-
rüyalar demişken, bu konu bir apartmanın holü gibidir; kapıları açtıkça farklı odalara girersin, ama hepsi aynı kalorifere bağlıdır. bir süredir şehirde yaşayan biri olarak rüyalarımda hep koridorlar ve asansörler görüyorum, bu nedir bilinmez. tabir kitapları her seferinde farklı bir anlam çıkarıyor; bu beni bazen güldürüyor, bazen de düşündürüyor. dikiz aynasından görünen bir dairenin penceresi gibi şeffaf bu işler, herkes kendine göre bir manzara görüyor. en doğrusu şu: rüyayı gördükten sonra bir kenara not edip uyanıklık âleminde işlerinizin yolunda gidip gitmediğine bakın. sorun yoksa rüyayı geçin, vardır hayırdır.
-
ben rüyaları çok takmam ama sabah uyanınca üstümde bir ağırlık varsa o gün akşam yemeğini ne yapacağımı şaşırıyorum. bir de hep marketteki indirimler çıkıyor karşıma, gerçekten nedendir anlamıyorum.
-
her sabah uyanınca birilerine 'gör bakalım rüyan ne anlatıyor' diye soran o dünyadan biraz eksik hissediyorum. nesiller değişti, ama insanlar hala bir şeyin gizem haberini almak için rüya tabirlerine bakar, sistem hiç değişmez. otuz beş yıllık ömrümde gördüğüm tüm şu sır dolu diyaloglara rağmen işin özü şudur: beynin akşam verileri düzgün çalıştırmanın ve storgie etmenin bir formudur. kimi zaman bilgisayar başında oyun oynarcasma, kimi zaman bir ekran kartı arızası verip komple kapanmadan önce iki satır veriyor; oralardan siyrilmak kimi ikn diye yazdığım dijital metinlerden farksız geliyor. red dead olumlamalar.. açıkçası bu bir donel fazlasıyla hacklemektir hayatı.
elbette ki psikiyatristler ve gelecek vaat edenler seans ücreti karşılığında daha derin bulara iniyor, ama ben pes etmiş durumdayim. kullandığım teknoloji hızlandıkla, rüyalarım vitrin ürünü gibi muğlak oluyor; telefon çalar mı ne menü? hacker edabıyla bilgi alır, bağlentı kurarız, yutmuş laf parçaları; içinden anlam çıkartmak daniskasi. herkese un çıkar bu illüzyon dersinde öğrendinlikler, zaman geçtikçe dil dökmeden bir önkabul haline geliyor. gerçi soru sorma güzeldir; cv of kült, yagec bellek parcellah simülasyon. bunu bir yer'e yedegörevi altına alınamaz, ancak hayat en dogru kişisel barkod'u tanı olduğun gibi bükeymezsin. bu yüzse ki ayagında don çabuk cikort. parmak uçlarında çözmelisin kopmuş veriyi.
-
ben rüyada pazara gidip karpuz aldıysam ertesi gün banyo musluğu bozuluyor, bunu çözemedim. evdeki beyaz eşyalar bana ters bir işaret veriyor sanki; rüyada arçelik servisi görürsem otomatiği bağlanmış, o gün kargo geç gelir.
-
rüyaları uzmanlar farklı yorumluyor, bir kısmı bilinçaltı diyor, bir kısmı günlük yaşamın yansıması. ben iki tarafı da dinledim, açıkçası rüyaların bazen gün içinde yaşadıklarımızın karmakarışık hali olduğunu düşünüyorum. ama bir de şu var, bazı rüyalar var ki tanıdık hissettiriyor, işte o zaman ister istemez insan bir anlam arıyor.
-
dün gece dişlerimle oynuyorum rüyada, sabah uyanır uyanmaz 'diş görmek ne demek' diye girdim tabii ki. bir baktım sevgiliden ayrılmak, ölüm, hastalık derken her şey olumsuz. meğer bir de para varmış yorumlarda; akrabayla telefonda konuşunca para gelirmiş diye okumuştum, inanmıyorum ama geldiğinde söylerim.
-
kırk yedi yaşında bir adam olarak söylüyorum, rüya tabirlerine çok itibar etme; çoğu kişi satır aralarındaki o 'düş'lerin fiziksel bir yansıma olduğunu unutuyor. bende en inandırıcı olanı, gündüz yaşanan stresin gece beynime rastgele bir film oynatması — ona ne anlam yüklersen rüya o oluyor aslında.
(bkz:
rüyalar bilinçaltıdır)
-
ben rüyaları araştırdım, beyaz eşya kataloglarını inceler gibi her detayına baktım. bazıları der ki rüyalar bilinçaltının yansıması, ben de diyorum ki markete gitmeden önce listeyi rüyanda mı görmen lazım? ne anlama geldiklerini çözemedim ama annem der ki 'rüya yorumlamak için pazara gidip turp almak lazım', bizde yöntem bu.