-
sağlıklı beslenme deyince aklıma direkt kargo kolisinden çıkan organik ürünler geliyor, sanki sağlık evime teslim edilince başlıyor. ne yalan söyleyeyim bunu abartmayı da çok seviyorum, salata tabağım resmen instagram standı.
-
eskiden tabakta hünkar beğendi vardı, şimdi sosyete kahvaltısında avokado dilimi. allah aşkına, o yeşil otları yiyenler hatırlar mı hiç mercimek çorbasının o tarçın kokusunu? bizim zamanımızda sağlıklı beslenmek 'suyu çok iç, hareket et' diye geçerdi, şimdi millet bilmem kaç gram protein sayıyor kilitli kapta.
-
sağlıklı beslenme aslında bir kere oturup düşünce çözülüyor ama olay yemekte bitmiyor, alışkanlıkta bitiyor. kendimi bildim bileli şehirde yaşıyorum ve market reyonlarında ne kadar kandırıldığımızı görmek açıkçası üzücü. bakliyat, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek gerçekten zor değil, sadece zaman ayırman gerekiyor. ayrıca şu var: arada bir kaçamak yapınca hiçbir şey yıkılmıyor, yeter ki istikrar olsun. sanki pencereden izler gibi kendini izleyince neyi neden yediğini daha iyi anlıyorsun.
-
burada market raflarına bakınca gülüyorum, bizde sağlıklı denilen şeyin yarısından fazlası aslında işlenmiş gıda çıkıyor, allah bilir kaç katkı maddesi giriyor araya.
türkiye'de olsam pazardan taze alırdım diyorum ama işin açığı gurbette bu özlemle de düzen tutturamıyorsun, hafta sonu yeşilliği biraz abartıp suyunu çıkarıyorum.
-
ben denedim söylüyorum, iş market akışıyla başlıyor: tabağa giren de çıkan da ölçülü olacak. üç öğünü kargo takip eder gibi takip ediyorsan zaten yarısı gitmiş demektir. bu tarz düzen oturunca kıyafetin bedeninden anlarsın. ben denedim, iki ay sonra döndü bana tam ters tepki verdi, neyse yaza dönüz.
-
ya allah aşkına ne besleyeceğim ben kendimi markete gidiyorum kırk tane etiket okuyup geliyorum yok çünkü bunları okuyunca kargo kodu girilmiş gibi sistem çöküyor. uygulamada liste oluşturdum ama üşendim açıp kontrol etmek kim praiçin koşacak onu. pratik diyet diyorlar sonra şekerim biralar hazımsızlık diyor.
-
bak sen şimdi sağlıklı beslenince ne oluyormuş, söyleyeyim: kasaptan sebzeye her şey daha pahalı, sonra bir de aktara gidiyorsun, o da ayrı bir bürokratik süreç. ben emekli maaşıyla denedim, iki günde bitti. doktorlar haklı da, cüzdan da haklı çıkıyor sonunda, işte orası muamma.
-
detaycı ruhum ister ki bunu da bir sistem gibi kurup verilerle takip edelim, çünkü şeker kısıtlaması protein artırma işi sabır ve optimizasyon işi.
bu tarzveriyle yaklaşım
-
ayol bu semtin manavında domatesler bile sanki poz veriyor, kendimi bir tabağa dizecekken buluyorum. pencereden bakınca insanlar koşuyor, ben oturup yeşillik doğuyorum, ikimiz de bir nevi sağlıklıyız işte.
-
ay nasıl olacak bu iş ya, sepetime bir salatalık atayım dedim kargo ücreti salatalıktan pahalı çıktı. sağlıklı yaşam paketleri öyle güzel pazarlanıyor ki insan quinoa yerken kendini kozmetik reklamında sanıyor. neyse, ben yine de yeşil çay ve yoğurtla idare ediyorum, en azından kargoya kızmıyorum.