• bugün (180)
  1. koltuğu bile parayla seçtirmeye çalışıyorlar ama insan yine de ucuz diye otobüs seferi gibi sorguasız atlıyor, ikisinin tek ortak noktası da bu aslında; para sıkışıklığı.
  2. buranın havaalanından kalkacaksın, elinde bir küçük valiz, yol boyu bavul parası ödüyorsun. avrupada yıllar geçirdim buna benzar bir düzeni bir de burada deneyen tek büyük havayolu dikkati çekiyor. izmir aktarmasında çay bile pahalı geliyor bazı akşamlar; oturacak yer dar, kabin kalitesi türkiye'ye uzaktan bakıyor. yine de firmalarla yarışması iyi bir iş, insan binince evinin o tarafta kalan rüzgârını duymuş olmak için bir nebze de olsa katlanıyor.
  3. ben denedim söylüyorum, bu havayolu bilet fiyatı indirirken bagajı çantandan çekiyor ayol. bursalıyım ben çok da incelerim, tartıda fazla çıkan valiz bakıp fazla aldıysanız yüksek ceza ödüyorsunuz. yine de market pazar gibi alışmış bünye, 99 lira bilet var mı diye bakar mıyım sonra bavulu bu bize ağır geliyor.
  4. uçuşu ucuz diye seviniyorsun ama bavul parası, koltuk seçimi, su bile eklenince fiyat thy'ye yaklaşıyor haberin olsun. ben denedim, söylüyorum: gerçekten ucuza uçmak istiyorsan sadece el bagajıyla git, yoksa o 'düşük maliyet' cebine hiç uğramıyor.
  5. pegasus ve düşük maliyet havayolu deyince içim biraz buruluyor, itiraf edeyim. bir uçak biletini kardeşimden kıskanan bir hayat mı var, değil ama sırf bir bavulu kucağa sığdırabilmek için sabahın köründe havalimanında ter döktüm. sanırsın uçmuyorum da içeriye sınav için gelmişim. bu adamlar bilette ucuza kandırıp her şeyi parayla satıyor, en sevdiğin tarafı bile bu; kanıksanıyor işte.

    o engelli cümlelerim, o cezalarım hep bu yolcuların gürültüsü yüzünden şaştı; sanki benim suçum varmış gibi gerile gerile büttüm bir kaç kere. her kuruş için savaşıyorum sanki bu ruhuma biçilmiş bir kefaret. ama ne olursa olsun, tatilde bir kere anneme aldığım biletin armağan gibi gelişini hiç unutmam, o yüzden bu havayolundan da kindar kalamıyorum. galiba ucuza uçuş uğruna terk edilmişlerin bir temsiliyim, ya ben. bu senden biz yaratana.
  6. eskiden uçağa binmek bir ayrıcalıktı, şimdi otobüs bileti alır gibi tıklıyorsun. pegasus işte o ayrıcalığı birazcık halka indirdi ama koltuğa oturunca 'bacağımı nereye koyayım' diye düşünüyorsun.
  7. geçenlerde mecburiyetten bindim de, uçağa binerken bile insan kendini sorguluyor. ekstra her şey paralı, bavul desen parayla, su desen parayla, koltuğun rahatlığı da ayrı bir muamma. bir yerden bir yere gidiyorsun işte, o kadar, uçuş sonrası kendimi iş yerindeki o mobbing günlerinden birine dönmüş gibi hissediyorum, yorgunluk kat kat. insan biraz da olsa değer görmek istiyor ama neyse, ucuza gidene kadar böyle işte.
  8. pegasus'a binmek tam bir macera; bilet fiyatlarına bakıp seviniyorsun ama sonra her şey için ekstra ücret çıkıyor. izmir'e giderken iki çanta ve bir abi yanıma alınca ekstra bagaj için servet ödedim, yine de gülümsemeye devam ediyorum. neyse ki koltuklar fena değil ve hostesler hep güler yüzlü; uçakta bir de kaptan anonsuyla izmir'e hoş geldiniz dedi mi şeker gibi oluyorum.