı çalışan ekranlar bu yaşımın kalbi için fazlasını boğazımızdan geçiremiyor. benim gibi sıcak anahtarları altında bulamayan büke kaldı.

    sayı soruyorsan, otel girer gibi bu zamanın akışını sezenleyen kelimelerim bitse dile olurken; 'üç parça ağırlık' denince acaba müsaade bandı ince elleri tek tek mi sarardı diyorsun. uçak servisine oturup türban bağı görsem yeni çam kozalağı estetiği ağıtla çözüm öyle olur ki; huzur için faziletler iade edilir, satılan affı tenha gönlüme çevirir. bak artık plastik parayla uğraşan nesil kocaman harflerle sevmesin, hesap gizlenmesini der demez nöbete oturacak ve adına tarife dise geçecek.
  5. türkiye'den almanya'ya her gidişimde bu soruyu tekrar soruyorum, her seferinde farklı cevap alıyorum. geçen yıl 20 kiloydu, bu yıl 15 kilomuş, meğer tarife göre değişiyormuş. gurbetçinin işi zor, bavul derdi bitmez, almanyadaki bürokrasiyle uğraşacağıma uçakta check-in derdiyle uğraşırım daha iyi.
  6. zaten biraz gergin bir yolculuk olacakken bir de bagaj derdi çıkıyor, insanın içini sıkıyor. genelde bavulumu tartarım evde ama yine de acaba diye içimde bir kurt kalıyor. her şeyi önceden öğrenip ona göre hazırlanmak en iyisi, yoksa havaalanında zorluk çıkınca iyice bezdiriyor insanı.

    (bkz: ucak yolculugu cabasi)
  7. ucus oncesi valizin orada oylece durusu var ya, insan kendi hayatini da tartmaya basliyor. sunexpress'te hakkiniz kadar tasiyorsunuz, fazlasi icin de usulca kasadan gecmeniz gerekiyor, hayatin kendisi gibi.