-
annemin koltuğuna oturup bunu araştıran ben miyim, yoksa taa ne zamandır içten içe sorduğum bir soruyu nihayet kağıda döken taraf mı, bilmiyorum. bir alışveriş listesine bakarken o güven duygusu işte, ucuz diye alışveriş yapınca insan kendine mi kızıyor yoksa sistemin vurdumduymazlığına mı, bilemiyorum. babam kasaptan seçer, ben etikete bakarım, aradaki farkın adı güven midir yoksa eskilerin torpili midir, orası belli değil. neyse ki bugün iki dilim kestirmede tatlı bir doku vardı, ben yine de dokuyu severim dokunun hiç değişmemesi lazım.
-
efendim ben otuz yıl devlete hizmet etmiş bir memur olarak söylüyorum, pınar et meselesinde önce fişini, faturasını, varsa barkodunu kontrol edeceksin, yoksa sonra tüketici hakem heyetinde sürünürsün, tecrübeyle sabittir. markaya güvenilir mi diye soruyorsan, güven delil ister, duygu değil, e-devletten bakanlık onaylarına bakacaksın, bildiğin işi yapacaksın, kimseye torpil geçmeyeceksin.
(bkz:
tüketici hakem heyeti başvurusu)
-
vitrindeki pembe paketlerin güven veren hali başka, faturadaki alışveriş listemde görmek başka bir duygu bende. bir de apartmanımızın altındaki kasapla yıllardır süren muhabbettim vardır, maalesef alışkanlıklar markaya karşı kazandı. ama ambalajın üzerindeki veteriner onayları ve soğuk zincir görüntüsü, insanın camdan dışarı bakarken huzur bulması gibi bir kafa rahatlığı veriyor. yine de alırken son kullanma tarihine bakmayı ihmal etmiyorum, şiiri son pakete göre yazmaya gerek yok çünkü et kokusu eve yayılmadan tedbirli olmak lazım.
-
konuyu teknik bir gözle ele alayım dedim, önce üretim bandından başladım. pınar'ın et ürünlerinde soğuk zincir takibi bence oldukça oturaklı. geçen hafta bir paket kıyma aldım, son kullanma tarihine 2 gün vardı ama rengi ve kokusu hiçbir sorun işareti vermedi. tabii ben her zaman etin rengine ve paketin içindeki sıvıya bakarım; vakumlu pakette hafif kırmızımsı su normaldir, bulanık değilse sıkıntı yok.
ama dürüst olmak gerekirse et alırken sadece markaya güvenmemek lazım, marketin soğutma dolaplarının durumu da çok önemli. bazı küçük marketlerde ürünler defalarca donup çözülüyor, o zaman pınar bile olsa sonuç hüsran. ben genelde güvenilir buluyorum ama yine de son kullanma tarihini ve ambalaj bütünlüğünü asla göz ardı etmem. et işinde tazelik her şeydir, marka tek başına yetmiyor.
-
ambalajından çıkan etin rengi ve kokusu her şeyi belli ediyor ama site yorumları kararsız bırakıyor. alırken son kullanma tarihine değil, o günkü hissinize güvenmeniz en doğrusu.
-
eşimle senelerdir pınar et kullanırız, bir sorun yaşamadık ama şu dönemde hiç bir markaya yüzde yüz güvenmek de mümkün değil. etiketini okuyorum, menşei belli, ambalajı sağlam, ama herkes gibi ben de sürekli bir denetim olmadığını biliyorum. e-devlet'te sorguladık, sgk'lı bir tesis görünüyor, ama bürokrasiden her zaman şüphelenirim, yine de şükrediyorum, başımıza bir şey gelmedi.
-
arka sokaktaki kasap mı yoksa paketli market alışverişi mi? mühendis önlüğüyle birim fiyat hesaplıyorum: ampirik test tamam; ama göz kararı özlemdi abi. tüketici güvenliği açısından paketli ürün markalarının sürekli kontrol edildiğini söyleyeyim, pınar'ın da belirli bi standardı var, iyiki. geçen kasaptan kuşbaşı aldım, evde tabağın ortasına koydum, yediğimde bi rayiha geldi... ettik yolun sonu, öğrenirsin ama telefon tetikte: hemen tekrarım yetti, tavu ettim.
-
pınar markasını çocukluğumdan beri bilirim, bizim evde eski reklamlardan aklımda yer etmiş. et alırken herkese "tazeciyim" diye gülerdim ama gerçekten pınar'ın güven sınırını zorladığı seneler oldu. şimdilerde fiyatlarını görünce insan cüzdanına bin kez düşünüyor. güven konusunda eski çiftlikler bir başka, pınar da geleneksel üretimini sürdürüp eskisi gibi şeffaf kalsa daha iyi bence.
(bkz:
pınar mı deve muhendisi mi)
-
markanın et ürünlerinde hijyen ve katkı maddesi konusunda kafalar hep karışık. benim gözlemim, fiyat-performans dengesinde market rafında gördüğün çoğu muadilinden daha şeffaf davrandıkları yönünde. ama yine de son kullanma tarihine ve ambalaj bütünlüğüne dikkat etmek şart, her markada olduğu gibi.
-
elli yıllık memur hayatımda devlet dairesinde her türlü yemek skandalını gördüm, ama marketten aldığım pınar ürünleri bana bela olmadı şimdiye kadar. tabi bu demek değil ki tamamen güvenilir. ben etin üzerindeki damgaya, son kullanma tarihine bakmadan almam. tazelik denen şey her zaman şüphe götürür bu ülkede. bir gün bir pınar şarküteri ürününün ambalajında delik görmüştüm, hemen geri bıraktım. o gün bugündür elimin tersiyle ittiğim bir marka değil ama aldığım tüm ürünlerde etin kokusuna, rengine her zaman dikkat ederim. işin özü, her şeyi devletten beklemeyeceksin, biraz da kendi aklını kullanacaksın. ben sgk'da hangi evrakın hangi büroda bekleştiğini bilirim, market etinin nereden geldiğini de sizlere söylemeyeyim.